AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed
100mg viagraviagra affiliateviagra informationviagra infoviagra purchasecheapest viagraviagra softviagra levitracheap viagraget viagracialis viagraviagra research50mg viagraviagra salesviagra cheapviagra overnightfree viagraviagra alternativeprice viagraviagra forumimpotence viagraviagra costflomax viagralevitra viagraviagra cheapestviagra refillviagra prescriptionsorder viagrapfizer viagraviagra naturalviagra onlineviagra pharmacyordering viagrabrand viagrawoman viagrasubstitute viagrabuying viagra

Have we lost freedom?

Türk damak tadının vazgeçilmez lezzeti çiğ köfte, son zamanlarda çeşit ve dükkan sayısında yaşanan artışlarla kendi ekonomisini yarattı.

Türkiye genelinde çiğ köftede halen 18 tescilli marka bulunuyor ama marka tescili için Türk Patent Enstitüsüne (TPE) yapılan başvurular da her geçen gün artıyor.

Çiğ köftenin coğrafi işaret olarak tescillenmesi için Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odasının TPE’ye yaptığı başvuru üzerindeki çalışmalar da sürdürülüyor.

TPE yetkililerinden alınan bilgiye göre, “Çiğ Köfte” sektöründe marka tescil belgesine sahip 18 işletme varken, bu ürün için son 1 yılda 44 işletme de TPE’ye başvurarak markalarını tescilletmek istedi.

Tekstilci Gökhan Yılmaz, teyzesinin oğlu Şile’de denizde boğulunca, kafayı ’batmayan mayo’ üretmeye taktı ve giyenin suda batmasını önleyen mayo üretip 80 ülkede patentini aldı. Dolfinus markasıyla pazara çıkan mayolar bedene göre değil ’kiloya göre’ satılıyor. 250 gramlık mayo 100 kilogramlık bir vücudun batmasını önlüyor. Bu sezon cirosunu ikiye katlamayı hedefleyen firmaya ortaklık teklifi yağıyor.

TÜRK tekstilinin, rekabet sorunlarını inovasyonla (yenilikçilikle) aşma çabası, bu sektörde dünya çapında gelişmeleri beraberinde getiriyor. Güngören’de konfeksiyona ’süs dikişleri’ yapmakla ünlenmiş Öncü Süs Dikişleri ve Tekstil San. Tic. Ltd.’in (Öncü Tekstil) sahibi Gökhan Yılmaz, teyzesinin oğlu Şile’nin azgın dalgalarında boğulduktan sonra “batmayan mayo” yapmayı kafasına taktı ve sonunda piyasaya sürdü. Onbinlerce küçük hava depocuklarından oluşan bir kumaş-dikiş yöntemi geliştiren Yılmaz, ürününün patentini aldı. Bu yıl tam kapasite ikinci sezona hazırlıklarını tamamladı. Yılmaz’ın “Dolfinus Batmayan Mayo” ismiyle markaladığı yeni ürün geçen yıl 4 milyon dolar olan ciroyu bu yıl en az ikiye katlayacak. Dubai’den 7 milyon dolarlık ’İki yıllık isim hakkını alım’ teklifi de geldi.

Alaylı tekstilci

Aslında makine mühendisi olan Gökhan Yılmaz, tekstile küçük yaşta ağabeyinin modelistlik atölyesinde çırak olarak başladığını söylüyor ve şöyle anlatıyor öyküsünü: “Şebinkarahisarlıyız ama ben doğma büyüme İstanbulluyum. Babam esnaftı. Ben ilkokul 5’inci sınıfın yazından beri hep tekstildeyim. Ağabeyim Turhan Yılmaz modelist olarak çalışıyordu. Daha sonra da kendi atölyesini kurdu ve ben de onun yanında başladım. Almanya’ya mutfak önlükleri yapıyorduk. 19-20 saat atölyede çalışıyordum. İş çoktu, kamyonun biri gidip biri gelirdi. Ağabeyim 21 yaşında bir genç olarak bu kadar parayı kaldıramadı ve bir süre sonra anlaşamaz olduk.”

