KOBİ’ler de Marka Yaratabilir

Kasım 30, 2008

Bir KOBİ sahibi veya yöneticisi ister istemez günü kurtarmak ve ayakta kalmak için mücadele verir. Bu ortamda bir marka oluşturmak için kaynak, kadro ve zaman bulmak tabii ki kolay değil. Marka oluşturmaya yalnızca büyük şirketlerin gücünün yeteceğini düşünüldüğü için, bu konuyu ilgi alanının dışında tutulmuş da olabilir. Ancak yeni dönemde kendi çaplarında markalaşmayı gündeme almak zorundalar. Çünkü markada ifadesini bulan bilinirlik ve güvenilirlik olmadan eleğin üstünde kalmak artık çok zor.

Şirketi veya ürünü marka haline getirme sürecinde;

Müşterilerinizi tanıyın: Büyük şirketlerin ancak masraflı sistem ve araştırmalarla müşterileri hakkında bilgi toplayabilir ama siz iş yaptığınız kişileri yakından tanıdığınız için bu tespitleri daha kolay yapabilirsiniz. Müşterilerin ne istediğini ve nelere önem verdiğini bildiğinizde, işinize daha kolay yön verebilirsiniz. Böylece rakiplerinizin bir adım önünde olabilir ve markanızı güçlendirebilirsiniz.

Fark yaratın: Rakiplerinize göre üstün yönlerinizi belirleyin ve bu yönlerinizi fark yaratacak şekilde geliştirin. Ürününüzü farklılaştırmanız marka olmanın ilk adımlarından biridir. Farklılaştırma, ürünün bölgesel koşullara uygun hale getirilmesi ile de sağlanabilir.

Farkınızı sürekli vurgulayın: Diğerlerine göre daha iyi ve farklı olduğunuz yönlerinizi, etkili slogan ve cümlelerle ifade edin. Kısa, anlaşılır ve etkili olması gereken bu cümleleri ürünlerinizin ambalajında, satış noktalarında, internette ve tüm yazışmalarınızda kullanın.

Pazardaki konumunuzu bilin: Şirketinizin, ulusal ve küresel pazarda, ürününüzün maliyet, fiyat, kalite ve yenilikçilik açısından ne durumda olduğunu inceleyin. Büyük şirketlerin ara malı ve parça alımındaki standartlarını dikkate alın. Bu inceleme ile edindiğiniz bilgi, markalaşma için bir yol haritası çizmenizi kolaylaştırabilir.

Uzun vadeli düşünün: Arada bir günlük sorunların dışına çıkarak şirketinizin pazardaki trendler ve segmentasyon eğilimleri gibi konularda araştırmalar yapın. Markanın oluşmasının yıllar alabileceğini bilerek, geleceğinizi planlamaya gayret edin.

Ayrıntılara önem verin: Sizinle iş yapanlar telefona cevap veren sekreterin sözleri veya ödemelerinizi zamanında yapıp yapmadığınız gibi ayrıntılara da bakarak şirketiniz hakkında bir kanaat oluşturmaya başlar. Markanın alt yapısını oluşturan bu izlenimlerin olumlu olması için, her tür işin en iyi şekilde yapılmasını sağlayın.

Siteniz mükemmel olsun: İnternette kuracağınız web sitenizi müdür yardımcısının bilgisayara meraklı oğluna değil, konunun uzmanına yaptırın.  Sitede markanıza ruh veren tüm niteliklerinizi profesyonel yöntemlerle ön plana çıkarın.

Hedeflerinizi büyütün: Markalaşma sürecinde yol aldığınızda, iyi elemanlara şirketinize çekme, daha elverişli koşullarda kredi alma imkânına kavuşabilirsiniz. Satışlarınız ve kazancınız markanıza mütevazı ölçüde de olsa daha fazla yatırım yapabilirsiniz. Böylece kendi iş alanınızda ülkenin hatta Avrupa’nın en iyilerinden biri olabilirsiniz. Tüketiciler sizin adınızı bilmese de, bir “gizli şampiyon” olarak varlığınızı sürdürebilirsiniz.

Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, Referans Gazetesi Köşe Yazarı Faruk Türkoğlu’nun yazısından derlenmiştir.

