AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed

Have we lost freedom?

Küresel ekonomik durgunluk nedeniyle oluşan piyasa koşullarını kendi ülkesinde faaliyet gösteren firmalar için değiştirme amacını güden Nokia, sahibi olduğu ve şimdiye kadar kullanmadığı binlerce patentli fikrini Finlandiya’lı şirketlerin kullanımına açacağını duyurdu.

Aynı zamanda anavatanındaki ekonomik aktiviteyi arttırmayı amaçladığını ifade eden Nokia Technopolis Innovation Mill, 8 milyon euroluk yatırımı da kullanıma sunacağını belirtti.

Nokia’nın başkan yardımcılarından Esko Aho, kendi araştırma geliştirme çalışmaları sonucunda üretime hazır halde bulunan söz konusu patentlerinin başka firmalar tarafından başarı hikayelerine dönüştürülmesini görmeyi hevesle beklediklerini söyledi.

Kaynak: www.ntvmsnbc.com

Son yılların en öneli buluşu İngiltere den geldi. Binlerce askerin hayatını kurtaracak jel sürülükten sonra zırh kadar sert ve güçlü bir yapıya dönüşüyo.

İngilizler büyük bir buluşa imza attı. BBC Focus dergisinde yayınlanan haberde, “d3o” olarak isimlendirilen ender malzeme, yavaş yavaş idare edildiğinde esnek oluyor. Ancak, sert bir güç uygulandığında ise süper sert bir materyale dönüşüyor. Mekanik mühendis Richard Palmer ve bir zamanların kimya devi DuPont, bu fikri kayak rampası üzerinde buldular. Palmer, “Ben bir snowboard’çuyum ve darbeleri emebilen ve şekil değiştirmeyen, tekrar eski haline dönebilen bir materyale ihtiyacımız olduğunu düşündüm”dedi. Onun çözümüne göre, 2 polimerden oluşan malzemenin ilk polimer şeklini verirken diğeri de darbeyi emiyor. Darbe emici polimer, hızlı ve yavaş gelen darbelere bağlı olarak, karakteristik özelliğini değiştiriyor. Malzeme kayak eldivenlerinden, bale ayakkabılarına kadar her yerde kullanılıyor. Yakında öncelikle cephedeki askerlerin miğferlerinde kullanılacak malzeme, daha sonra da koruyucu zırh olarak askerlerin vücutlarını koruyacak.

Öğrenciler, mayına basılarak gerçekleşen ölüm ve yaralanmaların önüne geçilmesi amacıyla ‘Metali Algılayan Bot’ projesi geliştirdi.

Bota yerleştirilen sistem, toprak altındaki metali 50 santimetreden algılıyor ve kullanıcıyı ses ile uyarıyor.

Afyonkarahisar’ın Sultandağı ilçesinde Yunus EmreTeknik Lisesi ve Endüstri Meslek Lisesi 12. sınıf öğrencileri Umut Yırtık ve Ali Can Güven’in hazırladığı proje, 28 ülkeden 3 bin 605 projenin katıldığı Uluslararası Tasarım Olimpiyatı’nda gümüş madalya kazandı.

Terör örgütü ‘nın Dağlıca baskınından esinlenerek sınıf arkadaşı Ali Can Güveç ile böyle bir proje geliştirmeye karar verdiklerini dile getiren Umut Yırtık, öğretmenleri Hasan Önder Dörtgöz ve Okul Müdürü Ömer Peker’in desteğini aldıktan sonra bu projeli kısa sürede hazırladıklarını söyledi.

Buton küçük metalleri algılamadığı için her kullanıcıyı tedirgin etmediğine değinen Yırtık, mayının varlığını tespit ettiğinde de sesli uyarı gönderdiğini kaydetti.

Projenin, dedektör, bot, buton ve ara kablodan oluştuğunu dile getiren Ali Can Güvenç ise sistemin 9 wotluk bir bil ile çalıştığını, kullanıcıya hiçbir zararı ve ağırlı olmadığını anlattı.

Projenin temel anlamda basit olduğunu aktaran koordinatör Hasan Önder Dörtgöz de, “Ürünün ağırlığı 500 ile 600 gram arasında. Belde sadece aparat var. Bu projenin geliştirilmesi kesinlikle mümkün. Şu anda algıyı sesli olarak bildiriyor. Bunu titreşimli ve ışıklı olarakta yapmak mümkün. Bu konuda öğrencilerimizin çalışması devam ediyor. Gelişebilir bir proje, maliyeti yüksek değil ve kullanışlı. Seri üretime geçilmesi durumunda da daha düşük maliyetlerle imal edilebilir.” dedi.

