AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed
100mg viagraviagra affiliateviagra informationviagra infoviagra purchasecheapest viagraviagra softviagra levitracheap viagraget viagracialis viagraviagra research50mg viagraviagra salesviagra cheapviagra overnightfree viagraviagra alternativeprice viagraviagra forumimpotence viagraviagra costflomax viagralevitra viagraviagra cheapestviagra refillviagra prescriptionsorder viagrapfizer viagraviagra naturalviagra onlineviagra pharmacyordering viagrabrand viagrawoman viagrasubstitute viagrabuying viagra

Have we lost freedom?

Yeşim Tekstil, Geri Dönüşümlü Pamuklu Kumaştan Ürettiği “Yeşim Recycle” ile Organik Pamuktan Elde Edilen İplikle Ürettiği “Yeşim Organic” Markalı Ürünlerine Patent Aldı.

Firma doğayla uyumlu üretim yaparak doğaya dost markaları ile sektörde öncü olmayı hedefliyor.

Nike, Gap ve Zara gibi dünyaca ünlü markalara üretim yapan, Türkiye’nin geri dönüşümlü pamuklu kumaş üreten ilk firmalarından biri olan Yeşim Tekstil,’e-fabric’ adı altında ürettiği doğa dostu geri dönüşümlü ve organik kumaşlarına patent aldı. Firmanın geçtiğimiz yıl yaptığı başvuru olumlu sonuçlanarak “Yeşim Recycle” ve “Yeşim Organic” markaları, 2010 yılından itibaren Yeşim Tekstil adına resmi olarak tescillendi.

Yaklaşık 10 yıldır doğa dostu kumaşların üretimini hızlandıran firma geri dönüşümlü ve organik pamuktan, bambudan yapılan kumaşların yanı sıra geçtiğimiz aylarda deri görünümlü kumaşlar da üreterek yeşil bir dünya ve sürdürülebilir bir yaşam için doğaya dost ürünler portföyünü genişletmişti.

Yeşim Tekstil CEO’su Şenol Şankaya, üretimin her aşamasında doğayı korumaya özen gösterdiklerini vurgulayarak, doğaya dost çalışmaları dünyada yeni bir akım olan “Green Factory” kapsamında yaptıklarını söyledi.

Sürdürülebilir bir yaşam için organik ürünlerin yanı sıra, geri dönüşümlü ürünlere de ağırlık verdiklerini anlatan Şankaya, bu doğrultuda “Yeşim Recycle” ve “Yeşim Organik” markalarını oluşturduklarını anlattı.

Türkiye’nin dünya organik pamuk üretiminin yüzde 40′ını karşıladığına dikkat çeken Şankaya, dünyada her yıl yüzde 30-40 büyüyen organik pazarın organik üretimin gelecek 10 yılın trendi olacağının da bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Şenol Şankaya, Yeşim Tekstil’in 2000 yılından bu yana sürdürdüğü organik üretimini 3 yıl önce aldığı uluslararası organik üretim sertifikasıyla belgelendirdiğini hatırlatarak, ellerinden geldiğince, ürettikleri ürünlerin kendi yaşam döngüsünde çevreye zararlı etkisini azaltmak istediklerini vurguladı.

Şankaya, “Bunun için de kaynakları daha az tüketerek, ürünleri tekrar kullanarak, yeniden işleyip kullanışlı hale getirerek doğaya dost üretim için alternatif çalışmalar geliştirmeye çalışıyoruz.” dedi.

Samsun’da üretilen yöreye özel pekmez hem ısıtıyor hem de sağlığa çok yararlı dokunuyor.

Samsun’da üretilen yöreye özel pekmez hem ısıtıyor hem de sağlığa çok yararlı oluyor.
Samsun’un Vezirköprü ilçesindeki Kış günlerinde çokça aranan besinlerden olan pekmezi kadınlar değişik bir yolla üretiyorlar.Vezirköprü kaymakamının patent almak için çalışmalara başladığı pekmezin yapımı da çok özel

Uşak merkez İlçeye bağlı Kaşbelen Köyü muhtarı Hasan Acar, köyde üretilen ve bölgede “Mende ekmeği” olarak bilinen ekmeğin patentini almak istediklerini söyledi. Mende ekmeğinin patentini almak için başvuru yaptıklarını söyleyen muhtar Acar, ekmeğin yoğun rağbet gördüğünü söyledi.

