Gaziantep ten TÜBİTAK a proje yağıyor
Eylül 2, 2008
GAZİANTEP in TÜBİTAK a gönderdiği proje sayısında son 2 yılda büyük artış olduğu belirtildi. Gaziantep Sanayi Odası Araştırma Servisi nin hazırladığı rapora göre,1996 yılından itibaren Gaziantepli 61 firmanın TÜBİTAK a toplam 100 proje için başvurdu.
Raporda ayrıca 2008 yılında yapılan proje başvurularının ikinci altı aylık döneminde de aynı oranda devam etmesi durumunda yıl sonu rakamının geçen yıla oranla iki kat artacağı belirtildi.
Abdi İbrahim, dünyada en büyük 100 arasına girdi
Eylül 2, 2008
Abdi İbrahimin, dünyanın en büyük 100 ilaç firması arasına giren ilk Türk ilaç şirketi olduğu bildirildi. ABDİ İbrahimden yapılan yazılı açıklamada, şirketin, dünya ilaç firmaları ciro sıralamasında 96. sıraya yükseldiği belirtildi.
Ford Otosan’a İngiliz piyangosu
Eylül 2, 2008
Ford, mortgage krizinin etkisiyle, İngiltere’deki fabrikasını kapatmaya hazırlanıyor. Bu haber Türkiye açısından önemli…
Zira kapatılacak Southampton fabrikası, Transit modelinin Kocaeli ile birlikte üretildiği iki fabrikadan biri. Fabrikanın kapatılması ile Ford Otosan’ın önünün açılacağı, üretimin Türkiye’ye kaydırılabileceği belirtiliyor
ABD’de başlayan ve tüm dünyaya yayılan mortgage krizi, otomotiv devlerini darboğaza itiyor. Fabrikalar birer bire kapanıyor, devler binlerce işçi çıkartıyor. Ancak son olarak İngiltere’den gelen bir haber, Türk otomotiv sektörünün yüzünü güldürebilecek cinsten. Dünyanın en saygın otomotiv yayınlarından Automotivenews’ta yer alan bir habere göre, Ford İngiltere Southampton’daki fabrikasını kapatmaya hazırlanıyor. Bu fabrikanın özelliği ise Transit modelini Kocaeli fabrikası ile birlikte üreten iki tesisten biri olması.
Nihai karar 15 Eylül’de
Southampton’daki fabrikanın kapatılma nedeni, mortgage krizinden en fazla etkilenen ülkelerin başında gelen İngiltere’de otomotiv pazarının daralması ve işçilik maliyetlerindeki artış. Automotivenews’te yer alan haberde tesisle ilgili olarak nihai kararın 15 Eylül’de verileceği belirtildi. Ancak İngiliz gazeteleri, üretimini 80 binli adetlerden 35 bine düşüren Southampton fabrikasının kapatılacağından emin. Hatta Daily Mirror gazetesi, Ekim ayında 125 kişinin işten çıkartılacağını yazdı.
İngiltere fabrikasının kapatılması, Ford Otosan’ın önünü açmış olacak. 15 Eylül tarihinde alınacak karar, Transit modelinin üretiminin tümüyle Türkiye’ye kaydırılmasının önünü açacak. Çünkü Avrupa’da Ford’un ticari araç modeli Transit’i Kocaeli ve Southampton fabrikalarından başkası üretmiyor. İngiltere ise Avrupa’nın en önemli ticari araç pazarlarının başında geliyor.
Honda da ‘Türkiye ön plana çıkar’ dedi
Honda Başkanı Takeo Fukui de İngiltere’deki yüksek maliyetlerden yakınarak, yeni yatırımlarda Türkiye’nin ön plana çıktığını açıklamıştı. Özellikle İngiltere’nin euroya geçmeme ısrarının kendilerine pahalıya malolduğunu belirten Fukui, “Yeni yatırımlarımız artık İngiltere’de olmayacak. Türkiye bizim ihracat için köprümüz olacak” diye konuşmuştu. Honda Motor, İngiltere’deki maliyetlere isyan ettikten kısa bir süre sonra Gebze’deki fabrikasının kapasitesini 50 bin adede çıkardı. Japon üretici, şimdi ise Türkiye’de kapasitesini 100 bin adedin üzerine çıkarmayı planlıyor.
Hangi Marka Hangi Fırsattan Doğdu?