Okul Müdürü Ömer Peker ise öğrencilerin projeleriyle dünya ikincisi olmalarından büyük gurur duyduğunu ifade etti.

Metali Algılayan Bot projesinin patentini almak için evrakları hazırladıklarını dile getiren Müdür Peker, kısa sürede müracaat ederek patent alacaklarını bildirdi.

Böyle bir yarışmaya ilk defa katıldıklarını aktaran Peker, şunları söyledi: “Ankara Ankamol Alışveriş Merkezi’nde yapılan yarışmada 3 bin 605 proje arasında elemeleri geçerek finale kaldık. Finalde ise ikinci oldu. 2 gün sergilenen projemiz gerek vatandaşlar gerekse askerler tarafından büyük beğene topladı Bu yarışmada tecrübe edendik. Gelecek yılki yarışmaya şimdiden hazırlanmaya başladık. Kendimize güveniyoruz. Bu sene gümüş madalya kazandık, inşallah gelecek yıl altın madalya alacağız.”

Kaynak:www.haberler.com

Geliştirdiği, “göz kamaştırmayan ve daha uzak mesafeyi aydınlatan far sistemi” ile dünya birincisi seçilen Yard. Doç. Dr. Turhan Alçelik, çok önemli bir buluşa daha imza attı. Birleşmiş Milletler’in dünyada mecburi standart olmasına karar verdiği ‘far’ çalışmasının ardından sokak lambası projesi de bitmek üzere olan Alçelik, uçak facialarını asgariye indirecek buluşu için patent başvurusu yaptı. Alçelik’in buluşu Hollanda’daki Tekirdağ uçağı kazası gibi olaylarda can kaybını minimize edecek.

Patent başvurusu sonrasında sıcağı sıcağına ilk kez Cihan’a röportaj veren Alçelik, önümüzdeki günlerde konuyla ilgili basın toplantısı yapacak. Uçak kazalarını önlemeyi, can ve mal kaybını en aza indirmeyi amaçlayan Alçelik, iki farklı konuda başvurusunu yaptı. Birincisi, tehlike anında uçağı havaalanı dışında herhangi bir bölgeye en az hasarla indirebilecek sistem. Bu sayede, uçak bir nevi helikopter gibi yere yumuşak bir iniş yapabilecek. İkincisi ise uçak düşerken parçalanmayı önleyecek sistem…

Göz hekimi olan ve aynı zamanda 20-21. dönem Giresun milletvekilliği de yapan Yard. Doç. Dr. Turhan Alçelik ile, bu üç projesini konuştuk. 2006′da İsviçre’de düzenlenen 34. Uluslararası Buluşlar Fuarı’nda “dünya birincisi” seçilen ve patent alma-üretim aşamasında sıkıntı yaşadığı “far sistemi” ile röportaja başladık…

-Bu projeye nasıl başladınız?

Yaklaşık 20 yıl öncesine dayanıyor. Daha önce hekim olarak şahit olduğum iki trafik kazası bu çalışmalara başlamama yol açtı. Adapazarı ve Tunceli’de meydana gelen iki kazaya da araç farının şoförün gözünü alması sebep olmuştu. Acaba yeterli mesafeyi gösteren; ama karşıdakinin gözünü almayan bir far yapılamaz mıydı? 1994-95′de de bunun uygulama çalışmasını başlattık. 7-8 yıl sürdü. Hem karşıdakinin gözünü almayan hem de yeterli mesafeyi aydınlatan sistemi geliştirdik. Uluslararası patent kuruluşu tarafından da patentlendi. Cenevre’deki BM aydınlatma komitesinde testleri yapıldı ve onaylandı. Bu testler bittikten sonra Tofaş-Fiat’la birlikte bu çalışmaların uygulamasını yürüttük. Orada da başarıyla sonuçlandı; lakin bunu arabaya takalım noktasına gelindiği an tıkandık. Çünkü Fiat’ın farlarını Alman Automotiv Lighting firması yapıyormuş. Automotiv Lighting’in ürünü ile kıyaslandığında da her açıdan daha başarılı olduğu test edildi ve kanıtlandı. Buna rağmen başarı raporunu hâlâ Fiat’a göndermediler. Daha üstün bir ürünü biz normal piyasadaki ürünle aynı fiyata yapabileceğiz; ama üretime geçemedik.

PROJE, TÜRKİYE ADINA TEK ÖRNEK… EKONOMİK KRİZ ENGEL OLDU

-Projenin özelliklerinden kısaca bahseder misiniz?

