AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed
100mg viagraviagra affiliateviagra informationviagra infoviagra purchasecheapest viagraviagra softviagra levitracheap viagraget viagracialis viagraviagra research50mg viagraviagra salesviagra cheapviagra overnightfree viagraviagra alternativeprice viagraviagra forumimpotence viagraviagra costflomax viagralevitra viagraviagra cheapestviagra refillviagra prescriptionsorder viagrapfizer viagraviagra naturalviagra onlineviagra pharmacyordering viagrabrand viagrawoman viagrasubstitute viagrabuying viagra

Have we lost freedom?

İzmir’de üretim yapan Miray Kozmetik, markasına yaptığı yatırımın karşılığını 18 milyon dolara çıkan cirosu ile geri alıyor. Ancak Miray Kozmetik’in hedefleri bu kadarla sınırlı değil. Bugün cirosunun yüzde 10’unun ihracattan elde eden ve başta ABD olmak üzere dünyanın pekçok ülkesine ihracat yapan Miray Kozmetik, 2013 yılında Türkiye’nin en büyük 500 firması arasında yer alacak büyüklüğe erişmek istiyor. Çalışmalarını bu yönde sürdüren Miray Kozmetik A.Ş.Yönetim Kurulu Başkanı Seyfettin Ünler, 18 milyon dolarlık ciro hedeflerinin yüzde 10’unu ihracatın oluşturduğunu belirterek, Yunanistan da dahil olmak üzere, Türkiye’nin neredeyse bütün komşularına ihracat yaptıklarını vurguladı.
Firmalarının en önemli ihracat pazarlarının Türk Cumhuriyetleri ve ABD olduğuna işaret eden Ünler, “Dünyanın önemli perakendecilerinden Wall-Mart sayesinde ABD’de önemli bir yere geldik. Bununla birlikte Hollanda ve Belçika gibi Avrupa Birliği ülkeleri, başta Sırbistan olmak üzere Balkanlar, Afrika ve Ortadoğu ihracat yaptığımız pazarlar arasında yer alıyor” açıklamasında bulundu.
Türkiye’de pazar hacmi 1 milyar dolar
Türkiye’de ıslak mendil, jöle, kolonya ve sıvı sabun pazarının 1 milyar dolara ulaştığını kaydeden Ünler, “Bana göre, bu pazar, markalar ve üreticiler tarafından adil bir şekilde paylaşılmıyor. Çok büyük bir haksız rekabet var. Sağlığa zararlı üretim yapan çok sayıda firma bulunuyor. Özellikle de malzeme olarak ikinci sınıf defolu kağıt kullanılıyor. Ayrıca, ambalajın üzerinde alkolsüz yazmasına rağmen alkol kullanılan ya da belirtilen miktardan daha az adetlerde satılan ürünler var. Biz, Miray Kozmetik olarak insan sağlığına zarar vermeyen ürünler kullanıyoruz. ISO 9001, ISO 18001 Çevre Sağlığı ve ISO 24001 belgelerinin yanı sıra, yurt dışı üretimleri için de GOST Belgesi’ne sahibiz. Bu belgelere sahip olabilmek için ciddi yatırımlar yaptık. Amacımız, Türkiye’de geldiğimiz önemli noktayı daha yükseklere taşıyarak dünya pazarlarında da söz sahibi olabilmek.” şeklinde konuştu.
Geniş ürün portföyü
Miray Kozmetik; kolonyadan ıslak mendile, sıvı sabundan jöleye, oje çıkarıcıdan ev ve otomobil spreyine onlarca kozmetik malzeme üretiyor. Miray Kozmetik, kendi markaları; Miray, College, SteriSil ve Ornella’nın yanı sıra, uluslararası market zincirleriyle, ilaç firmaları için de fason üretim yapıyor.
Firmalarının son 3 yıldan bu yana yoğun bir tanıtım faaliyeti yürüttüğüne işaret eden Miray Kozmetik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Seyfettin Ünler, “Yurt içindeki fason üretimler ve ABD’ye yönelik ihracatımızın katkısıyla yıllık ciromuz oldukça yükseldi. Ülkemizin en önemli sanayi bölgeleri arasında yer alan İzmir AOSB’de (Atatürk Organize Sanayi Bölgesi), 7 bin 700 metrekare kapalı alana sahip, son teknoloji ile donatılmış tesislerimizde üretim yapıyoruz. Şu an, 145 çalışanımız var. Araştırma-Geliştirme faaliyetlerimizi artırarak yolumuza devam ediyoruz.” dedi.
Hemoroit havlusu
SteriSil marka sıvı sabunu da ürün portföylerine eklediklerini vurgulayan Ünler, önümüzdeki yıllarda destekleyici sağlık grubuyla birlikte kişisel bakım ve hijyen ürünlerine daha çok ağırlık vereceklerini bildirdi. Hemoroit rahatsızlığı yaşayanlara yönelik olarak geliştirilen ve üretilen hemoroit havlusunun büyük ilgi gördüğünü kaydeden Seyfettin Ünler, “Hemoroit havlusunda ve makyaj temizleme mendilinde kullandığımız bitki özünü İsveç’ten getiriyoruz. Ürünlerimizin dermatolojik testlerini ise İtalya’da yaptırıyoruz. Geniş ürün portföyümüze yeni ürünler ekleyerek, çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” şeklinde konuştu.