Uşak’a 10 kilometre uzaklıkta olan ve belediye mücavir alanı içerisinde bulunan Kaşbelen Köyü’nde uzun yıllardan buyana üretilen mende ekmeği patentli hale gelecek. Köyün eski ismi “Mende” adı verilen ekmek Uşak ve çevresinde severek tüketiliyor. Semt pazarlarında dahi köylü kadınların tezgah açarak satış yaptığı ekmeğin kendine has bir üretim tekniği olduğunu ifade eden Muhtar Hasan Acar, patent için Türk Patent Enstitüsü’ne başvurduklarını söyledi. Köyde yaşayan ailelerin tamamına yakınının mende ekmeği tükettiğini ekmeğin özelliğinin kısa sürede bayatlamayıp 10-15 gün sonra tüketilebildiğini ifade eden Muhtar Acar, “Köyümüzün eski adlı Mende olduğu için ekmeğimiz de adını oradan aldı. Bu ekmek yüzyıllardan beri köyümüzde üretiliyor. Ekmeğin bu kadar rağbet görmesi üretimindeki doğallık ve kullanılan su ile maharetli ellerden kaynaklanıyor. Son zamanlarda değişik köylerden şehre getirilen ekmekler Mende ekmeği diye satılmaya çalışıyor. Taklitlerin önüne geçmek ve sağlıklı bir ortamda ekmeğimizi satmak için patente başvurduk. Patent aldıktan sonra Uşak’a sağlıklı ve lezzetli ekmek sunacağız. Patent işlemlerini tamamladıktan sonra köyde hijyenik koşullara ve yasalara uygun fırın kuracağız. Hem ekmeğimizi üreteceğiz hem de devlete vergimizi ödeyeceğiz. Uşak Fırıncılar Odası bu konuda bizi eleştiriyor. Köylülerin ekmek üretmesini engellememi istiyor. Biz ekmeğin üretimini engellemeyi değil patentli olarak üretmeyi hedefliyoruz. Köyümüzün yarısı belediye mücavir alan içerisinde yer alıyor. Patenti alıp fırını kurduğumuzda Uşak lezzetli ekmeği bizim sayemizde sürekli olarak yemeye başlayacak”dedi.

ALANYALI muz üreticilerinin, Alanya muzunu tescil ettirmek için yaptıkları başvuru Türk Patent Enstitüsü tarafından reddedildi.

Buna gerekçe olarak, 2002 yılında Anamurlu bir üreticinin Mersin’in Anamur ve Bozyazı ilçeleri ile Antalya’nın Alanya ve Gazipaşa ilçelerini de kapsayan bölgede yetişen muzu, ‘Anamur muzu’ olarak tescil ettirmesi gösterildi. Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney, dava açacaklarını belirterek, “Bunu mahkeme yolu ile halletme yoluna gideceğiz. Anamur muzu doğal ortamda yetişmiyor. Alanya ve Gazipaşa’da yetişen muzun birçoğu doğal ortamda yetişiyor. Alanya muzu da Anamur muzu da gerçekten sağlıklıdır ancak Alanya muzunun aromasının ve kokusunun farklı olduğunu düşünüyoruz” dedi. Alanya Kaymakamı Hulusi Doğan ise, ilçede üretilen muzun ‘Alanya muzu’ olarak tescil ettirilmesinin markalaşma ve tanıtım anlamında çok önemli olacağını söyledi.

Adapazarı’nda emekli memur Mükremin Akar, 7 aylık bir çalışmayla Türk Patent Enstitüsü’nden patentini de aldığı zincirsiz bisiklet yaptı.
Köy Hizmetleri Sakarya İl Müdürlüğü’nde çalışırken mekanik olarak kendisini geliştirdiğini söyleyen Akar “Bisiklet zincirsiz çalışır mı diye merak ediyordum. Bu merakla yola çıktım ve bu bisikleti geliştirdim” dedi.