Standart kısa huzmeli farlar yaklaşık 35 metreyi aydınlatırken, bu sistemde kısa farlar 90 metreyi aydınlatabiliyor. Tehlikeyi daha çabuk görüyorsunuz. Bu far sayesinde virajlarda uzun far kullanmaya gerek kalmıyor. Araçların geçişi esnasında oluşan geçici kör noktalar ortadan kalkıyor. Sisli havalarda da görüntü kalitesini katlayarak artırıyor. Mevcut farlar ile yeni geliştirdiğimiz farın maliyeti aynı.

-Proje Türkiye açısından BM gündeminde yer alan ilk buluş. Prestij açısından büyük önem arz etmesine rağmen ilgili şirketler niçin gereken hassasiyeti göstermedi?

Bu çalışma Türkiye adına BM’ye gitti ve onay aldı. Ülkemiz adına yapılmış tek örnek. Milli otomotiv sektörümüz olmadığı için, Türkiye içinde karar veremediğimiz bir durum söz konusu. Yapılması gerekenlerin hepsini yaptık; eksiksiz sonuç aldık. Bundan sonrasını kestirmek zor. Şu anda ekonomik krizin de araya girmesiyle ilgilenen önemli firmalar da görüşmeleri askıya aldı.

ÜRETİM İÇİN EN AZ 6,5 MİLYON EURO GEREKİYOR

-Devletle irtibata geçtiniz mi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de görüştünüz mü bu konuyu?

Sayın Erdoğan’la birkaç kere görüştük; en son beş altı ay önce görüşmüştük. Bakanlıkta bir üniversite ile işbirliği, halince devlet desteği çıktı. Ama karar çıksa bile bunu üreteceğiniz tesis yok; asıl sıkıntıyı burada yaşıyoruz. Bu tesisi kurmak çok maliyetli. Elimizde 10 milyon euro olmadan far verebilmemiz mümkün değil. Yaptığımız fizibilite çalışmalarına göre asgari 6,5 milyon Euro’ya ihtiyaç var. Bu imkânımız olur da bunu üretebilirsek, sanayiye verip piyasaya sürmek çok rahat olacaktır.

GAYRİMENKULLERİMİ SATTIM

-Patent sürecinde çok zorlanmışsınız. Maddi desteği nasıl sağladınız?

Tamamen kendi imkânlarımla karşıladım. Üç önemli gayrimenkulümü sattım; Ankara merkezde çok kıymetli bir gayrimenkulümü sattım. Bu bir idealdi bizim için. Dolayısıyla bunları harcadık; ama emeğimizi aldık, alacağız inşallah. Bu süreç içerisinde Tofaş-Fiat’ın kapsamlı AR-GE katkısını unutamayız. Dolayısıyla proje çok sağlam bir teknik alt yapı ile buralara geldi. Yaklaşık 1 milyon liralık bir bütçeyle buraya geldik, eski para ile 1 trilyonluk masrafımız oldu diyebiliriz.

ÖDÜLE DOYMAYAN PROJE

-Projenizin aldığı ödüllerden de bahseder misiniz?

İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen 34. Uluslararası Buluşlar Fuarı’na sunulan 1000′e yakın icat arasından teknik jürinin birincilik ödülünü aldık. Romanya’da başarı ödülü aldık. Daha sonra aynı yıl Türk Patent Enstitüsü, büyük patent ödülünü verdi projeye. Almanya’da bir başka icat fuarında gümüş madalya aldı. Proje dünya çapında büyük beğeni topladı. Ama beğenilmesi yetmiyor. Eskilerin bir tabiri var marifet iltifata tabidir. Bütün marifetleri sergiledik ama iltifat noktasında aynı başarı gelmedi.

PROJENİN TÜRKİYE’DEN ÇIKMASI ŞANSSIZLIK

-Böyle bir aşamaya gelmiş projenin akim kalmasının sebepleri neler? Bu proje Batılı bir bilim adamının olsaydı aynı zorlukları yaşar mıydı yoksa bu farları dünyanın dört bir yanında görür müydük?

Şöyle söyleyebiliriz… Bunu ben tek başıma söylemiyorum, birçok kişinin kanaati, eğer bu proje otomotiv üreticisi herhangi bir ülkede başarılmış olsaydı şu anda bütün dünyada kullanılıyor olurdu. Bu sadece benim değil bu konuda beraber çalıştığımız herkesin ortak kanaati. Ama biz maalesef bu adımları atamadık.

-Otomotiv sektörü gelişmiş olan ülkelerle temasınız oldu mu?