Solcu arkadaş desteği

Ağabeyinden ayrıldıktan sonra bir süre işsiz kaldığını ve boştayken üniversitedeyken çok farklı görüşlere sahip oldukları bir arkadaşıyla karşılaştığını söyleyen Gökhan Yılmaz, şöyle devam ediyor: “Makine Mühendisliği’ni 9 Eylül’de bitirmiştim. Oradan bir arkadaşım İstanbul’da doğalgaz işine başlamış. Karşılaşınca ’gel kendi işin gibi çalış’ dedi. Ben de bir süre doğalgaz işinde çalıştım ve çok iyi para kazandım. Ancak bir süre sonra benim eski tekstilci çevremden yine bana teklifler gelmeye başladı ve arkadaşımla konuşup yeniden tekstile girdim. Bu defa süs dikişlerinde uzmanlaştık ve piyasanın en iyi süs dikişi yapan firmalarından biri haline geldik.”

Yeni ne yapabilirim

Süs dikişleri işine devam ederken sürekli ’yeni farklı ne yapabiliriz’ diye de arayış içinde olduğunu anlatan Gökhan Yılmaz, “Bir hafta sonu çalışma arkadaşlarımla Bandırma’ya denize gittik. Baktım arkadaşların çoğu yüzme bilmediği için denize giremiyorlar. Orada aklıma ’batmayan mayo’ fikri oturdu. Bir süre sonra da çok iyi yüzme bildiği halde Şile’de teyzemin oğlu boğuldu. O olay bizi çok üzdü ve ben bu batmayan mayo işini iyice kafaya taktım” diyor.

2 yılda 200 ürün denedik, hücreciklere hava hapsettik

BATMAYAN mayo üretmek için 2 yıl uğraştıklarını, bazen gece yarısı tekrar atölyeye gelerek denemeler yaptıklarını anlatan Gökhan Yılmaz, şöyle konuşuyor: “Yüzme bilen de bilmeyen de denize güvenle girebilsin istiyordum. Benimle dalga geçenler de oldu. Bu mümkün olsa ’Avrupalı Amerikalı bulurdu’ dediler. 2006’nın yazında fikir oluştu 2008’de üretim nasip oldu. 2 yılda 200 model denedik. Öyle bir şort yapalım ki insanlar o şortu giyince başka bir şeye ihtiyaç duymasınlar istiyordum. Kumaşlar denedik ve sonunda çok küçük minicik hücreciklere havayı hapsettik. Böylece sudayken mayonun bir yeri hasar görse bile sadece hasar gören yerdeki hava kayboluyor. 250 gramlık bir şort ile 100 kilogramlık vücudu su üstende tutuyoruz. Mayolar bedene göre değil, kiloya göre etiketlendi.”

Yabancılardan teklif var, dünyaya Türk markası olarak yayılacağız

ÖNCÜ Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Yılmaz, batmayan mayo için Dubai’den bir alıcının “2 yıllık isim hakkı için 7 milyon dolar teklif ettiğini, fason önerenlerin olduğunu” söylüyor ve şöyle konuşuyor: “Ürünü elimde tutmak, kendim büyümek istiyorum. Dünyaya da Türk markası olarak yayılacağız. Ağırlığımız, kazancımız fazla olsun diye bu yolu tercih ediyoruz. İhracata da başladık. Adetler bu sezon olgunlaşıyor. Venezuela’dan, Almanya’ya, Yunanistan’a, Lübnan’a kadar geniş bir coğrafyadan yoğun talep var.”

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (Yased) Patent Başta Olmak Üzere Fikri Mülkiyet Haklarının Korunmasında Sağlanacak Yüzde 10 Oranında Bir İyileştirmenin, Türkiye’nin Uluslar Arası Doğrudan Yatırım Stoğunu Yüzde 16 Oranında Artıracağına ve 19.2 Milyar Dolarlık İlave Yabancı Sermaye Girişi Yaratacağına Dikkat Çekti.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) patent başta olmak üzere fikri mülkiyet haklarının korunmasında sağlanacak yüzde 10 oranında bir iyileştirmenin, Türkiye’nin uluslar arası doğrudan yatırım stoğunu yüzde 16 oranında artıracağına ve 19.2 milyar dolarlık ilave yabancı sermaye girişi yaratacağına dikkat çekti.

YASED adına İstanbul Ekonomi Danışmanlık tarafından yapılan araştırma, patent, telif hakları, ticari markalar, mülkiyet hakkı altındaki sınai tasarımlar ve iş uygulamalarının daha etkin korunması halinde bunun Türk ekonomisine kayda değer olumlu etkiler yapabileceği görüşünü ortaya çıkardı. İstanbul Ekonomi Danışmanlık yöneticisi Sinan Ülgen’in başkanlığında hazırlanan raporda, uluslar arası yatırımlardaki yüzde 16′lık artışın imalat sanayiye yönlendirilmesi durumunda GSMH’ye katkının 4.4 milyar dolara çıkacağı ve ihracatta da 13 milyar dolarlık bir artışın sağlanacağı ve 150 bin yeni istihdama kaynaklık edeceği belirtildi.