Markayı Yaşatan Duygudur

Kasım 30, 2008

Bir marka oluşturmak, yalnızca üründeki teknik üstünlük ile başarılacak bir iş değil. Yalnızca para ile saadet olmadığı gibi, yüksek tutardaki bir reklam bütçesi de tek başına marka olmaya yetmiyor.  Marka oluşturmak için yıllar boyu ilk günkü heyecanı korumak şart. Marka olmanın çileli yolunda ilerlemek, ancak bitmek tükenmek bilmeyen bir duygu yoğunluğunun aşağıdaki yöntemlerle hayata geçirilmesi ile mümkün olabilir:

Ürünün dokusuna duygularınızı katın: Markanız teknik anlamdaki yüksek kalite ile birlikte duyguları ve çalışanların göz nurunu da içermeli. En mükemmele yönelik bir “adanmışlık duygusu”, markalaşma sürecinin ilk adımıdır. İşinize, gönlünüzü katabilme yeteneği, markanıza bir ruh kazandırır.

Tüketiciye saygı duyun: Tüketicinin bağlanacağı ve seveceği yeni ürünleri ortaya çıkarmak yalnız kazanç endişesi ile başarılacak bir iş değil. İnsanlara saygı duyan ve onların hayatlarını kolaylaştırmayı gönülden isteyen bir üretim anlayışı olmadan markayı yıllar boyu yaşatmak zordur.

Bıkmadan araştırın: Haftalar ve aylar sürecek araştırma ve geliştirme çalışmaları markanızın altyapısını oluşturur. Sabırlı arayış çabalarından ve birçok başarısız denemeden sonra pazarın istediği ürünü bulabilirsiniz.

Tüketici ile duygusal bağ kurun: Markanızın ülkenin ve dünyanın her yerindeki tüketiciler ile duygusal bir bağ kurması için, eldeki tüm imkânlardan yararlanın. Tüketicilerin önem verdikleri konularda sponsorluk yapılması ve değişik promosyonlar uygulanması, duygusal bağın kurulmasına katkıda bulunabilir.

Hayal gücünüze tam yol verin: Güzel, yeni ve özgün ürünlere ulaşmak için hayal gücünüzü son noktasına kadar zorlayın. Yaratım cesaretinizin önündeki engelleri kaldırdığınızda, kimsenin aklına gelmeyen çözümlere ulaşırsınız.

Markanızı derinleştirin: Türkiye’nin kültürel zenginliklerini küresel planda ifade edebilecek bir tasarım ufku markanızı derinleştirir.  Yerel ve küresel olanı bir potada eritebildiğinizde, markanız dış pazarların kapısını açacak bir pasaport görevini yapar.

Emeği kaliteye dönüştürün: Markanın temelinde işçilerin göz nuru ve dikkatle yoğrulmuş emeğinin bulunması lazım. Markanın yaşaması ise yöneticilerinizin ulusal ve küresel pazar için beyin terleten çabaları ile mümkün olur. Bu ödünsüz çabalar, markanızı güvenilir bir kalite sembolü haline getirir.

Marka ile verdiğiniz sözü tutun: Yılların çabası ile oluşan bir marka, tüketicilere, gelecek için verilen bir “vaat”  ve “söz” gibidir. Bu sözün tutulması, en mükemmeli yönelen bir tutarlılık ve dürüstlük anlayışı ile mümkün olabilir.

Türkiye markasına da sahip çıkın: İç pazardaki herhangi bir mükemmel marka, yurtdışında ancak ülkenin markalaşma düzeyi kadar ilgi görebilir. Ülkenin tümünü saran bir kalite tutkusu ve bir ilerleme heyecanı, markanızın yelkenini doldurduğunda küresel başarı hayal olmaktan çıkar.

Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, Referans Gazetesi Köşe Yazarı Faruk Türkoğlu’nun yazısından derlenmiştir.

Markanızı Kim Yaşatıyor?

Kasım 30, 2008

Bir ismi, marka olarak tescil ettirdiğimizde markalaşmış olur muyuz? Bugün Türkiye’de kayıtlı yüzlerce marka vardır. Bunların birçoğunu önceden görmüş olsak bile, sonra hatırlamayabiliriz. Bunun nedeni aslında çoğu ticari ismin henüz markalaşmamış olmasıdır.