Başbakanlık’ta sayın Erdoğan’la beraber Kore cumhurbaşkanı ile görüştüm. Kore sanayi bakanı ve Kia Hyundai CEO’suyla görüşmelerimiz oldu. Somut bir netice çıkmadı. İlginçtir, attığımız bütün adımlardan somut bir sonuç çıkmadı. Gerekçesini bilmek zor.

-Sizce niçin somut bir sonuç elde edilemiyor?

Zannediyorum bizim böyle bir çalışma yapmış olmamız nedeniyle Türkiye’nin ismini öne çıkaracak bir çalışmayı kabullenemedi başat ülkeler.

-Yani Türkofobi mi bunun sebebi?

Öyle demeyelim; “Türkiye otomotivde yok, onun için” diyelim. Türkiye’de Ford’un, Renault’nun, Fiat’ın, Mercedes’in fabrikası var; ancak yerli üretimimiz yok…

-İran’daki firmayla görüştünüz mü?

Önümüzdeki günlerde görüşeceğim. Daha önce başka bir vesile ile İran büyükelçisi ve ticaret ataşesiyle görüşmemiz oldu. Geldiğim noktada artık İran ve Malezya başta olmak üzere Çin bölgesine yöneleceğim; buna karar verdim.

-Projenizle ilgili sizinle bizzat görüşen firma var mı?

Birçok görüşmemiz oldu. Firma ismi vermek istemiyorum, Türkiye’de Tofaş ve Fiat’la resmi bir çalışmamız oldu. Marka olarak değil de ülke olarak söyleyebilirim; Çin ile, ABD ile, Almanya ve Hollanda’daki bazı temsilcilerle görüşmeler yaptık. Bu görüşmelerden somut sonuç çıkmadı henüz.

SOKAK LAMBASI PROJESİ DE TAMAMLANDI; ÜRETİME BAŞLANACAK

-Sokak lambası çalışmanız da var. Bundan da bahseder misiniz?

Üç önemli özelliği var. Şu anda dünyadaki en verimli sokak lambası. Yani aynı enerjiyle aynı ampulü kullanarak en fazla ışığı veren lamba. İkincisi, en düzgün ışık veren lamba; yani direkler arasındaki karanlık noktaları kaldırıyor. Üçüncü özelliği, gözü çok az rahatsız ettiği için veya hiç etmediği için görüşünüz daha iyi. Projemiz şu anda bitme aşamasında, TSE’den onayını aldığımız an piyasaya vereceğiz. Birçok yerle görüşmemiz oldu, teklifleri aldık.

‘UÇAK’ PATENTİ İÇİN DOĞUM GÜNÜNÜ SEÇTİ

-Uçak kazalarını önlemeyle ilgi bazı projeleriniz var ve bugün (5 Mart) itibarıyla patent başvurusunu yaptınız, bu projenizden de bahseder misiniz?

Uçaklarla ilgili dünyadaki en önemli problem, kalkıştan sonraki arızalar ve kaza sonucu yaşanan büyük can ve mal kayıplarıdır. Ben bu konuyla ilgili iki farklı patent başvurusu yaptım. Uçak düşmelerinin en önemli sonucu, can kayıplarının çok olmasıdır. Ben yıllardır bu optik çalışmalarımı yürütürken aynı zamanda, uçaklardaki tehlikeli durumu da acaba en aza indirecek bir çalışma olamaz mı veya uçak düşmesi kaçınılmaz olduğunda en az zararla uçak yere indirilebilir mi, can kaybı en aza indirilebilir mi diye iki farklı çalışma yaptım. Bugün yani 5 Mart 2009 tarihi itibarıyla patent başvurusunda bulundum. Doğum günüm 5 Mart olduğu için bu tarihi seçtim.

Birincisi; tehlike anında havaalanı olmasa bile uçağın güvenli olarak tarlaya, bahçeye, yola veya bir helikopterin inebileceği alana emniyetle inebilmesini sağlayacak bir sistem… Teknik detayı şimdi vermeyeceğim. Havaalanına yetişemiyorsun, uçak düşecek, bu şartlar altında uçağı en az hasarla herhangi bir yere inmesini sağlayacak bir çalışma… Dolayısıyla çok daha uygun bir hızla inişi sağlamaktır amacımız.

İkinci proje ise, “her şeye rağmen uçak düşüyorsa”, o çarpmanın etkisini en aza indirecek bir çalışma… Bu iki çalışma da tamamen birbirinden farklı. Birisi güvenli inişi amaçlıyor, diğeri ise uçağın düşmesi kesinleşmiş ise güvenli indirmeyi sağlayamadığınız anda uçağın çarpma anındaki parçalanma sürecini ortadan kaldırmaya dönük bir araştırma. Uçağın aldığı darbeyi en aza indirecek bir çalışma.