YASED Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Uysal raporun kamuoyuna açıklanması amacıyla düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada “Küresel boyutta yaşanan bir ekonomik belirsizliğe ve durgunluğa girdik,” diyerek, şöyle dedi:

“Uluslar arası yatırımcılara, etkin fikri mülkiyet hakları koruması dahil en avantajlı yatırım ortamını sunacak olan ülkeler, uluslararası yatırımlardan daha büyük pay alacaklar. Hükümetimizin, patent, telif hakları, ticari marka ve tasarım korumasında ülkemizin dünya sıralamasındaki yerini iyileştirmek için kararlı adımlarını sürdürmesini bekliyoruz.”

-TÜRKİYE 70 ÜLKE İÇİNDE 44. SIRADA-

Raporun detaylarını açıklayan Sinan Ülgen, genel olarak fikri mülkiyet hakları rejiminin zayıf olmasının, o ülkeye transfer edilecek teknolojinin çalınması veya kopyalanması riskini artırdığından, dış yatırımlar bakımından bir engel oluşturduğunu ve o ülkenin uluslararası bakımdan cazibesini düşürdüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sektörlerin özellikleri itibariyle dış yatırım kararlarında fikri mülkiyet haklarının korunmasına atfettikleri önem ve hassasiyet farklılık gösterebilmektedir. En azından, çokuluslu firmaların kuvvetli bir koruma rejimine sahip olmayan ülkelere, ARGE veya yüksek teknolojiye dayalı fikri mülkiyet koruması altındaki süreçleri taşımaktan imtina ettikleri açıktır”

Ülgen “Türkiye’nin Property Rights Alliance’ın (Mülkiyet Hakları İttifakı - PRA) 2007 yılı fikri mülkiyet hakları koruma endeksinde 70 ülke arasında 44. sırada olduğunu hatırlatılmalıyız. Türkiye bu rakamla Mısır ve Rusya’nın önünde olmasına karşın, uluslararası yatırım çekmekte yarıştığı bölge ülkelerinden Macaristan’ın bu endekste 27, Çek Cumhuriyeti’nin 29, Yunanistan’ın 33, Polonya’nın 34. sırada olduğunu belirtmeliyiz” dedi.

-”TÜRKİYE’NİN 110 YILDA ALDIĞI PATENTİ ABD 3 HAFTADA ALIYOR”-

Toplantıda görüşlerini açıklayan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan da, kayıt dışılığın ve kaçak kullanımın en yoğun sektörlerin başında yüzde 66′lık oranla bilişimin geldiğini belirterek, ” Bilişim sektöründe kayıt dışılık ve korsan yazılımda yapılacak her yüzde 10′luk azalmanın ekonomik büyümeye 1 milyar dolar ve ihracata da 600 milyon dolarlık bir katkı yapacağı ve 36 bin yeni istihdam yaratacağı hesaplanıyor” dedi.

Çağlayan Arkan fikri mülkiyet hakları konusunda Ar-Ge’nin önemine değinerek, şöyle dedi:

“Türkiye geçen 110 yılda toplam 30 bin civarında patent üretmiş. Bunların çoğunluğunu yurtdışında icat edilen ve Türkiye’de üretim izni alınan ürünler oluşturuyor. Türkiye’de geliştirilen patent sayısı gerçekte 10 bin civarında. ABD’de her üç haftada 30 bin patent alınıyor.Türkiye’de yapılan Ar-Ge yatırımı yıllık 40 milyon dolar civarında. Türkiye’nin rekabetçi gücünün mutlaka arttırılması lazım. Bu konuya devletin de sahip çıkması gerekiyor”

Arkan, bilişimde teknoloji üreten ülkeler arasında yer alan Hindistan’da yazılım sektörünün büyüklüğünün 2002′de 9 milyar dolar olduğunu aktararak, “Bu rakam 2007′de 37 milyar dolara çıktı. 2010 için Hindistan’ın hedefi ise 52 milyar dolar”dedi.

