AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed

Have we lost freedom?

İngiliz Luella markasının ürünlerini satan ancak bu firmanın isminin Türkiye’de başka bir firma tarafından tescil edilmesi nedeniyle ürünleri mağazalarından toplanan Vakko, duruma isyan etti.

Vakko’yu isyan ettiren olay şirketin İngiliz Luella markalı ürünlerini satışı ile başladı. Daha önce Luella markasını Türkiye’de tescil ettiren Murşah Tekstil’den tescil haklarını satın alan İzyelken Tekstil, noter kanalı ile Vakko’ya bir uyarı gönderdi. Ardından Cumhuriyet savcılıklarına da başvuran İzyelken Tekstil, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nin kararı ile ürünlerin Vakko mağazalarından toplatılmasını sağladı.(kaynak: Hürriyet 30.06.2006)

Firmanın yetkililerine göre bu durum tamamı ile üzücü ve etik dışı bir davranış. Bu yoruma kesinlikle katılıyorum ama VAKKO firmasına da şaşırıyorum. Yani ben VAKKO Marka Yöneticilerinden biri olsam, dünyaca ünlü markalar arasından, yeni soluklar için seçim yaparken, pazar payı, ürün kalitesi vb. bilgilerin yanı sıra yeni ürünün tescilli olup olmadığını kontrol ederim. Oldu ki tescil edilmediğini gördüm, ilgili firmayı uyarır, tescil edilmesi yönünde teşvik eder son olarak da markanın kullanılması üzerine lisans anlaşması yapardım.

Yapılacak ufak çaplı bir araştırma ile -artık etik ya da değil- ilgili markayı önceden tescil eden bir firma var ise oluşabilecek hengameleri de böylelikle engellemiş olurdum.

Şu acıdan bakmak da gerekir ki; Haksız rekabet eden bu firma ile, yeni ürün pazara sunulduktan sonra karşı karşıya gelmektense baştan firmanın karşısına geçer dava bile açardım.

O zaman ki haber başlığı da bu şekilde olur;

VAKKO HAKSIZ REKABETİN YOLUNU KESMEK İÇİN SAVAŞIYOR…

Çok daha etkili bir manşet ile gündemde yer alır, haklıyken mağdur durumuna da düşmemiş olurdum.

Hızla artan ticari rekabet ortamında, en önemli yatırımınız markanızdır. Çünkü marka; ürün veya hizmetlerinizle müşteriniz arasındaki en önemli iletişim köprüsüdür.

Günümüzde markalar işletmelerin somut varlıklarından daha değerli hale gelmiştir. Öyle ki şirketlerin büyüklüğü sahip oldukları maddi varlıklarından çok markalarının değerleri ile ölçülmektedir. Markalaşmak karlılığı arttırmanın en etkili yoludur. “marka tescili” ise markalaşma stratejisinin temelidir.

Tüketicilerin güvenilir markalara bağlılığından kar elde etmek isteyen taklitçi kişi veya kuruluşların haksız rekabetini önlemenin ilk adımı “Marka Tescili” dir.

Pazarlama faaliyetlerinin odak noktası markadır. Büyük bir hızla değişen ve artan rekabet koşulları içinde faaliyet gösteren işletmeler özellikle ürünlerin fiziksel olarak farklılaştırılamayacağı durumlarda; rekabet üstünlüğü elde etmek ve pazarda yaşamını sürdürebilmek için ürünlerine marka ile bir takım kişilikler kazandırmak yoluna gitmektedir.

Günümüzde sadece ürün değil marka yaratmanın, diğer bir ifadeyle kaliteli bir ürüne markalama yoluyla kişilik kazandırmanın daha önemli olduğu görülmektedir.