Markanızın kulağa ve göze hoş gelmesi de bu anlamda çok şey ifade etmiyor, asıl mesele tüketicinin marka ile iletişime geçtiğinde gördüğü, duyduğu veya ona dokunduğunda neler yaşadığı ve hissettiğidir. Tüketiciler kimi markaları dikkate almazken kimileriyle ilgili güzel deneyimlerini anlatırlar, bazıları hakkında ise olumsuz konuşurlar.

Markalaşmak bir organizasyon için bir tür bilinç halini ifade eder. Eğer organizasyonunuz her faaliyetinde marka bilinci ile hareket etmiyorsa markanız kan kaybediyor demektir. Bu durum markanızın tüketicinin hafızasında tozlu raflara kaldırılmasıyla sonuçlanabilir. Bilindiği üzere evrende hiçbir şey yok olmaz; ya bir şeye dönüşür ya da farklı kanallarla başka bir alana iletilir. Eğer çalışanlar markanızın bilincini yaşatmıyorsa markanın tüketiciye iletilmesi bozularak veya çarpıtılarak gerçekleşecektir. Dolaysıyla markalaşmak için neler yapılması gerektiğini ve nasıl bir yol izleneceğinin firma çalışanları tarafından çok iyi bilinmesi gerekir ki markanın yarattığı elektrik, çalışanlar, dağıtım kanalı ve diğer iletişim kanalları ile sağlıklı bir şekilde tüketiciye ulaşsın. Bir firma kendini tanımıyorsa tüketici onu hiç tanıyamaz. Çalışanlar firmaların iç müşterileridir. Marka önce iç müşteriye pazarlanmalıdır ki onlar bu değeri ürüne ve müşterilere aktarabilsinler. Örneğin, bir mağazada ürününüzü tanıtan satış elemanınız markanızın dost yüzünü yansıtmıyorsa sadece reklamlarla bunu gerçekleştirmek imkansızdır. Kim bilir kaç kez, telefonlarda müşteriye verilen baştan sağma bir cevap bir çuval inciri berbat etmiştir. Ya da müşteri çalışan ilişkisinde marka imajına aykırı bir davranış güven yerine güvensizlik yaratmıştır. Markanın konumlandırılmasında, pazarlanmasında ve piyasaya iletilmesinde ne kadar başarılı bir çalışma yapılırsa yapılsın, müşteri ile ürün arasındaki yanlış bir etkileşim tüm emekleri yok edebilir.

Günümüzde bu yaklaşımı uygulama noktasında çalışanlara yönelik marka yöneticisi gibi pozisyonlara dahi ihtiyaç duyulmaktadır. Oracle İnsan kaynakları Yöneticiler tarafından ilk kez bir konferansta önerilen bu pozisyon marka kültürü yönetmede bir tür orkestra şefi gibi çalışmaktır. Firmalarda marka yönetiminin nihai amacı müşterilerde dahil olmak üzere herkesi markanın ortak değerlerinden oluşan bir tablo içine çekebilmektir. Günümüzde ağızdan ağza iletişimin büyüyen gücü düşünüldüğünde özellikle de müşteriyle de yüz yüze iletişim kuran çalışanların markanın ruhuna sahip çıkması markayı yaşatan en önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için, gazeteci Faruk Baştürk’ün Turkistime’da yayınlanan yazısından derlenmiştir.

Marka Yaratmanın Süreçleri Nelerdir?

Kasım 30, 2008

Marka yaratırken, öncelikle, yapılacak işin (mal/hizmet) hedef kitlesine uygun iş yapabilecek nitelik ve kapasitede, vizyon sahibi patronlar ve üst yönetim kadrolarına ihtiyaç vardır.

Günümüzde ister mal üretsin, ister hizmet; tüm şirketler, kurum ve kuruluşlar markaları ile tanınıyor. Ünlü, tanınmış markaları da bilinir kılan onların öncelikle isimleri, sonra amblem/ logolarıdır.

Amblem ve Logo Arasında Ne Fark Var?
Amblem; bir markanın yalnızca işaretle tasarlanmış, sembolleştirilmiş halidir.
Logo ise; yine bir markanın isim olarak yazılmış, tasarlanmış edilmiş halidir. Amblem ve logolar neredeyse 100 yılı aşkın bir süreden beri günlük yaşantımızda önemli bir yeri kapsıyor, isimleri markalaştırıyor. Yani yalnızca “isim”, “marka” anlamına gelmiyor. Birçok şirket, büyük reklamlar, tanıtım çalışmaları yapar. Dolayısıyla isimleri herkes tarafından bilinir, ancak bir türlü marka olamazlar.