Turkcellin Belarusian Telecommunications Networkün (BeST) yüzde 80 hissesini satın alma işlemini tamamladığı bildirildi.

Turkcell, 26 Ağustos 2008 itibariyle, BeST’in hisselerinin yüzde 80′ini devir almak üzere belirlenen koşulları yerine getirerek hisse devrini gerçekleştirdi ve bu satın alma ile ilgili taahhüt ettiği tutarın ilk taksiti olan 300 milyon doları ödemeyi gerçekleştirerek satın alma işlemini tamamladı.

Turkcell, 30 Temmuz 2008 tarihinde çevre ülkelerde oluşan yatırım potansiyellerini değerlendirme çabaları kapsamında BeST’in hisselerinin yüzde 80′ini devralmak üzere bir satın alım sözleşmesi imzaladığını ve satın alma işleminin, Satın Alım Sözleşmesi’nde belirlenen koşulların yerine getirilmesi üzerine tamamlanacağını duyurmuştu.

BeST’in alımı, Turkcell’e büyüme potansiyeli olan bir pazara giriş fırsatı verecek. Turkcell, Ukrayna ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nda elde ettiği deneyim ve bilgi birikimini Belarus’da, BeST’i en kısa sürede etkin bir biçimde farklılaştırmak için kullanacak.

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (Yatırım Ajansı) ve Perfect Wind Türkiye tarafından yapılan ortak açıklamada; yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Fransız kökenli Perfect Wind Türkiye’nin (Al-Yel Enerji Üretim A.Ş.) Kırşehir’in Geycek Köyü’nde rüzgar enerjisinden elektrik üretmek amacıyla ilk etapta 210 milyon Euro yatırımla 150 MW gücünde modern bir santral kurma kararı aldığı belirtildi.

Türkiye’de 2011 yılı sonuna kadar 550 milyon Euro değerinde 400MW’lık yatırım planlayan Perfect Wind Türkiye, 5 yıla yayılan planda; toplamda asgari 1.5 milyar Euro değerinde yenilenebilir enerji yatırımı yapmayı öngörüyor.

Perfect Wind Türkiye temsilcisi Gazi Kalkan, yaptığı açıklamada yatırımın değişik aşamalarında karşılaştıkları sorunların aşılması konusunda Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’ndan aldıkları desteğe teşekkür etti ve Ajans ile yaptıkları işbirliğinin olumlu sonuçları konusundaki memnuniyetlerini dile getirdi. Kalkan; “Yeni yatırımımız, firmamız için özel bir önem taşımakta olup, Türkiye’nin geleceğine olan inancımızın bir göstergesi olmak anlamında son derece kilit role sahip bir yatırımdır.” şeklinde konuştu.