a) Tescilli adın ününden herhangi bir biçimde yarar sağlayacak kullanımlar veya tescil kapsamındaki ürünleri andıran ya da çağrıştırabilen ürünlerle ilgili olarak tescilli adın dolaylı veya dolaysız olarak ticari amaçlı kullanımı,
b) Sözcük olarak gerçek coğrafi yeri ifade etmekle birlikte halkta haksız biçimde
ürünün başka yer kaynaklı olduğu izlenimini bırakan kullanımı; veya korunan adın
tercümesinin kullanımı; veya ’stilinde’, ‘tarzında’, ‘tipinde’, ‘türünde’, ‘yöntemiyle’,'orada üretildiği biçimde’ veya benzeri diğer açıklama veya terimlerle birlikte kullanımı,
c) Ürünün iç veya dış ambalajında, tanıtım ve reklamında, veya ürünle ilgili herhangi bir yazılı belgede doğal veya esas nitelik ve özellikleri ile menşei konusunda yanlış veya yanıltıcı herhangi bir açıklama veya belirtiye yer verilmesi,
d) Ürünün menşei konusunda halkı yanıltabilecek biçimde ambalajlanması veya yanılgı yaratabilecek diğer herhangi bir biçimde sunulması.
Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaretlerdir. Ürün; özellikleriyle belli bir alanı, yöreyi, bölgeyi veya ülkeyi temsil edebilir. Bir bölgenin meyvesi, sebzesi, porseleni, halısı, malzemeleri veya madeni o bölgenin kendine ait coğrafi işaretidir.

Bir malın coğrafi kökenini gösteren veya kullanılan bir unsur, madde, motif, malzeme ya da usul sebebiyle bir alana, yöreye yahut ülkeye yollamada bulunarak o mala istek ve güven duyulmasını sağlayan ad veya işarettir. Bir yörenin herhangi bir ürünü, meyvesi, taşı, madeni diğer yörelerde üretilenlerden farklı olabilir veya bir yörede üretilen bir halı, kilim, kumaş, çini vb. bir ürün herhangi bir nedenle ün kazanmış olabilir. Bu ürünlerin üzerinde o yörenin adının kullanılması, tüketiciler tarafından o ürünün belli bir kaliteye sahip olduğu şeklinde de algılanabilir. Tüketiciler söz konusu yöre adıyla satılan ürünleri, o yörenin adına belli bir güven duyarak aynı nitelikteki diğer ürünlere tercih edebilirler.

Coğrafi işaretler, ikiye ayrılmıştır.

Bir ürünün; Tüm veya esas nitelik veya özellikleri bu yöre, alan veya bölgeye özgü doğa ve beşeri unsurlardan kaynaklanması. Üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tümüyle bu yöre, alan veya bölge sınırları içinde yapılması durumunda “menşe adını” belirtir. (Malatya Kayısısı)

Bir Ürünün; Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle bu yöre, alan veya bölge ile özdeşleşmiş olması. Üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az birinin belirlenmiş yöre, alan veya bölge sınırları içinde yapılması , durumunda “mahreç işareti” göstergesini belirtir. (Hereke Halısı)

TPE’nin uygulamış olduğu yönetmeliğe göre yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı haklarının korunmasına ilişkin usul ve esasların düzenlemesi ve yeni bitki türlerinin tescillenmesi gerekmektedir. Bu yönetmeliğe göre bitki türleri tescil edilerek koruma altına alınabilmektedir. Bitki türlerinin koruma süresi bitki çeşitlerine göre değişmektedir. Koruma süresi tescil tarihinden itibaren 20 yıl, asmalar, patatesler ve ağaçlar için 30 yıldır.
Yeni bitki türerlinin tescillenmesindeki amaç, bitki çeşitlerinin geliştirilmesinin özendirilmesi, yerli ve karşılıklılık ilkesi uyarınca yabancı ıslahçıların korunmasıdır. UPOV sözleşmesine göre bu koruma hakkından TC sınırları içerisinde ikamet eden gerçek veya tüzel kişiler yeni bitki türlerinin tescili için başvuru yapıp yararlanabilmektedir.

Yeni bitki türleri; başvuru tarihinden geriye dönük olarak Türkiye’de 1 yıl, yurt dışında 4 yıl, ağaç ve asmalarda ise 6 yıl içerisinde ticarete konu olmamışsa yeni bir bitki türü olarak sayılmaktadır.

  • Marka Örneği,
  • Başvuruda bulunulacak markanın, Türkiye’de tescilli olması veya tescil başvurusu yapılmış olması gereklidir.
  • Marka sahibinin tam adı veya unvanı,
  • Seçilen ülkelere göre belirlenecek olan Resmi Harcın, WIPO nun banka hesap numarasına yatırılmış olması,
  • Türk Patent Enstitüsü’ne resmi müracaat harcının yatırılmış olması,

Markalar sadece tescil edildikleri ülkelerde korunur, bu nedenle Türkiye’de tescil edilmiş bir marka, sadece Türkiye içerisinde koruma altındadır. Özellikle uluslararası ticari faaliyette bulunan firmaların, Türkiye tescil ettikten sonra, ihracat yaptıkları ülkelerde de markalarını koruyabilmek için tescil ettirmeleri gerekmektedir.