Marka Olmak Ne Demektir?
“Marka olmak”, işletme (yönetim, organizasyon, sistem), üretim (mal/hizmet), pazarlama, satış, dağıtım, servis ve tanıtım (reklam, görsel kimlik, halkla ilişkiler) konularında, bir ticari organizasyonun, bütün olarak başarılı (tamamen verimli) olması demektir. Yani bir şirketin ya da ürettiği bir mal/hizmetin isminin herkesçe bilinmesi, duyulması, çok meşhur olması onun bir marka olmasına yetmez. “Marka” demek ticari başarı demek, “verimlilik” demektir. Bu da her konuda kalite ile mümkün olur (toplam kalite).

Marka Nasıl Yaratılır?
Mademki bir isim yaratmakla marka yaratmak arasında fark var ve genel olarak baktığımızda şirketler bir marka yarattıklarını sanırlarken, yalnızca meşhur isimler yaratabiliyor… O halde bakalım, gerçekten marka yaratmak neymiş, nasıl yaratılırmış; bunun kriterleri neymiş?

İşe uygun üst yönetim kadrosu: Öncelikle iş, beyin kadrosunda başlar. Yani yapılacak işin (üretilecek mal/hizmet) hedef kitlesine uygun iş yapabilecek nitelik ve kapasitede, vizyon sahibi patron gerekir. Sonra da iyi bir üst yönetim kadrosu…

Evet, yaratılacak bir markanın başarısı, işi yapacak şirketin başındaki patron ve üst düzey yöneticilerin vizyonları ile çok yakından ilgilidir. Ve örneğin, “A Grup” hedef kitleye yönelik iş yapmak için mutlaka “A Grup” hedef kitle içinde yer alan bir üst yönetim grubunun olması şarttır. Bu asıl şart olmadan bu grup hedef kitleye uygun, yönelik bir marka yaratmak mümkün değildir.

İyi bir çalışanlar grubu, etkili iletişim: Eğer bir işi tek başına yapmıyorsanız; özellikle bir marka yaratacaksanız ve bir insanlar grubu ya da ordusu ile çalışmak zorundaysanız, bu çalışan insanlar arasında iyi bir iletişim, takım ruhu oluşturmak, “biz” anlayışı (duygusu) yaratmak şarttır. İyi markaların, yalnızca iyi motive edilmiş çalışanlarla yaratılabileceği unutulmamalıdır (Personel mutluluğu/iç müşteri, kariyer planlama, performans değerlendirme, ödüllendirme vb.).

İyi bir ürün: Marka; kalite demektir. Bir marka yaratmak istiyorsanız, öncelikle kaliteli bir malınızın olması gerekir; hedef kitleniz tarafından beğenilen, yapılan reklam ve tanıtım çalışmaları ile talep edilen…

İsim: Yapılan iş ne olursa olsun, eğer bir marka yaratılacaksa, mutlaka iyi düşünülmüş, hem ürün /hizmete, hem de karakterine uyan, hedeflenen kitlenin kulağına hoş gelen, ürünü çağrıştıran bir isminin bulunması da şarttır. Bu da reklam ajansının işidir.

Markanın Konumlandırılması
Hedef kitle analizini birçok değişik kritere göre yapabiliriz;

* Demografik faktörler,

* Sosyolojik faktörler,

* Psikolojik faktörler,

* Kişisel faktörler.

Bu faktörlerin bir bileşkesi alındığında ve ağırlıklı olarak hedeflenen kitlenin satınalma gücü ön planda tutulduğunda, yaklaşık olarak bir hedef kitle tanımı çıkar ortaya: A, B, C gibi… İşte üretilen mal ya da hizmetin her şeyiyle bu gruplardan birini birincil olarak hedeflemesi şarttır. Bunu yaparken hiçbir şekilde unutulmamalıdır ki, hiçbir mal/hizmet, herkese; her gruptan hedef kitleye satılamaz!