- Birinci proje ile ikinci proje birbiriyle bağlantılı mı?

Tamamen birbirinden bağımsız iki çalışmadır. Birbiriyle hiçbir bağlantısı yoktur. Aynı uçakta iki sitem de kullanılabilir, sadece biri de kullanılabilir. İkisi sistem aynı uçakta kullanılırsa çok daha güvenli bir sistem ortaya çıkıyor.

BULUŞUM, FİZİK KURALLARINA AYKIRI DEĞİL

-Projeleriniz için daha önceden maket olarak hiç denemede bulundunuz mu? Fiziki şartlara uygunluğu test edildi mi?

Fiziksel olarak termodinamiğin bütün kurallarını içinde barındırıyor. Bu kelimeyi, termodinamik kelimesini kullandığım zaman işin uzmanı ne demek istediğimi anlar. Yani bilimin bütün katı kurallarını bu proje içinde barındırıyor. Kaldı ki ben uluslararası onaylanmış buluşu olan bir insan olarak bunu söylüyorsam bunun bir anlamı var.

Test yapma konusuna gelince, Türkiye’nin bu alanda test yapması kendi imkanlarıyla hele hele buluş sahibinin kendi imkanlarıyla test yapması kolay değil. Ama biz bu çalışma ile bunu kamuoyuna mal ediyoruz ki insanlığın ihtiyacı olan bir şey. İlgi duyan uçak firmaları, buna askeri uçaklar, yolcu uçakları, kargo uçakları dahil, eğer bu konuda bir ihtiyaç hissediyorlarsa, biz bu bilgilerimizi paylaşmak ve insanlığın hizmetine sunmak için bu açıklamayı yapıyoruz. Ama bunun bir bedeli var, bu bedeli ödemekten kaçmamaları gerekiyor.

MALİYETİ DE YÜKSEK DEĞİL

-Bu sistemi uçaklarda uygulamanın maliyeti ne kadar olur?

Şu anda rakam telaffuz etmek istemiyorum, ama bir uçağın fiyatından çok daha küçük rakamlara biz bütün test çalışmalarını yapma imkânına sahibiz. Bir uçağa ödenecek paranın belki yarısı kadar bir kaynak ile belki daha azıyla, projemizin kullanılabilirliğini, ispat edebiliriz. İspat ettikten sonra kullanılabilir, uygundur etiketini aldığımız zaman bütün uçaklara açıktır projemiz.

YAKINDA AÇIKLAMA YAPACAK

-Far projesi için İran’a görüşmeye gidecektiniz. Uçak projesi hakkında da İranlı yetkililerle bir görüşmeniz olacak mı?

Tabii ki, kesinlikle… Sonuç alabileceğimiz her yere gideriz ve gideceğiz de… Önümüzdeki günlerde bütün Türkiye ve dünya kamuoyuna açıklayacağız. O zaman kimin bu konuda bir isteği varsa; kim ciddiye alıyorsa projemizi, onlarla masaya oturacağız. Dünyanın neresinde olursa olsun insan hayatına katkı sağlayan bir çalışmayı önemsiyoruz. Herkese başta uçak üreticisi firmalar olmak üzere bu fikrin kapısı açık. Ama çok ciddi firmalara kapımız açık olacak. Bütün bilgilerimizi paylaşmaya hazırız; ama bunu yaparken gerçekten insanlığın hizmetine sunabilme arzusuyla bu adımı atmak istiyoruz; olay budur. Önümüzdeki dönemde bu konunun kamuoyunu daha fazla meşgul edeceğini düşünüyorum.

Kaynak:www.haberler.com

Bir zamanlar sanal dünyaların oluşturmada öncülük yapan Worlds.com, World of Warcraft, Guild Wars ve Second Life zamanında anlamını yitirdi. Şimdiyse Amerikan firma çevrimiçi çok oyunculu RPG oyunlarının (MMORPG) sonunu getirebilecek bir patent davası açtı.

Teksaslı yazılım firması Worlds.com 3 Ağustos 2000‘de kullanıcılara sanal bir çevreyle etkileşime geçme imkanı veren sistem ve metot isminde bir patent için başvuruda bulundu. Başvurunun ismi kadar içeriği de geneldi: Bir kullanıcının hareketlerini diğerine göstermek için yapılan eylemler, diğer tüm bağlı istemcilere simgelerin (avatar) grafiksel olarak nasıl gösterileceğini söyleyen merkezi bir sunucuya gönderiliyor. Bu patentin kullanım hakkı Worlds.com’a 20 Şubat 2007 yılında verilecekti.