Evinde çizimini yaptıktan sonra arkadaşlarının atölyesinde icat ettiği bisikletin 52 bin TL’ye mal olduğunu söyleyen Akar bisikletine, sponsoru olan Yılmaz Şahinalp’in adını verdiğini söyledi.

Akar sponsora ihtiyacı olduğunu belirterek, “Tamamen meraktan bu işe başladım ve kendimi geliştirdim. Pedal çevirdiği zaman mekanik sistem ürettiği gücü metro sistemi adını verdiğim parça yardımıyla tünel geçiş sistemiyle arka tekerleklere veriyor ve onları hareket ettiriyor. Bisikletin hızı da pedal olmadığı için zincirli bisikletlere göre 4 kat daha fazla” dedi.

Kaynak: Posta

Dünyaca Ünlü Teknoloji Firması Samsung, Lcd Patentleri ile İlgili Bir Anlaşmazlıkta Bir Diğer Teknoloji Devi Sharp’ı Mahkemeye Verdi.

Sharp’ın başı bu aralar mahkemelerle dertte. Zira firma, bu sefer Samsung tarafından, LCD panel patentleri konusunda ihlal yaptığı gerekçesiyle mahkemeye verildi. iki dev firmayı karşı karşıya getiren LCD teknolojisi, daha önce yine benzer bir konudan mahkemeye gitmişti. O zamanlarda Sharp davacı, Samsung davalıydı. Şimdi ise bu iki firma rolleri değişti.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Delaware eyaletinde açılan davada, Sharp’ın patent ihlali yaptığını iddia eden Samsung, bu davayı kazanacaklarından emin olduklarını belirtti. Bu dava ile birlikte, Sharp ile Samsung arasındaki rekabet kısa süre sonra yeniden mahkeme salonlarına taşınmış oldu.

Küresel ekonomik krizin en fazla etkilediği sektörlerden biri olan tekstil sektöründe ayakta kalan küçük işletmelerin ilginç hikayeleri bulunuyor. Denizlili tekstilci Hasan Arpacık da krizde geliştirdiği ‘Uykumatık’ adını verdiği ürününü bugün ihraç etmeye başladı. Uykuda üzerini açtıkları için soğuk alarak hastalanan çocuklara yönelik geliştirilen fermuarlı yorgan uykumatitiği yorgan fiyatına sattıklarını ifade eden Arpacık, “Özellikle dar gelirli ailelerden büyük talep görüyoruz. Yurtlar, yatılı bölge okulları, Kızılay gibi kurumlarla anlaşmak için girişimlerde bulunacağız.” diyor.

İşleri durma noktasına gelen Denizlili tekstilci Hasan Arpacık krizde nasıl ayakta kalacağını kara kara düşünürken imdadına eşinin buluşu yetişti. Soğuk kış günlerinde sürekli üzerini açarak hasta olan çocuğunu doktor doktor gezdiren anne Mürşide Arpacık’ın ‘Uykumatik’ buluşu eşini patron yaptı. Anne’nin “Ne yapsak da çocuğu hasta olmaktan kurtarsak” telaşı sonucu keşfedilen Uykumatik Rusya’dan Bulgaristan’a, Almanya’dan Fransa’ya kadar çok sayıda ülkeye ihraç ediliyor.

“Çocuklarım ne yaptıysak sürekli hasta oluyordu. Doktorlar üşütmüş deyip antibiyotik veriyordu. İlaç kullanmaktan çocukların psikolojisi bozuldu” diyen Hasan Arpacık, ” Üzerini örtüyoruz 5-10 dakika sonra gene açıyor. Kombiyi sonuna kadar açıp her gece nöbetleşe uyanıp çocuğun üstünü örtüyorduk. Eşim bir gün yorganı yatağa dikmeyi önerdi. Oturduk elimize iğne iplik aldık, diktik. Eşimin icadıyla üşütme sorununu çözdük. Kendi ihtiyacımızdan dolayı bu ürünü geliştirdik. Çocuğumuzu nasıl olur da hasta etmeyiz diye arayış içindeyken bu ürünü bulduk. Uykumatik’ten sonra çocuklarım koca bir kışı hiç hasta olmadan geçirdi” şeklinde konuşuyor.