İyi tanıtım (görsel kimlik, reklam, halkla ilişkiler) ve büyük fikir: Biraz önce, “Marka kalite demektir” demiştik. Bu başlık altında ele aldığımızda, “Marka etkili tanıtımdır!” da diyebiliriz. Yani “marka yaratma ve yönetiminde” başarı kriterlerine baktığımızda, bir dizi işin en iyi, en etkili biçimde yapılması gerektiğini görürüz. Bunlardan en önemlileri de, görsel kimlik, reklam ve halkla ilişkiler ile ilgili çalışmalardır.

Görsel kimlik, bir ismi marka yapan en önemli unsurlardan biridir. Bu kimliği başarısız kılan en büyük etken ise; bu çalışmaların ağırlıklı olarak şirket üst yönetim kadrosunun zevk ve beğenileri doğrultusunda yapılması, yaptırılmasıdır. Böyle yapılan bir başlangıç, başarısızlığın ilk adımıdır!

Reklam konusunda da aynı şeyleri söyleyebiliriz. Öncelikle ustaca düşünülmüş, size özgü yaratılmış bir fikriniz olmalı ve bunu en az 3-4 yıl değiştirmeden işlemelisiniz (reklam kimliği). ‘Solo; hem yumuşak, hem hesaplı”… Ve bu fikir tüm reklam ve halkla ilişkiler çalışmalarında kullanılmalı, bu konsept mutlaka bir “tanıtım kimliği” yaratmalı, oluşturmalıdır.

Pazarlama ve Satış
Ne kadar iyi mal/hizmetiniz olursa olsun, ne kadar etkili bir tanıtım yaparsanız yapın, iyi düşünülmüş, iyi organize edilmiş bir pazarlama, satış stratejiniz, tekniğiniz yoksa başarı şansınız yine yok demektir. Bunun mutlaka önemsenmesi gerekir.

Servis ve Dağıtım
Pazarlama/satış için söylediklerimizi burada da aynen söyleyebiliriz.

Değerlendirme
Ne yaparsanız yapın, değerlendirin; herşeyi. Müşteriniz ne diyor? İşçiniz ne öneriyor? Dostunuz, hatta rakipleriniz ne diyor? Herşeye kulak verin ve dinleyin. Araştırın, ölçün, biçin; ileriye bakarken mutlaka arada bir de arkaya bakmayı unutmayın.

Geliştirme ve AR-GE
Devamlı geliştirin ve kalitenizi arttırın… Kalitenizle birlikte itibarınızın, satışlarınızın, dolayısıyla karınızın artacağını unutmayın!

Kaynak: Bu yazı, Kolay iletişim tarafından, KobiFinans için derlenmiştir.

Marka Yaratırken Neleri Aklınızdan Çıkarmamalısınız?

Kasım 30, 2008

* Rakip ve sizinle rekabet eden ürünleri de (diğer rakip markalar) iyi izleyin.

* Tam olarak kime hitap ediyorsunuz; iyi belirleyin (birincil hedef kitle).

* Tüketicinizle iyi bir iletişiminiz olsun. Onlara düzenli, doğru, eksiksiz bilgi verin.

* Nasıl bir başarı hedefliyorsunuz? Hedefinizden ayrılmayın!

* Müşteriniz sizin malınızı neden alsın? Kendinizi onun yerine koymaya çalışın!

* Müşterinize bir yaşam biçimi sunabiliyor musunuz? Kendisini ürününüz ile nasıl özdeşleştirebiliyor; anlamaya, algılamaya çalışın. Araştırın.

* Tüketicinizin kendi aralarında vurguladıkları, imaj/satın alma nedenleri var mı? Öğrenin. Bunları iletişim/tanıtım araçlarınızda kullanın!

* Bazı malların fiyatlarının ucuz oluşunun satın alınmama nedeni olabileceğini (özellikle kozmetik ürünlerde!),

* Bazı ürünlerde satın alındığında nakliye kolaylığının, yerinde montajın, satış sonrası servisin “satın alma”da çok çok önemli olduğunu,

* “Müşteri memnuniyetinin” gizli, kendiliğinden bir reklam çeşidi olduğunu,

* Ürünün kolay satın alınır bir yerde olması gerektiğini,

* Aynı tarz malların satış noktalarının birbirlerine olan uzaklıklarının ne kadar önemli olduğunu,

* Rakip ürünlerin birbirlerine göre hangi üstün ve zayıf yönlerinin olduğunu ve hangi konularda rekabet ettiklerinin devamlı olarak izlenmesi gerektiğini,

* Marka yaratma, yönetme işinin aynen bir mimarlık gibi, bir bina inşa etme işi olduğunu, bu işleri bilgiye dayalı olmadan asla yapamayacağınızı sakın unutmayın!