Worlds.com patenti temel alarak Guild Wars ve Lineage gibi birçok çevrimiçi RPG oyunu geliştiren NCSoft‘a tazminat davası açtı. Ayrıca gelecekte bu tip patent ihlallerinin de önüne geçilmesi talep ediliyor. Böylece Worlds.com tüm NCSoft MMORPG’lerin kapatılmasını sağlamak istiyor.

Worlds.com avukatları yakın zamanda diğer çevrimiçi oyun üreticilerinden de aynı talepte bulunacaklarını açıkladılar.

Kaynak:www.news.google.com

Geçtiğimiz aralık ayında Forbes dergisi son 85 yıl içinde yaşamımızı değiştiren en önemli 85 buluşu (arada buluş olmayıp önemli olan olaylarda var) açıkladı. Bu listeyi incelediğimizde 85 yıl öncesinde insanlar nasıl yaşıyorlarmış acaba demekten insan kendini alamıyor. Oysa günlük yaşamı olağanüstü değiştiren bu buluşlar neredeyse bir insan ömrüne sığmış durumda.  Üstelik insanlık tarihi gözönüne alındığında 85 yıl hiçbirşey değil. Birçoğumuzun dedeleri, babaları bu zamanları görmüş durumdalar. Listeyi vermeden son bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Dikkat edilirse bu buluşların hepsi şu an gelişmiş ülkeler diye tanımladığımız ülkelerden gelmiş. Bu buluşları yaptıkları içinmi gelişmişler, yoksa gelişmiş oldukları içinmi bu buluşları yapmışlar siz değerlendirin. Yani yumurta tavuk misali…İşte buluşlar:

1)Lastik ayakkabı-1917 2)İzotopların ölçümü-1918 3)Benzine konan tetraetil karışımı-1921 4)İş idaresi-1924 5)Multiplane kamera-1923 (Animasyon sinemasının başlangıcı)
6)Donmuş gıda-1924 7)Ortak yatırım fonu-1924 8)Bell Laboratuvarları’nın kuruluşu-1925
9)Roket motoru-1926 10)Televizyon-1927 11)Penisilin-1928 12)Sentetik lastik-1929 13)Jet motoru-193015)Duvar kaplaması-1933 16)Gerçekçi hisse senedi hesaplaması-1934 17)Naylon-1934 18)Otomobil işçileri sendikası-1935 (ABD’de) 19)Kan bankası-1937 20)Ses sinyallerini, gönderilebilir dijital formata dönüştürme-1937 (Dijital çağın başlangıcı) 21)Fotokopi-1938 22)Otomatik vites-1939 23)Helikopter-1939 24)Radar-1940 25)Elektronik dijital bilgisayar-1942 26)Nükleer enerji-1945 27)Cep telefonu-1947
28)Mikrodalga fırın-1947 29)Polaroid fotoğraf makinesi-1947 30)Transistör-1947 31)Plastik kapalı yiyecek kapları-1947 32)Uzunçalar plak-1948 33)Bilgisayarda manyetik çekirdek bellek-1949 34)Diners Club kartı-1950 35)Levittown-1951 (Long Island’da yapılan 17 bin toplu konut) 36)Doğum kontrol hapı-1951 37)Thorazine-1952 (Akıl hastalıklarında kullanılan bir ilaç) 38)Holding yapılanması-1952 39)Holiday Inn oteller zinciri-1952 40)Fortran bilgisayar dili-1954 41)Çocuk felci aşısı-1954 42)Telstar-1954 (İlk ticari iletişim uydusu) 43)Fast food-1955 (İlk McDonalds’ın açılışı) 44)Konteyner taşımacılığı-1956 45)Disk sürücü-1956 46)Fiber optik teknolojisi-1956 47)Ampex 2×1000-1956 (Görüntüleme sistemi) 48)Kalp atışlarını düzenleyen cihaz-1958 49)Lazer-1958
50)Üçgen emniyet kemeri-1959 51)Entegre devre-1959 52)Hazır çocuk bezi Pampers-1961
53)Modem-1962 54)Kasalardandan elde edilen satış noktası bilgileri-1962 55)Bilgisayarda mainframe-1964 56)Tüketiciyi koruma hareketi-1965 57)Bilgisayar faresi-1968 58)Bankamatik-1969 59)Şarj-1969 (Video kamera için) 60)İnternet-1969 61)Kompakt disk(CD)-1970 62)İlişkilendirilmiş veritabanı-1970 63)Telesekreter-1971 64)Mikroişlemci-1971 65)Bilgisayarlı tomografi-197267)Unix/C programlama-1972
68)E-eğlence-1973 (Bilgisayar oyunları) 69)Borsa işlem ücretinde indirim-1973 70)Katalitik konverter-1974 71)Borsa fiyat endeksini takip eden fon modeli-1976
72)Kişisel bilgisayar-1976 73)Birleştirilmiş DNA-1976 (Biyoteknoloji endüstrisinin başlangıcı) 74)Ticari ve bireysel banka hesaplarının tek bir hesapta toplanması-1977
75)Kısa vadeli, yüksek kazançlı fonlar-1977 76)Finansal bilgi yönetim programı-1979
77)LCD ekran-1984 78)Kişiselleştirilmiş bilgisayar seri üretimi ve perakende satışı-1984
79)Mevacor-1987 (Kolestrol düşürücü ilaç) 80)Prozac-1987(Antidepresan ilaç)
81)World Wide Web-1991 82)AIDS hastaları için inhibitor-1995 83)E-ticaret-1995 (Amazon ve eBay’ın kurulması) 84)Viagra-1998 85)Genetik kod için otomatik dizilim cihazı-2000  14)FM radyo-1933 66)Ethernet-1972