Perfect Wind Türkiye’nin aldığı yatırım kararı ile ilgili açıklama yapan Yatırım Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz, Ajans’ın önceliğinin Türkiye’ye katma değer, istihdam ve vizyon katacak yatırımları kazandırmak olduğunu hatırlatarak; “Türkiye’nin rüzgar potansiyelinin 10 bin megavat civarında. Bu projeyi; yenilenebilir enerji adına ülkemizde atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Projenin hayata geçirilmesinde Ajans’ımızın etkin rolü oldu. Yenilenebilir enerji yatırımları konusunda bu projenin ülkemizde her yönden örnek teşkil edecek” diye konuştu.

2003 yılında Fransa’da kurulan Perfect Wind şirketini, 2004 ve 2005 yıllarında sırasıyla Perfect Wind Türkiye ve Perfect Wind Polska izledi. 600 MW büyüklüğünde olan Fransa’nın 2. büyük “rüzgar tarlasını” oluşturan Perfect Wind Fransa’yı, 2006’da rüzgar enerjisinin 1 numaralı ismi Iberdrola firması satın aldı. Yine aynı yıl, Perfect Wind vizyonu ile kurulan “Akuo Energy”, Kuzey ve Güney Amerika’da yenilenebilir enerji tesisleri (güneş, rüzgar, hidroelektrik, biyoethanol, biyokütle) yatırımcısı, işleticisi ve geliştiricisi olarak faaliyet göstermeye başladı. Akuo Energy, 2007 yılında Amerikan AEM Wind ile bir ortaklık kurmuştu.

Praktiker Grup, 2008 yılının ilk yarı sonuçlarını Almanya’da borsaya açıkladı. Açıklanan sonuçlara göre şirket, söz konusu dönemde, kârlılığını %20,5 artırarak 59.2 milyon Avro kâr elde etti. 2008 yılının ilk altı ayında yaklaşık 2 milyar Avro ciro elde eden Praktiker Grup, Almanya dışındaki ülkelerde ise toplam 578,3 milyon Avroluk satış gerçekleştirdi. Praktiker Grup’un uluslararası pazarlardaki büyüme hedefine paralel olarak, Praktiker Türkiye ise büyüme trendini sürdürerek, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre net satışlarını Avro bazında % 7.8, YTL bazında ise % 11.4 arttırarak, 47,7 milyon Avro ciro elde etti.

Praktiker Türkiye Ülke Müdürü Frank Bednar, 10 yıl önce girdikleri Türkiye pazarında belirledikleri hedefler doğrultusunda ilerlemeye devam ettiklerini ifade ederek, önümüzdeki dönemde yeni mağazalar açarak büyümeyi sürdüreceklerini söyledi. Almanya’dan yapılan açıklamayı değerlendiren Bednar, şöyle konuştu:

“Türkiye’de faaliyet gösteren tek halka açık yapı marketi olarak, tüm finansal sonuçlarımızda şeffaflık söz konusu. Gerçekçi hedeflerimize doğru emin adımlarla yürüdüğümüzü, Almanya’da borsaya yapılan açıklama da gösteriyor. “Kendin Yap” kültürü Türkiye’de her geçen gün gelişiyor. Bu gelişimin öncüsü Praktiker oldu. Müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, yeni mağaza konseptimiz için yaptığımız yatırımlara önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz. Söz konusu yatırımların satışlarımıza olumlu katkısı bulunacağına inanıyoruz.”

Dünyada dokuz ülkede 426 mağazayla faaliyet gösteren Praktiker Grup, 10 yıldır Türkiye’de. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Gaziantep ve Konya’da 10 mağazası bulunan Praktiker Türkiye, yapı malzemelerinden ev dekorasyonuna, bahçe ürünlerinden ofis ürünlerine kadar 40 binden fazla ürünü müşterileriyle buluşturuyor.

Coca-Cola an Ramazan a özel Rengarenk Sofralar

Ülker İçecek Grubunun yeni ürünlerinin tanıtıldığı ve 2008 değerlendirmesinin yapıldığı toplantıda konuşan Tütüncü, Ülker İçecek Grubunun bu yıl 18 markaya ulaştığını, bir yıl içinde ürünlerini çeşitlendirdiklerini söyledi.