Bir yıl boyunca ürünü geliştirmeye zaman harcayan Arpacık ailesi komşular ve akrabalarına tek tük uykumatik dikip satmış. Her görenin kendisine de ürün dikmelerini istediğini anlatan Arpacık, şöyle konuşuyor: “Uykumatik Denizli yöresinde fısıltı gazetesiyle yayıldı. Farklı illerden de talepler almaya başladık. Baktık ki ilgi büyük patentini aldık. Tekstil krizde zora girince bez üretimini bırakarak bu işe yoğunlaştık. Daha sonra bazı toptancılara ürün vermeye başladık. İlk başlarda ürünü almakta tereddüt eden veya şaşıranlar oldu. Bu iş tutmaz, git havlu ya da bez üret diyen çok kişi oldu. Ama kısa sürede ünümüz her tarafa yayıldı. Siparişlere yetişemez hale geldik. Kısa sürede 15 bin sipariş aldık.”

Türkiye’nin hemen her iline mal satmaya başladıklarını anlatan Arpacık, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde çalışmalar başlattıklarını söylüyor. Ürünün gördüğü ilgi sonrası bayilik ve ortaklık teklifleri aldıklarını anlatan Arpacık, 2010 yılında Erzurum’da Doğu Anadolu bölge müdürlüğü kurmak istediklerini anlatıyor. Soğuk bölgelerin dışında Antalya, Aydın, Muğla ve Adana gibi sıcak illerden de büyük talep aldıklarını kaydeden Arpacık, “Bu illerde kış çok kısa ve hafif geçtiği için soba yakılmıyor. Fakat gecenin ilerleyen saatlerinde serin hava çocukları hasta ediyor. Uykumatik kullanıp hiç soba yakmayanlar oluyor. Uykumatiği yorgan parasına satıyoruz. Özellikle dar gelirli ailelerden büyük talep görüyoruz. Yurtlar, yatılı bölge okulları, Kızılay gibi kurumlarla anlaşmak için girişimlerde bulunacağız.” diyor.

DOĞALGAZDAN YÜZDE 50 TASARRUF SAĞLIYOR

Uykumatik kullanılan evde 13-14 derece sıcaklığın yeterli olduğunu anlatan Arpacık, “Bu ürün sayesinde doğalgazdan yüzde 50 tasarruf sağladık. Bir ayda ortalama kombiye 180-200 lira fatura öderken 60-80 lira ile kış aylarını geçirdik. Günde 4-5 kere çocuğun üstü açılmış mı diye uyanırken artık gönül rahatlığıyla uyuyabiliyoruz.” ifadelerini kullanıyor.

YATAKTAN DÜŞMEYE SON

Denizli’deki hastanelere ürünü test etmeleri için verdiklerini anlatan Arpacık, hastaneden “Çocukların uykuları sırasında üstlerinin açılmadığı ve buna bağlı olarak oluşan hastalıklara engel olduğu, yataktan düşme sonucu oluşan yaralanma ve sakatlanma risklerine karşı koruyucu özelliği tespit edilerek çocuk sağlığı ve gelişimi açısından tavsiye edilmektedir” şeklinde rapor verdiklerini anlatıyor.

(CİHAN)

Amerikalı bilim adamlarının, yüksek miktarda protein ihtiva eden pamuğu besin maddesine dönüştürmeyi başardığı bildirildi.

Alman “Die Welt” gazetesinin internet sayfasında çıkan haberde, bilim adamlarının, pamuğun çekirdeğindeki “gossypol” adı verilen zehirli maddeyi ayrıştırmayı başardığı belirtilerek, bunun açlığa karşı mücadelede çok önemli bir adım teşkil ettiği, dünyadaki pamuk tarlalarının 500 milyon insanı besleyebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade edildi.