Kaynak:www.haberler.com

ULUSLARARASI Buluşçular Federasyonu’nun Almanya’da düzenlediği uluslararası ticaret fuarında TÜBİTAK’ta geliştirdiği doğaya atıldığından yok olabilen plastikle Dr. Mehlika Bokcaklı iki altın madalya kazandı.

60 yıldır Nürnberg’de düzenlenen fuarda Türk Patent Enstitüsü standında sergilenen doğada bozulabilen plastik, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Gıda Enstitüsü araştırmacılarından Dr. Mehlika Borcaklı tarafından üç yıl önce bulundu. 2005’te patenti alınan plastik, fuarda, buluş ve bilimsel yönleriyle altın madalyayla ödüllendirildi.

Kaynak:www.hurriyet.com.tr

Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdürü Ali Boğa, Bodrum guletlerini dünya markası haline getirmek için çalışma başlattıklarını açıkladı

Bodrum’da, Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdürlüğü’nce düzenlenen ”Muğla Yat Üretimi ve Turizm İş Kümesi Tanıtımı” başlıklı toplantıda konuşan Ali Boğa, AB fonlarından faydalanacak projeler hazırlamaya başladıklarını bildirdi. Türkiye’nin proje yapma özürlü bir ülke olarak kayıtlara geçmesini içine sindiremediğini belirten Boğa, ”Bu nedenle önce İstanbul’da tekstil iş kümesini kurduk. Tekstilde, kiloyla, tonajla mal satarak dünyayla yarışa girmememiz lazım. Bunu ancak, hammaliyeden hoşlanan, kalifiye işçi seviyesi düşük, geri kalmış yaşam standardı düşük ülkeler yapabilir. Nasıl ki kumaşta çıkış yaptıysak ya da dünyanın en iyi kumaşını nasıl biz üretiyorsak, onun tasarımında ve markasında da birinci olmamız lazım” dedi.

Ali Boğa, Bodrum guletini markalaştırmak için çalışmalara başladıklarını da bildirdi. Boğa, şunları söyledi:

”Bodrum guleti denildiği zaman dünyada ilk Bodrum, Türkiye ve Muğla akla gelecek. Bodrum guletleri böyle güzel bir marka olacak. Biz karadan gemileri yürüten Fatih’in torunlarıyız; ama halen karadan yürütmeye devam ediyoruz. Bu teknolojiyi artık değiştirmemiz lazım. Bu emeğe göre, bu çabaya göre, bu süreye göre tamamı el emeği olan bir ürünü ucuza satıyoruz. Yarattığı katma değer açısından Bodrum guletleri çok önemli.

Bu nedenle proje anlamında ilk önce tercih edildi. Bodrum guletlerinin uluslararası standartlara kavuşması için yapılması gerekenleri tartışıyoruz. Bodrum guletleri, yapacağımız çalışma sonucunda dünyada Türk markası haline gelecek. Gulet yapımcıları uluslararası sularda rekabet edecek seviyede olacak. Bodrum’a ayrıca uluslararası sermaye de girecek.”

Boğa, Muğla’da guletten başka kültür balıkçılığı, arı ve bal üretimi gibi sektörlerde küme oluşturulabileceğini kaydetti.

Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan ise Bodrum’da turizmin, guletlerle ve mavi yolculukla başladığını söyledi. Bodrum guletlerine her zaman gerekli değerin verilmesi gerektiğine işaret eden Ağan, ”Hükümetin turizm ve gulet yapımıyla ilgilenmesi çok güzel. Toplantılar düzenlenip sektör temsilcilerinin görüşlerinin alınması ve bunun içine üniversitelerin de katılmasını olumlu karşılıyorum” dedi.

Kaynak: www.gazeteport.com.tr

ODTÜ’lü araştırmacılar, pamuk sapı, mısır koçanı ve ayçiçeği sapı gibi değersiz tarımsal biyo-atıklardan doğada kendiliğinden yok olabilen hatta yenebilen plastikler geliştirdi.

Yeni ürünün petrol kökenli, yüzlerce yıl bozulmadan doğada kalabilen plastiklerin oluşturduğu çöpleri önemli ölçüde azaltması bekleniyor.

Yeni nesil plastiklerin, ambalaj teknolojisinde yeni bir dönem açması hedefleniyor.

ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Bakır, başkanlığını yaptığı ekibin ODTÜ ve TÜBİTAK desteği yürüttüğü projenin endüstriye uygulanabilmesi konusunda son dönemde önemli veriler elde ettiklerini, çalışmalarının içerdiği iki ayrı yenilik nedeniyle patent başvurusu yapacaklarını bildirdi.