Eylül 2, 2008
Hiçbir başarı tesadüf değildir! Fırsatları görmesini bilenler için! Şafak Altun, İyi Fikir Her Zaman Kazandırır adlı kitabında “görenleri” anlatıyor.
Kuru Kahvede İnovasyon
Türk kahvesi, çiğ çekirdek olarak satılıyor ve evlerdeki kahve tavalarında kavrulduktan sonra, el değirmenlerinde çekilerek içilebiliyordu. Bu durum; Hasan Efendi’nin işlettiği baharat ve çiğ kahve satan dükkanın, oğlu Mehmet Efendi tarafından devralınmasına kadar sürdü. Ancak Mehmet Efendi, 1871 yılında, çiğ kahveyi kavurup dibeklerde öğüterek satmaya başlayınca Osmanlı ekonomisinin ilk farklılık yaratan işlerinden biri doğmuş oldu. Bu yenilik ve müşterilerine sağladığı kolaylık sayesinde adını duyurdu ve “Kurukahveci Mehmet Efendi” adıyla anılmaya başladı.
Çanakkale’de İlk Seramik
1950’lerin 2’inci yarısına kadar seramik kaplama malzemelerinin tamamı ithal ediliyordu. Seramik konusuyla ilgilenmeye başlayan İbrahim Bodur, Çanakkale’de seramik üretimi başlatmaya karar vermişti. 1957’de Çanakkale Seramik Fabrikaları’nın temeli atıldı ve ertesi yıl, deneme üretimine başlandı. Bodur’un el attığı seramik “bakir” bir alandı. 1935’lerde hazırlanan 5 yıllık planda kurulması amaçlanmış olmakla birlikte, kimsenin el atmadığı bir sektördü. Bodurların memleketi, seramiğin hammaddesinin en iyisine, ayrıca enerji için zengin linyit yataklarına sahipti. Peki, sizce Çanakkale Seramik’te işler bu kadar basit mi gerçekleşti? Topluluğun kurucusu İbrahim Bodur’un anlatımlarına göre, durum hiç de öyle olmamış: “Ben Çan’da fabrika kurmaya gittiğimde kimse inanmadı. Haklıydılar da; çünkü Çan, o zamanlar binin altında nüfusu olan ufacık bir yerdi. Suyu bile yoktu. Hammadde vardı, enerji için temel kaynak kömür de vardı; ama elektrik yoktu. O dönemde senelerce dizel elektrik ürettik.”
Simit Sarayı Cemal Kaya
Her ekonomik kriz ya da olağanüstü zamanlar, aynı zamanda yeni fikirlerin ortaya çıkışına zemin hazırlar. Geçmişi 500 yıl öncesine kadar dayanan Türk geleneksel lezzeti “simit”, sokaklardan “saray”lara, 2000’li yıllarda yaşadığımız krizler sonucu taşındı. Simit Cafe konsepti, ekonomik krizin en yoğun yaşandığı 2000’li yılların başlarında hayatımıza girdi. Özellikle kalabalık caddelerde, sıklıkla göze çarpan simit kafelerin ilki olan Simit Dünyası, Ankara Kızılay’da açıldı. Zincirin sahibi, Cemal Kaya, bir sabah Kızılay Meydanı’nda yürürken, işe giden insanların simitçilerin önünde kuyruk oluşturduklarını gördükten sonra, bir arkadaşıyla birlikte ilk simit kafeyi Kızılay’da açtı. Ancak “Simit Cafe” konseptini geliştiren ve bu iş için bir fabrika kuran ilk zincir “Simit Sarayı” oldu. “Dünyanın en güzel simidi ve Türkiye’nin en güzel çayı” sloganıyla yola çıkan Simit Sarayı, ODTÜ mezunu Haluk Okutur ve Boğaziçi Üniversitesi mezunu Mehmet T arakçı adlı iki girişimci tarafından kuruldu. Müşteriler, büyük ilgi gösterdi ve yeni ürünler noktasında yöneticileri yönlendirdi. Bir süre sonra peynirli, kaşarlı, sucuklu simitler geldi. Aslında şirket sahipleri, yeni bir ürün icat etmemişlerdi. Çünkü simit her yerde yenilebilen, kolayca ulaşılabilen bir gıda türüydü. Onlar yalnızca simit felsefesinin farkına varmışlardı. “Nasıl üretildiğini bilmek, sıcak simit yemek, yanında iyi bir çay içmek, temiz ve rahat bir ortamda sohbet ederek bunları yapabiliyor olmak” felsefesi, kısa sürede gençleri Simit Sarayı’na taşıdı. Elbette, 1 YTL’ye simit ve çay ile karnını doyurmak ya da açlığını yatıştırmak, Türkiye gibi milli geliri düşük bir ülke vatandaşları için oldukça iyi bir girişim oldu.