Bu önemli başarıyı sağlayan Texas A&M Üniversitesi araştırmacılarından Keerti Rathore, dünyada çok sayıda fakir insanın yeterli protein alamadığına dikkati çekerek, bu eksiğin giderilebilmesi için pamuk gibi bir kaynaktan istifade edilmesinin iyi olacağını söyledi.

Araştırmacıların 1950′li yıllarda, bir geni ortadan kaldırarak “gossypol”suz pamuk üretmeyi başardığı, ancak bunun pamuğu böceklere ve hastalıklara karşı savunmasız hale getirdiği, Rathore’nin ise yeni bir yöntemle bu zehri sadece pamuğun çekirdeğinde yok etmeyi başardığı, böylece pamuk bitkisinin dış etkenlere karşı savunmasız kalmadığı kaydedildi.

Pamuktan gelecek 10 yıl içinde proteinli çikolata, ekmek, kek ve diğer bazı besin maddelerinin üretilebileceği kaydedilen haberde, Rathore’nin yeni buluşunun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına uygun olduğu, ancak bunun ticari kullanımından önce çok sayıda resmi onayın alınması gerektiği bildirildi.

Pamuk çekirdeğini sadece sığırların yiyebildiği, sindirim sistemlerinin “gossypol”u zararsız hale getirebildiği belirtilen haberde, ancak bu zehrin diğer hayvanlarda ve insanlarda kalp ve karaciğer rahatsızlıklarına neden olduğu, pamuk çekirdeğiyle beslenen tavukların 1 hafta içinde öldüğü ifade edildi.

Türk doktor Mehmet Çilingiroğlu’nun buluşu dünya firmalarını ayağa kaldırdı. Cihaz kalp krizini önceden haber veriyor.

ABD’de çalışan Türk doktor Mehmet Çilingiroğlu, geliştirdiği “optikli tomografi” (OCT) damar içi görüntüleme cihazı sayesinde kalp krizinin önceden öğrenilebileceğini söyledi. Sistemin patentini 25 milyon dolara satın alan Volcano isimli firma 2009 sonunda üretime geçiyor.

Cincinnati Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Girişimsel Kardiyoloji Bölümü Başkanlığı yapan Dr. Mehmet Çilingiroğlu ve ekibi, hayvanlar ve insanlar üzerinde yürüttükleri yeni görüntüleme yönteminin hassas plağın erken teşhisinde kullanılmasına öncülük etti.

Çilingiroğlu’na göre, kalp krizi geçiren hastaların yüzde 50’sinin daha hastaneye ulaşmadan hayatını kaybetmesinin en büyük nedeni, koroner arter hastalığının çoğu insanda önceden uyarıcı bir sempton vermemesi. Çünkü mevcut CT, MRI ve anjiogram yöntemleri, krize neden olan plağı belirlemede yetersiz kalabiliyor. Çilingiroğlu, optikli tomografi adı verilen yeni görüntüleme yönteminin, yüksek çözünürlük sayesinde hassas plağı erken teşhis edebildiğini söylüyor.

Gaziantep Ticaret Odası (GTO) 1997′de Türk Patent Enstitüsü’nden (TPE) ”Siirt, kırmızı, uzun, halebi ve ohadi” olarak beş çeşitle, 2000 yılında da “Antep fıstığı” olarak coğrafi tescilini aldı.

Siirt bizim bir çeşidimiz

Daha sonra, Siirt Valiliği’nin başvurusu üzerine TPE’nin ”Siirt fıstığını” farklı bir ürün gibi tescil ettirmesi ise davalık oldu. GTO ve Antep Fıstığı Tanıtım Derneği, Siirt fıstığının tescilinin iptali için Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne dava açtı. Mahkeme, Siirt fıstığının tescilini iptal etti.

Siirt Valiliği ise tescil haklarını geri almak için Yargıtay’a başvuruyor. Antep Fıstığı Tanıtım Derneği Başkanı Zeki Yağcı ise fıstığın isminin tüm dünyada Antep fıstığı olduğunu savundu.

Kaynak:www.haber7.com

« Previous Entries Next Entries »

Parse error: syntax error, unexpected '}' in /home/markvcom/public_html/wp-content/themes/textback/footer.php on line 7