Tütüncü, “İçecek grubumuzun çeşitliliği, Türkiye gençliğinin ve dinamizminin yansıması ve bu yansımayla Ülker, Türkiye’de ‘yenilikçi içecek kültürünün’ öncüsü olacak” dedi.

Dünyada, Türkiye’de gıda ve içecek sanayinin ciddi değişim içinde olduğunu ifade eden Tütüncü, “İçecek sektörü yeni değer olarak yükseliyor. Su bile sadece ihtiyaçtan değil, lezzet ve keyif için de tüketiliyor. Bir bardak suyu bile böyle anlamlandıran toplumun içecek sektöründen beklentisi her geçen gün artıyor” diye konuştu.

Bugün Türkiye içecek sektörünün “en fazla çeşit üreten” önemli bir oyuncusu olduklarını belirten Tütüncü, süt ve sütlü ürünlerin yanı sıra, kola, gazoz, malt içeceği, meyve suyu, doğal mineralli su, sporcu içeceği, enerji içeceği ve buzlu çayla her türlü içecek talebini karşılar durumda olduklarını anlattı.

Süt ve sütlü ürünlerde üretimde yüzde 6 artışla yıl sonunda 175 milyon tona, ciroda yüzde 15 artışla 250 milyon YTL’ye, İçecek Grubunda, üretimde yüzde 13 artışla 501 milyon litreye, ciroda yüzde 20 artışla 488 milyon YTL’ye ulaşacaklarını bildiren Tütüncü, içecek üretiminin 2008 yılında yüzde 11 artışla, 676 milyon litreye, geçen yıl 625 milyon YTL olan toplam cironun da 738 milyon YTL’ye ulaşmasının hedeflendiğini kaydetti.

Ülker Gıda ve İçecek Grubunun bir bütün olarak halka arz çalışması olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine Tütüncü, Gıda ve İçecek Grubunun birçok şirketten oluştuğunu hatırlatarak, “2008 ve 2009 yılı için şu anda kendi grubumuzda halka açılmayla ilgili yapmış olduğumuz bir planlamamız, bir öngörümüz yok. Piyasadaki gelişmelere göre pozisyon aldığımızı söyleyebilirim. 2008 ve 2009 yılı için Ülker Gıda ve İçecek Grubunda herhangi bir halka arz planlamıyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye İçecek Pazarının Büyüklüğü 3,6 Milyar YTL

Ülker İçecek Grubu Genel Müdürü Şener Astan da, Türkiye içecek pazarının 3,6 milyar YTL büyüklüğünde ve 3,8 milyar litrelik olduğunu belirterek, “Toplam ticarette yüzde 10′luk bir değere sahip olan bu pazarda önemli bir oyuncu olarak biz de 2002 yılından beri varız. Adapazarı Akyazı’daki Della Gıda fabrikamız saatte 200 bin litre dolum, yılda 640 milyon litre üretim kapasitesine sahip” dedi.

2007 Şubat’ında Bahar Su Eskipazar tesisini aldıklarını hatırlatan Astan, 2008 Şubat’ta bu tesisin ürünü Ülker Flores Doğal Mineralli Su’yu pazara sunduklarını belirtti.

Türkiye içecek pazarında gazlı içeceğin yüzde 50 payı olduğunu, 1,9 milyar litrelik büyüklüğe sahip olduğunu ifade eden Astan, bunu yüzde 25 pay ve 949 milyon 609 bin litre ile pet suyun, yüzde 13 pay ve 491 milyon 607 bin litre ile meyve suyunun, yüzde 4 pay ve 157 milyon 739 bin litre ile doğal mineralli gazlı suyun izlediğini kaydetti.

Gazlı içecek pazarında normal kolanın yüzde 64 payı ve 1 milyar 215 milyon litrelik, meyveli gazozun da yüzde 22 payı ve 408 milyon 533 bin litrelik büyüklüğü olduğunu belirten Astan, kola harici içecek pazarındaki büyümelerin son yıllarda biraz büyük olduğunu ve 2007′de yüzde 19 olarak gerçekleştiğini ifade etti.

