AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed

Have we lost freedom?

Sürmene’de üretilen ve ilçenin adıyla özdeşleşen, ‘Sürmene Pidesi’ için Türk Patent Enstitüsü (TPE)’ne başvuruda bulunulduğu belirtildi.

Sürmene Kaymakamlığı’nda gerçekleştirilen toplantıda konuşan Belediye Başkanı Fikri Usta, İlçenin adıyla özdeşleşen ‘Sürmene Pidesi’nin adını markalaştırmak için Türk Patent Enstitüsü(TPE)’ne başvuruda bulunduklarını belirtti. Amaçlarının bundan sonraki zaman diliminde ilçenin tanıtımına önemli katkı sağlayacak olan pideyi bütün Türkiye ye duyurmak olduğunu söyleyen Usta, “Umarım başvurumuz kabul edilir.” dedi. Toplantıya katılan, Sürmene Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Aydın Öksüz ve Sürmene’de ‘Sürmene Pidesi’nin tadının doğallığından geldiğini belirtti. Pide’nin içerisinde, yaylalarda beslenen hayvanların yağ ve peynirlerinin kullanıldığını belirten esnaflar “Pide her yerde yapılıyor, fakat doğal olması önemli. Bizler de doğallıktan faydalanıyoruz.” şeklinde konuştu.

Müşterilerine daha iyi hizmet sunmayı amaçladıklarını belirten esnaflar, bu anlamda tesisleşmenin gerekliliğine vurgu yaptı. Bu güne dek coğrafi işaretlemeyle 129 ürüne Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından patent verildiğini belirten İlçe Kaymakamı Mustafa Özarslan ise, bunların arasında ‘Sürmene Pidesi’nin olmadığını belirtti. Bunlardan bazılarının isim olarak sürmene pidesinden daha zayıf ve bilinmeyen ürün olduğuna vurgu yapan Özarslan, “Bu anlamda Belediyemizin patent başvurusunu takdirle karşılıyorum.” dedi. Pide’nin, ilçenin tanıtımında önemli rol oynayacağını ifade eden Özarslan, “Temizlik ve kalite anlamında çok dikkatli olmalıyız. Bu süreci en kısa zaman da tamamlayarak resmi anlamda ‘Sürmene Pidesi’nin coğÜRK Traktör, 10 yıllık süre içinde Türk Patent Enstitüsü’ne yaptığı toplam 41 patent başvurusuyla Ankara  şampiyonlar sıralamasında birinci oldu. Türk Patent Enstitüsü’nün Ankara şampiyonlar sıralamasında Türk Traktör birinci olurken, TÜBİTAK ikinci, MSB Teknik Hizmetler Dairesi üçüncü sırada yer aldı. Türk Traktör’den yapılan açıklamada 10 yıllık süre içinde 41 patent başvurusu bulunan Türk Traktör’ün Ankara’nın patent şampiyonu olduğu bildirildi. Türk Traktör’e ödülü Türk Patent Enstitüsü’nün Ankara’daki merkezinde düzenlenen törenle verildi. Türk Traktör’ün Ankara’da patent şampiyonluğunu tescil eden bu ödül sonrasında şirketin Genel Müdürü Marco Votta şöyle konuştu: “Modern tarıma yön verme vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Türk Traktör, New Holland ve Case IH marka ürünlerimizin önemli bir bölümünü ülkemizde tasarlamış, geliştirmiş ve testlerini tamamlamıştır. Tamamen Türk Traktör Ar-Ge merkezi tarafından tasarlanan, yaratılan ve Ankara’daki fabrikamızda üretilen bu traktörlerin önemli bir bölümü dünyanın 65 ülkesine ihraç edilmektedir.”