Kaynak: Av.Birant Esinoğlu

 

Türkiye’de ve dünyanın bir çok yerinde bilinen beğeniyle tüketilen ve aranan künefe diğer kültür ürünleri gibi maalesef taklide maruz kalıyordu. Hatay dışında bir çok kentte künefe satışı yapılıyor. Ancak bu künefe hiç bir şekilde Hatay’da yapılana benzemiyor.
Yöresel tatlımızı koruma altına almak, taklit edilmesinin önüne geçmek için yaptığımız girişim olumlu sonuçlandı.
Künefenin Hatay’a özgü bir tatlı olduğuyla ilgili Coğrafi İşaret Tescil Belgesi aldık.
Tescil sayesinde künefenin yurt içi ve yurt dışında da aynı kalite ve lezzetle satışa sunulacağını kaydeden Çinçin, dileyen işletmelere tescilli Hatay künefesi satabilmeleri için belgelerini verebileceklerini ayrıca işletmelerin de sürekli denetleneceğini belirterek, Hatay’a özgü başka tatlılar için de tescil belgesi alacağız” dedi.
Tescil edilen Hatay künefesinin özellikleri ve servis kriterleri de belirlendi.
Künefenin en önemli malzemesi olan peynir Hatay yöresinde yapılır.
Tam yağlı ve hiçbir katkı maddesi içermeyen inek sütü, 40-65 dereceye kadar ısıtılır. Ilık hale gelinceye kadar bekletilir.
Ilık hale gelen süte peynir mayası koyularak kalıplarda dinlenmeye bırakılır.
Peynir, suyunun iyice süzülmesi için bezlere sarılıp bekletilir.
Künefe yapımında peynirin, iyice sünmesi için günlük olarak tüketilmesi gerekmektedir.

Kaynak:www.haberbu.com

Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiklerini belirten Akkent Şekerleme’nin sahibi Ahmet Akkent, altınlı ve altın kaplamalı Antep fıstıklı lokumun butik üretimi olduğunu ve sipariş üzerine yapılacağını söyledi. Altının lokumda kullanılması tamamen el işçiliğine dayalı bir süreçte yaptıklarını dile getiren Akkent, ürünlerini Lokum İstanbul firması ile yurtdışında pazarlayacaklarını söyledi.

Altınlı ve altın kaplama lokumun önümüzdeki günlerde satışının gerçekleşeceğini dile getiren Akkent, butik üretim olarak yapılan altınlı ve altın kaplamalı lokumun Türkiye’nin tanıtımı acısından önemli olacağını belirtti. Dünya’da bir ilkin altına imza attıklarını ifade eden Ahmet Akkent, ürettikleri altınlı ve altın kaplamalı lokum için henüz bir fiyat belirlemediklerini kaydetti.

Afyonkarahisar Tarım İl Müdürü Hüseyin Ceylan da altın kaplamalı lokumun sağlık ve üretim koşullarına uygun olduğunu söyledi. Ceylan, “Yapılan incelemelerde ürünün 5179 Sayılı Kanun ve lokum tebliğine uygun olduğu tespit edildi ve söz konusu ürüne üretim izni belgesini verdik. Üründe yüzey kaplama maddesi olarak Türk Gıda Kodeksi (TGK) renklendiriciler tebliğinde izin verilen altın kullanılıyor.” diye konuştu.