Bankacı Kasap
Küçükarmutlu, İstanbul’da kaçak gecekonduları ve yıkımlar sırasında yaşanan meydan savaşlarıyla zihinlerde yer etmiştir. Semtin karşı tepesinde bulunan Etiler, zengin semt sakinleri, pahalı dükkanları, lüks konutlarıyla zengin bir yaşamı temsil eder. İşte böyle bir semtin göbeğinde, 5 yıldızlı otellere, ünlü restoranlara et satan, sosyetenin uğrak yeri adı “Dükkan” olan bir kasap var. Sahibi ODTÜ’den işletme diplomalı, finans sektörü tecrübesi olan Emre Mermer. 1997’de banka kredisiyle 250 büyükbaş hayvan satın aldı. Önce internette araştırdı. Sonra kitaplar, ansiklopediler karıştırdı. Derken hayvan yemi ithal eden bir (Purina) şirketin yetkilileriyle tanıştı. Onlara da fikir sordu. “Burada öğrenemezsin. Seni 15 gün İngiltere, 15 gün de Hollanda’ya gönderelim. Oradaki çiftlikleri incele. Dönüşte yemleri bizden alırsın” dediler. Çok şaşırdı; ama hemen kabul etti ve yola çıktı. Sıra ürünü pazarlamaya gelmişti. Emre Mermer İstanbul’daki 5 yıldızlı oteller ve lüks restoranlarla görüştü. Birer, ikişer derken 1998’den bu yana İstanbul, Ankara ve Antalya’nın 5 yıldızlı otelleri ve en iyi lokantalarına süt danası satmaya başladı. Artan müşteri talepleri üzerine Emre Mermer, perakende satışa da yönelip “Dükkan’’ı açtı. Müşterilerinin üst gelir gruplarına hitap eden bir ürünü, gecekondu mahallesinde satmasına çok şaşırdığını söylüyor. Ama aslında haklı bir gerekçesi var: “Kira maliyetlerini et fiyatına yansıtmak istemediğim için bu bölgeyi seçtim. Küçükarmutlu’dayız dediğimde kimse inanmıyordu. Hatta dudak büküyorlardı. Artık vitrininde poposuna renkli grapan kağıdı tıkıştırılmış kuzu, inek etlerinin sergilendiği kasapların devri kapandı. AB standartlarına uygun kasap dönemi geldi. Bu nedenle kasabın bulunduğu semt değil, standartları önemli.”
Kaşmir İçin Çin’e Gidilir Mi?
Konuya ilişkin en canlı örneklerden biri de Ayşen Zamanpur’a aittir. Onun kendi markasını yaratma macerası, Türkiye’nin girişimcilik tarihi açısından birçok dersi de içinde barındırır. Başarısının sırrı, girişimciliğin asıl gücünde saklıdır. Saf kaşmir ve saf ipek ile bu iki elyafın birleşimi olan kaş ipekten oluşan koleksiyonlarıyla dar bir pazarda kendisine önemli bir yer edindi. Zamanpur, kaşmirin anavatanının Çin olduğunu öğrenmişti. Kaşmire olan büyük tutkusuyla, Çin’de bir yıl boyunca araştırmalar yaptı. Kaşmiri fabrikasından alıp, Türkiye’de satabilirdi. Ama o marka yaratmanın önemine inanıyordu ve 1992’de kendi markasını yaratma kararı aldı. Çin’in İç Moğolistan Bölgesi, Zamanpur’un aradığı özellikteki kaşmir yününü verebilen keçilerin bulunduğu coğrafyaydı. Geçmişte bu keçileri oradan alıp, benzer doğal şartlar taşıyan yerlerde üretmeyi deneyenler olmuştu. Ama asla aynı verimi alamamışlardı. O da bunun üzerine ‘Keçiler bana gelmiyorsa ben de onlara giderim” diyerek Moğolistan’da dünyanın en iyi kaşmir entegre tesislerinden olan bir tesisin kaşmir fabrikasına ortak oldu. Zamanpur’un bütün bu çabaları, bir marka oluşturma tutkusuyla birleşti ve işin içine bir diğer önemli ürün ipek de katıldı. İpeğin de ana vatanı Çin’di. Kaşmir ve ipeğin birleştirmenin iyi bir fikir olduğuna karar verdi ve ortaya “Silk Cashmere” markası çıktı.