* Eğitim alın, öğrenin, gerçek uzmanları bulun, gerçek profesyonellerle çalışın. Yalnızca ‘Ben bu işi 40 yıldır yapıyorum’ diyenlere kanmayın.

Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için derlenmiştir.

Markanıza İsim Verirken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Kasım 30, 2008

* Müşteriler ürününüzü satın aldığında aynı zamanda sizinle bir ilişki satın alır. Adınız, ambalajınız ve fiyatınızla, işinizi ve mükemmelliğinizi dokunulur kılın.

* Gerçekten büyük bir adınız olmasını garantileyin. Doğru bir adınız olmalı. Bir tarif değil.

* Sembolünüz ya da logonuz ayırt edici ve anında hatırlanır olmalı.

* Markanızın sınırları vardır. Eğer bulunduğunuz alanda yeterince iyi biliniyorsanız, başka bir alana sıçramayın.

* Sıra dışı, kafa karıştırıcı ve biraz tuhaf bir ad bulun.

* Sıra dışı bir ad bulmak için, başlangıçtaki bütün seçenekleri önü­nüze koyun ve eleme yapın.

* Adınızı sınayın. Farklı birikimlere sahip 12 zeki ve yetenekli insana listenizdeki adlar hakkında ne düşündüklerini sorun.

* Anonim bir kelime kullanmayın.

* Coğrafi bir isim seçmeniz faydalı olabilir.

* Yahoo! Son derece akılda kalıcı bir addır. Bunun gibi bir şey bulmaya çalışın.

İsim Yaratma Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler
* Telaffuzu kolay ve müzikal mi?

* Kodlamanız istenmeden anlaşılabiliyor mu?

* Kısa mı?

* Olumsuz mu?

* İlginç mi? Bir hikayesi var mı?

* Duygusal mı?

* Az sayıda insan bu addan hoşlanmıyor mu?

* Birden fazla anlam taşıyor mu?

Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için hazırlanmıştır.

Marka’nın Tarihçesi

Ağustos 4, 2008

Tarihinin ilk başlarında, marka insanlar arasında sahipliği ifade etmek, bazen birşeylere sahip olduğunu veya üreticisi olduğunu göstermek amacıyla kullanılıyordu. Mağarada yaşamlarını sürdüren ilkel insanların markayı çiftlik hayvanlarını veya mallarını sahiplenmek amacıyla kullandıkları bilinmektedir. Sonra Markalar, ürün sahipliğini ve üreticilerin çalışmalrının kalitesini ifade edecek şekilde kullanılmışlardır. Roma İmparatorluğu zamanında en yüksek düzeye ulaşan marka kullanımının tarihsel gelişimi aşağıdaki gibi özetlenebilir.

M.Ö. 5000: Mağara duvarlarında yer alan ve Bizonların karınlarına çizilen semboller marka sahipliği göstergesi olarak kabul edilebilir. Çömlekçilik alanında da marka izlerine rastlamak mümkündür

M.Ö. 3500: Mezopotamya malları, üzerindeki silindirik yapıdaki mühürlere bakılarak ayırt edilebiliyordu Taş mühürler, Girit te Knossos bölgesinde rastlanmıştır. Knossos,Giritteki en büyük Bronz Çağı arkeolojik yeridir.

M.Ö. 3000: Tuğlalar, Çömlekçilik işlerinde , avlanmakta kullanılan taşlar üzerinde ve İlk Mısır Hanedanlığı zamanında çatı kiremitleri üzerinde sahiplik ifadesi olark kullanılmıştır.

M.Ö. 2000: Bir Yunan Şehri olan Korinth civarında, Çömlek mühürleri bulunmuştur.

M.Ö. 6.YY ve 3.YY: Yunan çömlekçiliğinde damgalı seramiklerin kulalnıldığı dönemlerdir.