Kaynak:www.afyonhaber.com

Uluslararası Patent Birliği Konsey Başkanı Coşkun İrfan, son dönemdeki vizyon projelerle atılım sağlayan Bursa’nın katma değer üreten bir kent olduğunun tüm ülkede fark edilmesi için üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını belirtti.

Uluslararası Patent Birliği Konsey Başkanı Coşkun İrfan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin’i ziyaret etti. İrfan, Türkiye’deki ‘fikri ve sınai mülkiyet hakları’ konusunda ülkemizin gerçek anlamda kalkınmış ülkeleri yakalayabilmesi için gereken güç birliğini sağlamak amacıyla kurulan birliğin Büyükşehir Belediyesi’nin kente vizyon katan projeleri desteklediğini söyledi. Birlik Başkanı İrfan, Bursa’yı ‘marka kent’ seviyesine taşımak için çalışmalarını tüm hızıyla sürdüren Büyükşehir Belediyesi’nin kentin çehresini değiştirdiğini ifade etti. Yatırımlarla Bursa’da konforlu yaşam şartları oluşturan Başkan Şahin’e teşekkür eden İrfan, birliğin hedeflerini anlattı. Bursa’nın tarihinden çevresel şartlarına, turizminden ulaşımına uzanan zenginliklerinin tanıtılması gerektiğinin altını çizen İrfan, Bursa’nın marka bir kent olduğunu tüm Türkiye’ye göstermek amacıyla bir ‘Buluş’ fuarı düzenlemek istediklerini açıkladı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin de Bursa için çalışmaktan asla vazgeçmeyeceklerini ifade etti. Şahin, kente yapılan yatırımların değerini fark eden Uluslararası Patent Birliği’nin çalışmalarına destek vereceğini dile getirdi. (CİHAN)

Eskişehir Yunus Emre Endüstri Meslek Lisesi öğretmen ve öğrencileri elektrikli kombi geliştirdi. Altı ay süren bir çalışma sonucu üretilen elektrikli kombi, doğalgazla çalışan kombilere göre yüzde 20 tasarruf sağlıyor. 9 bin watt’lık güce sahip ve 3 ayrı ısıtıcıyla çalışan kombi, yüzde 97 verimlilik sağlayan kombide enerji ve ısı kaybı olmuyor. Doğalgazın kullanım süresinde bir kısmı çiğ olarak bacadan dışarı atılırken, elektrikli kombide ise bu tarz bir kayıp yok ve suyu direkt ısıtıyor. Doğalgazlı ürünlere alternatif olabilecek elektrikli kombide sistem seri olarak bağlı ve su hareket halinde iken çok kısa sürede ısınıyor. Gazdan zehirleme olasılığını da ortadan kaldıran kombi, lisenin atölyesinde kullanılmaya başlandı. Patent için başvuru hazırlığı yapan okul yönetimi, talep olması halinde seri üretim yapmayı planlıyor. Elektrikli kombinin artan doğalgaz fiyatlarına karşı bir alternatif olabilecği belirtiliyor.

Okulun Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme Alan Şefi Hasan Hüseyin Çanakçı, 4 öğretmen ile bir grup öğrencinin sözkonusu kombiyi 6 aylık çalışma sonrasında ürettiğini söylüyor. Cihazın çok amaçlı kullanıma sahip olduğunu kaydeden Çanakçı, şu bilgileri veriyor: “Elektrikli kombi ile her türlü ortamda 130-140 dereceye kadar su ısıtılabiliyor. Elektrikli kombideki sistem seriye bağlı olduğu için, suyun ısınmama ihtimali yok. Kombiyi evin her tarafına monte edebiliyorsunuz. Havanın durumuna göre otomatik olarak çalışan kombi okulda yalsızca bir adet üretildi.”

Okul Müdürü İsmail Satekin de cihazın patentini alacaklarını belirterek, gerekli desteğin verilmesi halinde seri üretime geçebileceklerini ifade etti. Satekin şöyle konuştu: “Sadece kent merkezinde değil, doğalgazın ulaşamadığı merkezler için de elektrikli kombi alternatif olarak düşünülmektedir. Elektrikli kombi doğalgazlı kombiden daha ucuza mal oluyor ve vatandaşa tasarruf sağlıyor. Böylelikle vatandaşı hem maddi hem de ısı anlamında büyük fayda sağlıyor.” (CİHAN)

« Previous Entries