12 kategoride 18 marka ile içecek pazarında çeşitlilikte “lider” olduklarını ifade eden Astan, satış portföylerine yeni katılan Saka Su’yu en etkin biçimde dağıttıklarını anlattı.

Ramazan Ayında Kola Satışları..

Şener Astan, Ramazan ayının kola satışlarını arttırdığını belirterek, Ramazan ayının bu yıl sıcaklara denk gelmesi nedeniyle kola satışlarında önceki Ramazan aylarına göre artış olup olmayacağı yönündeki bir soru üzerine de, “Bir artış bekliyoruz” dedi.

Astan, sadece mineralli su ile ilgili yatırımlarının 10 milyon dolar, Maltana için yaptıkları yatırımın da pazarlama yatırımları ile birlikte 3 milyon dolar olduğunu, 2009 için de şu anda üzerinde çalıştıkları yeni projeler bulunduğunu bildirdi.

Ülker İçecek Grubu Genel Müdür Yardımcısı Arzu Gökalp, içecekte yeni kategori ve ürün yarattıklarını kaydederek, “Doğal mineralli gazlı su pazarı her yıl büyüyor. 2007′de 157,7 milyon litreye ulaştı. Flores’in yıllık satış hedefinin 80 milyon şişe” dedi.

2008 yılında ihracatta yüzde 35 ve iç piyasada yüzde 40 büyüyen Şölen, yıl sonunda 135-140 milyon dolarlık ihracat, toplam 280 milyon YTL ciro hedefliyor.
Şölen Çikolata Yönetim Kurulu üyesi Elif Çoban, Türkiye’de çikolata sektörünün yüzde 4 büyüdüğüne dikkati çekerek, “Şölen’in sektörden hızlı büyümesi dünya devlerinin dikkatini çekiyor. Dünya çikolata devlerinden ortaklık teklifi geldi. Zaman neyi gösterir bilemem, ama şu aşamada düşünmüyoruz” dedi.

Kaynak:www.Milliyet.com.tr

Gaziantep Sanayi Odası (GSO), Türkiye’de yerel özelliğini tescil ettirdiği ’Antep Baklavası’nın kitabını da yazdırdı ve 15 bin adet bastırdı.

GSO Başkanı Nejat Koçer, Antep Baklavası’nın uluslararası tescilini de yaptıracaklarını ancak bu sürecin biraz uzun olacağını belirterek, yakında www.antepbaklavasi.com.tr web sitesini de açacaklarını söyledi.

GAZİANTEP Sanayi Odası (GSO), baklava ile ilgili ayrıntılı bir kitap hazırladı. GSO yayınları kapsamında Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde hazırlanan kitap 15 bin adet bastırıldı. Başta Gaziantepli baklavacılara olmak üzere yurt geneline dağıtımına başlanan kitapta; Gaziantep mutfağı, baklavanın tarihçesi, tanımı, üretim metodu, ayırt edici özellikleri, kullanım biçimi, yerel tescili, üretim süreci ve coğrafi işaretin korunmasına ilişkin bilgileryer alıyor. GSO Başkanı Nejat Koçer, kitabın uzun uğraşlar sonucu ve sektördeki ustalara danışılarak özenle hazırlandığını söyledi.

En tatlı miras

Başkan Koçer, gelecek nesiller için ’tatlı bir miras’ bırakmak istediklerini belirterek, kaynak kitap sayesinde daha bilgiye dayalı ve daha doğru şekilde baklava yapılacağını söyledi. Koçer, “Bu belki de bizim en tatlı mirasımız. Hazırlanan kaynakla baklava ile ilgili gerekli standartların bilinerek üretim aşamasında artık daha bilinçli olunacağına inanıyoruz. Bu kitabımızın, baklavanın ve Gaziantep’in tanıtımına da çok önemli katkıları olacağına yürekten inanıyorum. Tabii ki Türkiye’nin de tanıtımı için önemli bir eser oldu” dedi.