Patentleri üretim sürecinde kullandık

Marco Votta geçtiğimiz 10 yılda başvurulan 41 patentin tamamına yakınının Türk Traktör’ün üretim ve hizmet süreçlerine yansıyan buluşlar olduğuna da dikkat çekerek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Tek başına patent sahibi olmak, bir ticari başarı değildi. Türk Traktör’ün asıl başarısı aldığı bu patentlerin tamamına yakınını hizmet ve üretim süreçlerinde kullanıyor olmasıdır. Yani Türk Traktör yaratıcılığını ticarileştirebilen yenilikçi bir kurum olabilmiştir. TÜİK verilerine göre Şubat ayındaki iç pazardaki yaklaşık yüzde 46’lık pazar payımız ve açık ara ile liderlik konumumuzun arkasında yatan gerçek de budur.”i işaretleme patentini alacağımızı düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

MANİSA’nın Salihli İlçesi’nde ihraç edilen kirazın üzerine yapıştırılması için Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hazırlanan hologramlı 10 bin özel etiket, üreticilere dağıtıldı. Oda Başkanı Talat Zurnacı, Salihli Kirazı’na coğrafi işaret belgesi alabilmek için dört yıl uğraştıktan sonra Türkiye’nin 100. patentini aldıklarını hatırlattı. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde farklı kiraz çeşitlerinin Salihli kirazı adı altında astronomik fiyatlara satıldığını kaydeden Zurnacı, bu soruna çözüm bulabilmek için 10 bin adet hologramlı, yani taklit edilemeyen nitelikte özel etiket bastırdıklarını anlattı.

Uşak merkez İlçeye bağlı Kaşbelen Köyü muhtarı Hasan Acar, köyde üretilen ve bölgede “Mende ekmeği” olarak bilinen ekmeğin patentini almak istediklerini söyledi. Mende ekmeğinin patentini almak için başvuru yaptıklarını söyleyen muhtar Acar, ekmeğin yoğun rağbet gördüğünü söyledi.

Uşak’a 10 kilometre uzaklıkta olan ve belediye mücavir alanı içerisinde bulunan Kaşbelen Köyü’nde uzun yıllardan buyana üretilen mende ekmeği patentli hale gelecek. Köyün eski ismi “Mende” adı verilen ekmek Uşak ve çevresinde severek tüketiliyor. Semt pazarlarında dahi köylü kadınların tezgah açarak satış yaptığı ekmeğin kendine has bir üretim tekniği olduğunu ifade eden Muhtar Hasan Acar, patent için Türk Patent Enstitüsü’ne başvurduklarını söyledi. Köyde yaşayan ailelerin tamamına yakınının mende ekmeği tükettiğini ekmeğin özelliğinin kısa sürede bayatlamayıp 10-15 gün sonra tüketilebildiğini ifade eden Muhtar Acar, “Köyümüzün eski adlı Mende olduğu için ekmeğimiz de adını oradan aldı. Bu ekmek yüzyıllardan beri köyümüzde üretiliyor. Ekmeğin bu kadar rağbet görmesi üretimindeki doğallık ve kullanılan su ile maharetli ellerden kaynaklanıyor. Son zamanlarda değişik köylerden şehre getirilen ekmekler Mende ekmeği diye satılmaya çalışıyor. Taklitlerin önüne geçmek ve sağlıklı bir ortamda ekmeğimizi satmak için patente başvurduk. Patent aldıktan sonra Uşak’a sağlıklı ve lezzetli ekmek sunacağız. Patent işlemlerini tamamladıktan sonra köyde hijyenik koşullara ve yasalara uygun fırın kuracağız. Hem ekmeğimizi üreteceğiz hem de devlete vergimizi ödeyeceğiz. Uşak Fırıncılar Odası bu konuda bizi eleştiriyor. Köylülerin ekmek üretmesini engellememi istiyor. Biz ekmeğin üretimini engellemeyi değil patentli olarak üretmeyi hedefliyoruz. Köyümüzün yarısı belediye mücavir alan içerisinde yer alıyor. Patenti alıp fırını kurduğumuzda Uşak lezzetli ekmeği bizim sayemizde sürekli olarak yemeye başlayacak”dedi.

ALANYALI muz üreticilerinin, Alanya muzunu tescil ettirmek için yaptıkları başvuru Türk Patent Enstitüsü tarafından reddedildi.