İhtiyaçlar Sıkışır Mı?
Her markanın amacı, tüketiciye bilmediği bir ürünü sunarak şaşırtmak ve talep yaratabilmektir. Boyner Holding, herkesin yaptığının tersini yaparak sıkıştırılmış bir ürün konsepti olan T-box ile tüketicileri şaşırttı. T-box projesinin temeli, 2003’de Boyner Holding bünyesinde finansmandan üretime, satıştan pazarlamaya kadar farklı alanlarda çalışan 20 kişilik bir ekibin Cem Boyner başkanlığında bir araya gelmesiyle atıldı. Bu toplantılarda ortaya çıkan sonuç, pazardan pay almak yerine “yeni bir pazar” yaratabilmek üzerine yoğunlaşmıştı. Boyner farklı bir şeyler yapmak istiyordu. T -box, herkesin bildiği temel ürünlerin sıkıştırılarak bu hayat tarzına uyarlanması işiydi.
Başlangıçta yalnızca tekstil alanındaki ürünlerle tüketicisinin karşısına çıkan T-box, bugün tekstil dışı alanlara uzanmış durumda. Çakmak, frizbi, şeker gibi sayısız yeni ürün var. Geleneksel satış kanallarının dışında tüketicinin yaşam alanlarına da giren T-box bugün, spor salonlarında, marketlerde, plajlarda, barlarda, otobüs terminallerinde karadakilere; “T-box on board” tekne satışları ile denizdekilere; otomatlarda havaalanlarındakilere ulaşıyor. T-box felsefesi bugün, tüketicisine temel ihtiyacını karşılayacağı bilinen tekstil ve tekstil dışı ürünleri, esprili bir dil ve para üstü ile paketleyerek pazarlamayı simgeliyor.
Kaynak: KobiFinans Dergisi 19. Sayı
Lg nin Hedefi Telefonda İlk Üçe Girmek
Eylül 1, 2008
2008in ikinci çeyreğinde 27.7 milyon cep telefonu satan LG Electronics, ilk 5 telefon üreticisi arasında en yüksek büyüme oranını yakaladığını duyurdu.
LG satış adetlerini yüzde 14, faaliyet karını yüzde 22, satış gelirini ise yüzde 18 oranında yükseltti. İkinci çeyrek sonuçlarıyla ilgili olarak LG Mobil İletişim Şirketi Başkanı ve CEO’su Skott Ahn, “Başarımızı yukarı çeken iki ana etken bulunuyor. Bir yanda LG Secret (LG-KF750), Viewty (LG-KU990) ve Voyager (LG-VX10000) gibi müşterilerden gelen bilgiler doğrultusunda temellendirilen üst düzey telefonların artan satışları söz konusuydu. Diğer yanda ise, gelişmiş ve gelişmekte olan pazarlarda hem lüks telefonlarla hem de orta sınıf telefonlarla hızlı ve dengeli bir büyüme kaydedildi” dedi.
Lüks telefonların güçlü satışları, LG’nin karını artırmakla birlikte şirketin genel marka imajının oluşmasına da yardımcı oldu. Yüksek özelliklere ve şık tasarıma ek olarak LG telefonlarında dokunmatik teknolojiyi kullanarak, ikinci çeyrekte en çok satan 5 ürünüyle dünya çapındaki belli başlı şirketler arasında en geniş dokunmatik teknolojili ürün serisine sahip. LG’nin satışları, ikinci çeyrekte, ilk çeyrekle karşılaştırıldığında bütün pazarlarda artış gösterdi. Bunlar arasında lüks telefonların en fazla satılan ürünler olduğu Avrupa ve Kuzey Amerika gibi gelişmiş pazarların yanı sıra, aynı zamanda Hindistan, Orta ve Güney Amerika ile Afrika gibi gelişmekte olan pazarlar da yer alıyor.