Web sitesi geliyor

GSO Başkanı Nejat Koçer baklavanın uluslararası tescili için de çalışmalarının devam ettiğini ve uzun ve zorlu bir büreç olsa da bunu da tamamlayacaklarını söyledi. Koçer, bu çalışmalara küresel boyutta destek salamak için de www.antepbaklavasi.com.tr alan adıyla resmi bir internet sitesinin yapımına başladıklarını anlattı. Koçer, “Çok yakın zamanda internet sitemiz yayına başlayacak” dedi. GSO tarafından yürütülen “Gaziantep’in en önemli markası” anketinde de baklava önde gidiyor. GSO’nun www.markasehir.com web sitesi aracılığıyla gerçekleştirilen ankette ziyaretçilere, “Gaziantep’in en önemli markası sizce nedir” sorusu yöneltiliyor ve ziyaretçilerden ’sanayisi’, ’antepfıstığı’, ’baklavası’, ’Zeugması’ ve ’girişimcileri’ seçeneklerinden birinin tercih edilmesi isteniyor.

Antep Baklavası

GSO, 28 Mart 2005’te ’Antep baklavası’ ibaresinin coğrafi işaret olarak tescili için başvuruda bulunmuştu ve Türk Patent Enstitüsü’nün incelemeleri sonucu 27 Nisan 2007’de tescil resmi gazetede yayınlanmıştı. 6 aylık sürede de itiraz gelmediği için tescil kesinleşmişti.

Hamuru, fıstığı şerbeti standart

ANTEP Baklavası’nın geleneksel Türk mutfağına ait bir tatlı olduğu, Gaziantep’te babadan oğula, ustadan çırağa öğretilerek üretim şekli ve lezzeti ile ev yapımı baklavalardan farklılaştığı kabul ediliyor. Hamurunun inceliğinden içine ne kadar fıstık konulacağına, şerbetinin kıvamından, fırında ne kadar süreyle pişirileceğine kadar üretiminin her aşaması standart olarak belirlenmiş durumda. Gaziantep’te 350 yıllık geçmişi olan baklavanın yurt genelindeki en ünlü ustaları da Gaziantepli. Gaziantep’ten Kıbrıs Rum kesimine, Yunanistan’a, AB ülkelerine, Rusya’ya ve Suriye’ye baklava ihraç ediliyor. Resmi Gazete’deki tescil bilgisinde Antep Baklavası için şu tanım yer almıştı: “Antep Baklavası geleneksel Türk mutfağına ait bir tatlıdır. Gaziantep’te babadan oğula, ustadan çırağa öğretilerek, üretim şekli ve lezzeti ile ev yapımı baklavalardan farklılaşmıştır. Ürün çok ince hamur katmanları arasına fıstık ve kaymak konularak pişirilip, üzerine şerbet ilave edilmek suretiyle elde edilen tatlıdır. Ürün yaş ve kuru olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.”

Kaynak:www.haberler.com

Gaziantepli Sonnendach firması, güneş enerjisi ile çalışan solar şarj cihazlarını Türkiye’de ekim ayında piyasaya sunacak.

Sonnendach Doğal Enerji Sistemleri Limited Şirketi Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Mehmet Yıldırım,yenilenebilir enerji kaynakları kullanarak enerji üretiminde çevre ve insan sağlığına zarar vermeyen bir kültür geliştirmeyi ve Türkiye’nin dışarıya bağımlılığının azaltılmayı hedeflediklerini söyledi.