Dünya genelinde yaşanan enerji krizi ve endüstrileşme sonucu oluşan çevre sorunlarının, “yeşil kimya” kavramını yaygınlaştırdığını anlatan Bakır, çeşitli bilim çevrelerinin petrolün 40 yıl içinde biteceğiyle ilgili görüşlerinin giderek önem kazandığına da işaret ederek şöyle dedi:

“Bu bitişi pek çok kişi sadece ‘taşıt araçlarında kullanılan benzinin kalmaması’ olarak algılıyor. Oysa benzin, petrol ürünleri içinde yalnızca küçük bir bölümü oluşturuyor. Petrol bittiğinde önemli bir petrokimya ürünü olan ve PVC’den polietilene kadar pek çok endüstriyel plastiğin de üretimi duracak”

Bakır, teknolojik olarak gelişmiş ülkelerde yeni kurulmaya başlanan biyo-rafinerilerde genellikle tarım -orman ürünü ya da atığı gibi bitkisel hammaddelerin kullanıldığını belirtirken, kendilerinin de biyo- plastik üretimi için değersiz tarım atıkları kullandıklarını vurguladı.

Aynı bölümden Prof. Dr. Gürkan Karakaş da, “Tamamen değersiz tarımsal atıkları kullanarak yaptığımız yeni nesil plastikler, antimikrobik özellikleri nedeniyle özellikle gıda paketlemesi için son derece elverişli. Çalışmamızda biyofilm üretimi üzerinde durduk. Bu biyo-filmler günümüzde petrokimya ürünü plastiklerin kullanıldığı değişik yerlerde, örneğin, poşet yapımında, paketleme filmi veya kabı yapımında kullanabilir. Sebze ve meyvelerin uzun süre saklanması için de son derece elverişli. Yeni nesil plastik diyebileceğimiz bu ürün, doğada kendi kendine yok olabiliyor. Ayrıca yüzlerce yıl bozulmadan doğada kalabilen plastiklerin neden olduğu çöpleri önemli ölçüde azaltabilir hatta yenebilir de.” bilgisini verdi.

Kaynak:www.haberler.com

Amerikalı Araştırmacılar, Koli Bandının (Seloteyp) Soyulmasıyla Bol Miktarda X Işını Ortaya Çıktığını Keşfetti.

Rus bilimadamları, cam bir yüzeye yapıştırılan seloteybin soyulması sırasında, ortaya X ışınları çıktığını 50 yıl kadar önce bulmuştu. California Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Juan Escobar ile arkadaşları, aynı işlemi vakum ortamında denedi. Nature Dergisi’nin geçen perşembe yayınlanan sayısında yayınlanan makaleye göre, seloteybin vakum içinde soyulmasıyla, önemli miktarda X ışını ortaya çıktı. Uzmanlar, bandın saniyede 3 santimetre soyulmasıyla, saniyenin milyarda birinde parıldayan X ışınları elde ettiler. Bir bilimadamı, bu ışınlarla kendi parmağının röntgenini çekmeyi başardı. Açığa çıkan gücün büyüklüğünün kendilerini şaşırttığını söyleyen Escobar’a göre, bu keşif, yararlı icatların yolunu açabilir. Patent için başvuruda bulunan araştırmacılar, seloteybin bu etkisini, ucuz röntgen cihazları üretmekte kullanacaklar.

Kaynak:www.haberler.com

Turquality programı dahilinde Dış Ticaret Müsteşarlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu işbirliğiyle düzenlenen “Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri”, Bakan Tüzmen’in de katıldığı törenle sahiplerini buldu.

Tüzmen, “Özellikle böylesi bir dönemde bizim moda, markaya ağırlık vererek dünyada yaşanan sıkıntıları Türkiye için bir fırsat unsuru haline getirebilmek için farklı fikir ve tasarımları ortaya koymamız lazım” dedi.
Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı ve Turquality Çalışma Grubu Başkanı Ziya Altunyaldız, ödül çalışmasının maliyetinin Turquality tarafından üstlenildiğini, bu iş için Turquality bütçesinden 550 bin euro ayrıldığını bildirdi. Törende ön elemeyi geçen 293 endüstriyel tasarım ve 24 kavramsal proje sergilendi.