M.Ö.500-M.Ö.300: Roma impaatorluğunda markanın kullanımı dokümante edilmiştir. Tuğlalar işaret ile damgalanmıştır.

İnsanoğlu doğayı anlama ve kendini anlatma çabalarının sonucu iletişimin bir alt grubu olarak imler dünyasını meydana getirdi. Sembol, arma, simge, damga, remiz, alamet, timsal… Güncel deyimleriyle amblem, marka ve logolar insanların birbiriyle iletişimlerinde kullandıkları birer işaret olarak kabul edildi. Semboller doğadan kaynaklanan, doğanın yaratıcı ve yok edici özelliklerinin yansıdığı, dini ve manevi düşüncenin ürünü olarak ortaya çıktı. Anadolu’nun merkezi sayılabilecek bir yerde, Konya’nın Çumra ilçesi yakınlarındaki Çatalhöyük yerleşimi, Neolitik Çağ’ın (Yeni Taş Çağı) yeryüzünün bilinen en gelişmiş kenti, uygarlığın başlangıç noktasıydı. Çatalhöyük insanı doğayla mücadelesini ve inançlarını resmedip, ana tanrıçalarını doğum esnasında gösteren heykelcikler yaptı. Evlerinin kutsal bölümlerinin duvarlarında, insan figürlerini gökyüzüne götürmek için gelen kartal bezemeleri dini inançların sembolik bir yansıması olarak karşımızda durur.

Marka Tescil Başvurusu İçin Gerekli Olan Belgeler

Temmuz 13, 2008

  • Markanın örneği
  • Markanın kullanılacağı malların veya hizmetlerin listesi
  • Vekâletname
  • Başvuru sahibi tüzel kişi ise ticari faaliyetini gösterir belge
  • Başvuru sahibi şahıs ise kimlik fotokopisi veya kimlik numarası

Marka Tescil Prosedürleri

Temmuz 13, 2008

Marka araştırma uzmanlarına göre ilgili sektörlerde ön araştırması yapılan markanın, tesciline bir engel görülmemesi halinde marka başvurusu işlemlerine geçilir.

TC. Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı’na (TPE) başvurulduğu andan itibaren markanın hukuki koruması başlar. TC. Türk Patent Enstitüsü uzmanları marka başvurusunu tescil edilip edilmeyeceği noktasında inceler. Tescil edilmesi için bir engel görmediği markaları Resmi Marka Bülteni’nde yayına çıkarır.

Yayın suresi 3 ay olup bu süreç içerisinde tüm üçüncü kişilere itiraz imkanı açıktır.
3 aylık süreç sonunda herhangi bir itiraz olmaması durumunda, TPE tesciline karar verir ve tescil ücreti talep eder. Söz konusu ücretin ödenmesinden sonra ise “Marka Tescil” belgesi alınır.

Neden Marka Tescili?

Temmuz 13, 2008

Hızla artan ticari rekabet ortamında, en önemli yatırımınız markanızdır. Çünkü marka; ürün veya hizmetlerinizle müşteriniz arasındaki en önemli iletişim köprüsüdür.

Günümüzde markalar işletmelerin somut varlıklarından daha değerli hale gelmiştir. Öyle ki şirketlerin büyüklüğü sahip oldukları maddi varlıklarından çok markalarının değerleri ile ölçülmektedir. Markalaşmak karlılığı arttırmanın en etkili yoludur. “marka tescili” ise markalaşma stratejisinin temelidir.

Tüketicilerin güvenilir markalara bağlılığından kar elde etmek isteyen taklitçi kişi veya kuruluşların haksız rekabetini önlemenin ilk adımı “Marka Tescili” dir.

Pazarlama faaliyetlerinin odak noktası markadır. Büyük bir hızla değişen ve artan rekabet koşulları içinde faaliyet gösteren işletmeler özellikle ürünlerin fiziksel olarak farklılaştırılamayacağı durumlarda; rekabet üstünlüğü elde etmek ve pazarda yaşamını sürdürebilmek için ürünlerine marka ile bir takım kişilikler kazandırmak yoluna gitmektedir.

Günümüzde sadece ürün değil marka yaratmanın, diğer bir ifadeyle kaliteli bir ürüne markalama yoluyla kişilik kazandırmanın daha önemli olduğu görülmektedir.

Sonraki Sayfa »