Alternatif enerji kaynakları konusunda AR-GE çalışmalarına ağırlık verdiklerini vurgulayan Yıldırım, cep telefonu, lap top, fotoğraf makinesi, kamera ve MP3′ü de şarj edebilen güneş enerjisiyle çalışan şarj cihazlarının Türkiye ve Afrika distribütörlüğünü aldıklarını belirtti. Yıldırım, 2 yıl boyunca araştırma yaptıklarını ifade ederek, şunları anlattı:

“Tayvan ve Çinli iki firmanın Türkiye ve Afrika distribütörlüğünü aldık. Çin’de bununla ilgili teknoloji çok gelişmiş. Distribütörlüğünü aldığımız Çinli firma, solar şarj cihazını yapmış. Şarj aletini güneşe koyuyorsunuz, içinde cep telefonunda kullanılan piller var, piller güneşte doluyor. Cep telefonu kitlerini bağlayarak, telefonunuzu şarj ediyorsunuz. Tayvan’dan malzemeyi alıyoruz. Çinli firma, bizim markamız adı altında bu ürünlerin üretimini yapıyor. Türkiye’ye ilk bizim getirdiğimiz solar cihazı ile fotoğraf makinesini, kamera, lap top ve MP3 de şarj edilebiliyor.”

“TASARIM PATENTİNİ ALDIK”

Distribütörlük aldıktan sonra ürünleri kendilerinin geliştirmeye başladığını anlatan Yıldırım, şu anda 5 çeşit solar şarj cihazı ile bisikletçiler, öğrenciler, sporcular ve iş adamları için üstünde solar şarj cihazlarının bulunduğu özel çantalar geliştirdiklerini kaydetti.

Solar şarj cihazlarının fiyatının KDV hariç 25-260 dolar, çantaların fiyatının 45-75 dolar arasında değiştiğini, bütün ürünlerin elektrikle de şarj edilebildiğini belirten Yıldırım, şunları aktardı:

“12 volta kadar şarj edebiliyorsunuz. 4 ile 10 saat arasında güneşte şarj oluyor. 6 ay bile geçse, piller dolu kalıyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ürünlerimize 7 yıl ömür verdi, ürünlerimiz 2 yıl garantili. Çantaların ve lap top şarj cihazının endüstriyel tasarım patentini aldık. 2009 yılında lap top cihazı şarjını Türkiye’de üreteceğiz.”

“AFRİKA’DAN ÇOK CİDDİ İLGİ VAR”

Mehmet Yıldırım, solar şarj cihazlarının dünyada ABD ve Çin’in yanı sıra Avusturya, Almanya ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde kullanıldığını bildirdi. Sonnendach olarak solar şarj cihazı ürünlerini ve çantaları Afrika ülkelerine ihraca başladıklarını belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

“Şu anda Fildişi ve Senegal’a gönderdik, Togo, Gana ve Gine’ye de göndereceğiz. Afrika’dan ürünlerimize ciddi ilgi oldu. Bu işin milyarlarca dolarlık piyasası var. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’nun (TUSKON) işbirliği zirveleri sayesinde yeni bağlantılar kurduk. Senegal ve Gine Disera’nın ticaret bakanları ile tanıştık. Ürünlerimiz ilgilerini çok çekti. Gine ticaret bakanının resmi davetlisi olarak, 25 Ağustos’ta Gine’de toplantı yapacağız. Fildişine, Senegal’a bölge distribütörlüğü verdik ve Kenya ve Kongo’ya vereceğiz. TUSKON zirvesinde tanıştığımız Fransız firma ile Avrupa distribütörlüğü görüşmemiz de son aşamada. Çin’de bir ay içinde ofis açacağız. İhracatta, özellikle lap top şarj cihazı ihracatında hedefimiz ABD.”

Türkiye’de marka ve reklam çalışmalarına ağırlık verdiklerini anlatan Mehmet Yıldırım, “Türkiye’de de ürünlerin satışına başlıyoruz. İstanbul, Ankara ve Gaziantep’te bölge distribütörlükleri oluşturduk. Ekim ayında ürünler piyasada olacak” dedi.

Uluslararası patent başvurularında (PCT) üç yıllık toplam artışlar dikkate alındığında yüzde 241 artışla Türkiye, Çin’i geride bırakarak en çok artış sağlayan ülke oldu. Türkiye’de 2003 yılında 38 bin olan marka başvurusu ise 2006 yılında 67 bine ulaştı.