Ayrılabilir buzdolabı da var
“Turquality Tasarım Ödülü” 4 ürüne layık görüldü. Bu ürünler Airfel Kalekumanda Universal klima kumandası, Tautmann TT X-Ray WT SS hasta transfer sedyesi, Jumbo 6500 çaydanlık takımı ve Arçelik Divide and Cool buzdolabı-bölünebilir soğutma teknolojisi ürünleri. Değerlendirmeye alınan 293 üründen 39’u “İyi Tasarım Ödülü”, 11’i ise “Üstün Tasarım Ödülü” ile derecelendirilirken, “Kavramsal Tasarım Ödülü”nü Triton Uyarı ve Kılavuz Sistemi projesi kazandı.

Kaynak:www.milliyet.com

1977 yılında ayran üretimiyle sütlü ürünler işine giren Bursalı Eker Süt Ürünleri, “tatlı” işini sevdi. 2006 yılında Fransız Andros’la yaptığı ortaklık sonucunda tatlı üretimine başlayan firma 2010 yılında ikinci fabrikasını hayata geçirmeyi planlıyor.

Eker Süt Ürünleri Genel Müdürü Ahmet Eker, tatlı işine girmek için ilk olarak 1 milyon euro’luk tatlı hattı açtıklarını ve 5 geleneksel çeşitle raflarda yer aldıklarını söyledi. Ürün gamlarına 2 yeni çeşit eklediklerini dile getiren Eker, yeni yatırımlarla ilgili olarak şunları söyledi:

En tatlı otomat
“25 milyon euro yatırımla Mustafa Kemal Paşa’da yeni bir fabrika açıyoruz. Bu sayede günlük 200 ton olan üretim 600 tona kadar ulaşacak. Ayrıca 100 bin ton ürün üreteceğiz. Tatlı işinde geleneksel tatlardan vazgeçmeden üreteceğimiz çeşitlerle pazarda yer edineceğiz.”
Bu yıl 80 milyon YTL ciro hedeflediklerini belirten Eker, küresel kriz nedeniyle likitide sorunlarının yaşandığını ve nakit tahsilatlarında birçok firmanın zorluk yaşadığını söyledi.
Şu an için satış merkezleri ya da tatlı dükkânları açmak gibi bir düşüncelerinin olmadığını söyleyen Eker, orta vadede Ortadoğu pazarına ihracat yapmayı hedeflediklerini söyledi. Tatlıları otomatta satmaya yönelik bir projelerinin olduğunu dile getiren Eker, “Avrupa’da otomat işi son derece yaygın. Türkiye’de bu alan yaygınlaşırsa tatlıları otomatta satabiliriz” dedi.
Tatlı üretimine başladıkları an yüzde 15 fire verdiklerini anlatan Eker, “Bu, ürünün güzelliğinden kaynaklandı. Üretim sırasında çalışanlar yeni üretim tatlıları deneyince yüzde 15 fire oluştu ama artık fire vermiyoruz. Belki yeni üretilecek çeşitlerde de böyle bir fire verebiliriz” dedi.

Kaynak:www.milliyet.com

İngiltere’de her yıl düzenlenen ‘Cool Brands’ oylamasının 2008-09 ayağı sonuçlandı.

10 binin üzerinde markanın ‘en cool 500′e indirildiği, daha sonra da kitaba dönüştürüldüğü listenin tamamına www.coolbrandsuk.com adresinden ulaşabilirsiniz. En cool 20 marka şunlar:

1. Aston Martin
2. iPhone
3. Apple
4. Bang & Olufsen
5. YouTube
6. Google
7. Nintendo
8. Agent Provocateur
9. Rolex
10. Tate Modern
11. Dom Perignon
12. Virgin Atlantic
13. Ferrari
14. Ducati
15. PlayStation
16. Sony
17. Nike
18. Bose
19. Facebook
20. Lamborghini

Kategorilere göre ‘en cool’ markalar ise şöyle:
* En cool butik: Net-a-porter
* En cool tasarımcı: Prada
* En cool ayakkabı markası: Manolo Blahnik
* En cool highstreet markası: Topshop
* En cool sokak giyimi markası: Diesel
* En cool yayın: Vogue
*
En cool spor markası: Nike
* En cool parfüm markası: Jean Paul Gaultier

Kaynak:www.sabah.com.tr

« Previous Entries Next Entries »

Parse error: syntax error, unexpected '}' in /home/markvcom/public_html/wp-content/themes/textback/footer.php on line 7