LG, ABD gibi gelişmiş pazarlarda da ekonomik yavaşlamaya karşın iyi bir performans sergiledi. Strategy Analytics’e göre LG, 8.8 milyon telefon satışı ve geçen yıl aynı döneme göre yüzde 17′lik artış göstererek elde ettiği yüzde 21′lik pazar payıyla ABD’de ikinci en büyük telefon üreticisi oldu. LG aynı zamanda üst üste 3 yıl ABD’deki CDMA pazarındaki birinciliğini, söz konusu çeyrek dönemde sergilediği ve şimdiye kadarki en yüksek pazar payı olan yüzde 34.7 ile korudu.
LG Mobil İletişim Şirketi Başkanı ve CEO’su Ahn, “Hiçbir zaman mevcut durumla tatmin olmadık. Bu, bizim, daha üst dereceli rakiplerimizi geçmeyi umduğumuz anlamına gelmiyor. Temel hedefimiz, müşteri ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve müşterileri daha fazla memnun etmektir” dedi.
Zorlu Enerji ye 360 milyon dolar kredi
Eylül 1, 2008
Zorlu Enerji nin iştiraki Zorlu Doğal Elektrik Üretim, Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. nin satın alımının finansmanında kullanmak üzere, 360 milyon dolarlık kredi aldı.
Zorlu Enerji’nin İMKB’ye yaptığı açıklamaya göre söz konusu kredi 1 yıl 7 gün vadeli. Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.’ye ait 7 hidroelektrik santrali ile Denizli Jeotermal Santralı’nın 30 yıl süreyle işletme hakkının verilmesi, Engil Gaz Türbinleri Santrali’nin ise satış yöntemiyle özelleştirilmesi için düzenlenen ihalede en yüksek teklifi 510 milyon dolarla Zorlu Enerji’nin yüzde 96 oranında hissedarı olduğu Zorlu Doğal Elektrik Üretim A.Ş. vermişti.
General Motors 1 milyon aracı toplatıyor
Eylül 1, 2008
Ön cam sileceklerindeki elektrikli sistemde hata görülmesi üzerine 857 bin 735 araç geri çağrıldı.
ABD’de trafik güvenliğiyle ilgili kuruluş NHTSA, sistemde meydana gelebilecek bir kısa devrenin araçlarda diğer elektrikli özellikleri de bozabileceği ve yangın riskini arttıracağı uyarısında bulundu.
Geri çağrılan araçlar arasında 2007-2008 model Chevrolet Silverado, Tahoe, Avalanche ve Suburban, Cadillac Escalade, Escalade ESV ve Escalade EXT, GMC Acadia, Sierra, Yukon, Yukon XL ve Saturn Outlook; 2006-2008 model Hummer H2, Cadillac DTS ve Buick Lucerne ile 2008 model Buick Enclave var.
NHTSA, GM’nin hatanın giderilmesi için arabalara dahili sigorta kapsamında tertibat kurmayı planladığını bildirdi.
GM’nin ayrıca 2008 model Buick Enclave ve 2007-2008 model GMC Acadia ve Saturn Outlook jipler de dahil 88 bin 809 aracı da geri çekeceği kaydedildi.
Avrupa da bu kapağın altında
Eylül 1, 2008
Efes Pilsen tarihinin en yüksek Pazar payını yakaladıklarını açıklayan Anadolu Efes Bira Grubu Türkiye Bölge Başkanı Semih Maviş, “Efes Pilsen’in en başarılı olduğu ülke tabii ki Türkiye” diyerek başladığı sözlerini şöyle sürdürdü: “3-4 asırlık firmaları düşünecek olursanız 40 yıl bu sektörde kısa bir süre sayılabilir. Ancak faaliyette bulunduğumuz ülkeler açısından baktığınız zaman Efes Grubu, yurtdışında da gerçekten çok başarılı. Türkiye’de ise tüketimimiz, batı bölgelerinde, özellikle Trakya ve büyükşehirlerde daha fazla. Doğu bölgelerinde daha düşük. En yüksek tüketim ise Ege ve Marmara Bölgesi’nde.
İstikbal den İran a 15 yeni mağaza
Eylül 1, 2008
Burda, 25 milyon dolarlık yatırımla İzmir de
Eylül 1, 2008









Son Yorumlar