TÜRK Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı Yusuf Balcı, Türkiye’de patent başvurularında dünya ortalamasının çok üzerinde artışlar meydana geldiğini bildirerek, “uluslararası patent başvurularında (PCT) üç yıllık toplam artışlar değerlendirildiğinde yüzde 241 artış ile Çin’i geride bırakarak en çok artış sağlayan ülkeyiz” dedi. Balcı, sınai mülkiyet hakları ile ilgili işlemleri Türkiye’de üretmekle görevli tek yetkili kuruluşun Türk Patent Enstitüsü olduğunu bildirdi. Son dönemde tescil işlemlerinin kalitesinin artırılmasının yanında Türkiye’de sınai mülkiyet bilincinin yerleşmesi ve gelişmesi için tanıtım faaliyetlerine büyük önem verdiklerini belirten Balcı, bu amaçla uygulanan strateji ve projelerin sonucunun alınmaya başlandığını kaydetti.

67 BİNE ÇIKTI: Türk ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak sınai mülkiyet başvurularında da önemli artışlar olduğunu belirten Balcı, “2003 yılında 38 bin olan marka başvurusu 2006 yılında 67 bine ulaştı. Marka başvurusunda Fransa ve Almanya ile birlikte Avrupa’da ilk üç arasında yer alıyoruz. Geçen yıl 30 bin endüstriyel tasarım başvurusu oldu. Endüstriyel tasarımlarda da Avrupa’da ilk üç içindeyiz” dedi. Son dönemde Türkiye’de patent başvurularında da dünya ortalamasının çok üzerinde artışlar olduğuna dikkat çeken Balcı, yerli patent başvurularında bu yılın ilk yarısında önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 83 artış gerçekleştiğini kaydetti. Verilen patentlerde yerli patent sayısının ilk kez geçen yıl üç basamaklı rakamlara ulaştığını ifade eden Balcı, bu yılın ilk 6 ayında da üç basamaklı rakamların görüldüğünü anlattı. Küçük patent denilen faydalı model başvurularında da bu yılın ilk 6 ayında önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34 artış olduğunu bildiren Balcı, “Patent alanında sayısal olarak bulunulan noktanın Türkiye’nin potansiyelini yansıtmamakla birlikte geçen yıl 3500’ü yerli olmak üzere, 7700 patent ve faydalı model başvurusu yapıldı” dedi.

ÇİN’İ GERİDE BIRAKTIK: “Uluslararası patent başvurularında (PTC) üç yıllık toplam artışlar değerlendirildiğinde ise yüzde 241 artış ile Çin’i geride bırakarak en çok artış sağlayan ülkeyiz” diyen Balcı, patentte 2006 yılı verilerine göre uluslararası başvuru sayısı itibariyle Türkiye’nin dünyada 28. sırada olduğunu anlattı. Türkiye’nin yerli patent başvuru sayısında Avrupa’da 11. sırada bulunduğunu belirten Balcı, şunları söyledi: “Patent alanında yıllık artış ortalaması dünyada yüzde 5-10 oranlarında gerçekleşirken, Türkiye’deki artış oranı son yıllarda yüzde 40-50 aralığında bulunuyor. Bu trendin devamı halinde üç-dört yıl içinde dünyada öncü kabul edilen ilk 15 ülke arasına girmeyi bekliyoruz. Türkiye, bu patlamayı gerçekleştirecek potansiyele sahip. Son dönemde yapılan bilimsel araştırmalar, patent başvurularındaki yüzde 1’lik artış ülke ekonomilerinde yüzde 0,11’lik büyümeye tekabül ettiğinin ortaya çıkardı. Bu tespit son dönemde patent başvurularında yaşanan artışlara ayrı bir anlam kazandırdı. Bu yılın ilk yarısında yerli patent tescilleri iki kat arttı. Yerli patent tescil oranları da yüzde 2’lerden yüzde 6 civarına çıktı. Patent konusunda çok daha büyük bir patlama gerçekleşecek. Bu yıl 70 bin marka başvurusunu geçmeyi bekliyoruz.”

HÜRRİYET

« Previous Entries Next Entries »

Parse error: syntax error, unexpected '}' in /home/markvcom/public_html/wp-content/themes/textback/footer.php on line 7