İhracat yaptığınız ülkede markanızı tescil ettirmediyseniz;

  • O ülkede aynı sektörde, tescilli benzer bir markanın olması durumunda, gümrüklerde mallarınıza el konulması sözkonusu olabilir,
  • Markanızın o ülkede taklit edilmesine engel olamazsınız,
  • İhracat yaptığınız ülkede bir başka şahıs markanızı tescil ettirmesi durumunda, markanız o ülkedeki pazar payını kaybedecektir.
  • Bu durumda markanızı yüksek paralar ödeyerek satın almak veya lisans ücreti ödenmek zorunda kalabilirsiniz.
  • Tescilli olmayan bir marka ile ihracat büyük bir risktir.

Tek başvuruyla, tüm dünyada geçerli bir tescil sistemi yoktur. Çeşitli uluslararası tescil sistemleri arasında, maliyet ve özellik olarak en avantajlısı Madrid Protokolü yoluyla yapılan başvurulardır. 1996 yılında imzalamış olduğumuz Madrid Protokolü, 1 Ocak 1999 yılında yürürlüğe girmiştir.

Bu protokolle yurtdışına ihracat yapan firmalara, ihracat yapmış olduğu ülkelerde markalarını tescil kolaylığı sağlanmaktadır. Madrid Protokolune Üye Ülkeler

Yayınına karar verilen markalar her ay Türk Patent Enstitüsü tarafından yayınlanan markalar bülteninde 3 ay süre ile askıda kalır. Yani yayın tarihinden itibaren 3 ay içinde üçüncü kişiler itiraz edilebilir. Türk Patent Enstitüsü bu itirazları markalar kanununa göre değerlendirir ve itirazı kabul edebilir veya etmeyebilir. İtirazların kabul edilmesi halinde başvurulan marka tamamen red olabilir veya başvurulan sınıfların bir kısmı çıkarılabilir. İtirazın kabul edilmemesi halinde markanın tesciline karar verilir.

Benzer ürünleri yada hizmetleri başkalarının ürün yada hizmetlerinden ayırt etmek üzere kullanılan yada belirli bir hizmetin sunulması sırasında kullanılan AYIRT EDİCİ İŞARET marka olarak tanımlanmaktadır. Sözcükler, Sayılar, Harfler, Şekiller, Ürünün Şekli veya Ambalajı ile bunların birlikte sunuluşları marka olarak değerlendirilmektedir.

Marka koruması, ürün ya da hizmetlerinde marka kullanan marka sahiplerini koruyan bir sistemdir. Marka tescilinin amacı, özel yasa ile getirilen korumadan yararlanmak anlamındadır.

Başkası tarafından kullanılan tescilsiz bir markanın, hak sahibi olmayan bir kişi tarafından tescil için başvuru yapılması veya tescil ettirilmesi hallerinde, gerçek marka hakkı sahibinin itiraz etme veya dava açarak tescili iptal ettirme yetkisi vardır.

Herhangi bir ürün için kullanılmak üzere bir marka seçimi sırasında dikkat edilecek en önemli konu, seçilen işaretin diğer markalardan farklı olmasıdır.

Marka tescilleri sırasında en önemli konu, markanın seçimi ile marka tescilinin kapsayacağı malların ya da hizmetlerin saptanmasıdır. Markanın başkaları tarafından tescil ettirilmiş ya da kullanılan markalardan ayırt edilebilecek şekilde farklı olması gerekmektedir.

Marka tescilleri ile sağlanan koruma, tescil edilecek marka ve markanın kullanılacağı mallar ile sınırlı olduğu için, mal (ürün, eşya) listesi hazırlanırken, gerçek iş konusuna uygun olarak hazırlanmalıdır.

Markanın tescil tarihinden itibaren, beş yıl içinde mal listesinde yazılı mallarda kullanılması zorunlu olduğu ve markanın kullanılmadığı mal için, istek üzerine mahkemece iptal edilebileceği de değerlendirilmelidir.