Buna gerekçe olarak, 2002 yılında Anamurlu bir üreticinin Mersin’in Anamur ve Bozyazı ilçeleri ile Antalya’nın Alanya ve Gazipaşa ilçelerini de kapsayan bölgede yetişen muzu, ‘Anamur muzu’ olarak tescil ettirmesi gösterildi. Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney, dava açacaklarını belirterek, “Bunu mahkeme yolu ile halletme yoluna gideceğiz. Anamur muzu doğal ortamda yetişmiyor. Alanya ve Gazipaşa’da yetişen muzun birçoğu doğal ortamda yetişiyor. Alanya muzu da Anamur muzu da gerçekten sağlıklıdır ancak Alanya muzunun aromasının ve kokusunun farklı olduğunu düşünüyoruz” dedi. Alanya Kaymakamı Hulusi Doğan ise, ilçede üretilen muzun ‘Alanya muzu’ olarak tescil ettirilmesinin markalaşma ve tanıtım anlamında çok önemli olacağını söyledi.

“Rakı”nın coğrafi işaret olarak tescillenmesi için Geleneksel Alkollü İçki Üreticileri Derneği’nin (GİSDER) Türk Patent Enstitüsü’ne (TPE) yaptığı başvuru sonuçlandı. Üretim alanı Türkiye Cumhuriyeti olarak belirtilen rakı, “menşe adı” olarak tescillendi.

Rakı, TPE’nin tescil metninde, “karakteristik özelliğini Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan doğal unsurlardan, özellikle Türkiye’de yetişen üzüm, anason ve Türkiye’de uygulanan geleneksel üretim yöntemlerinden alan üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tamamıyla Türkiye sınırları içinde yapıldığı kendine has, renksiz bir distile (damıtılmak rafine edilmek) alkollü içki” olarak tanımlanıyor.

Rakının tadım sırasında ilk algılamada ön burunda oldukça güçlü bir anason kokusu, damakta yoğun ve dengeli anason-alkol tadının yanı sıra üzümden gelen aroma, arka damakta ise kaygan bir iz bıraktığı ifade edilerek, rakıdaki alkolün yakıcı tadının, anason aromasının şeker ve demineralize suyun etkisiyle uzaklaştırılarak dengelendiği, üzüm alkolü aromasının dengeli bir şeker oranıyla sunumunun rakıya “geleneksel bir tat” kazandırdığı vurgulanıyor.

Rakının ayırt edici özelliği olarak ise yalnızca suma (üzüm ve incir mayeşesinin damıtılmasıyla elde edilen bir içki alkolü) veya tarım kökenli etil alkolle karıştırılmış sumanın, 5 bin litre veya daha küçük hacimli geleneksel bakır imbiklerde, anason tohumuyla ikinci kez distile edilmesiyle sadece Türkiye’de üretilen, alkol miktarı hacmen en az yüzde 40 olan distile alkollü bir içki olması gösteriliyor.

Tescil metninde “İkinci distilasyondan alınan toplam alkolün en az yüzde 65′inin suma olarak kullanılması geleneksel bir uygulamadır. Rakı üretiminde ikinci kez distilasyona alınan toplam alkolün en fazla yüzde 35′i tarım kökenli etil alkol olmalıdır. Rakı dışındaki herhangi bir distile alkollü içki üretiminde, tamamen veya en az yüzde 65 oranında suma kullanılmamaktadır” deniliyor.

Rakının ülke topraklarında yaşayan çeşitli uygarlıkların kültürel mirasının bir sentezi olduğu ve özgün karakterini Türkiye’de yetişen üzüm ve anasondan aldığı vurgulanıyor.

“Nadir ticari değerlerden…”

Rakının, ana hammaddesinin kuru üzüm, yaş üzüm veya her iki üzümün birlikte kullanılmasıyla üretilen ve baskın aromasını anason tohumundan distilasyon esnasında alan geleneksel bir içki olduğu ifade edilen tescil metninde şöyle deniliyor:

“İç tüketime sunulan distile alkollü içkinin yaklaşık yüzde 85′i, ihraç edilen distile alkollü içkinin ise yüzde 95′i rakıdır. Ülkemizdeki toplam distile alkollü içki tüketiminin yaklaşık yüzde 85′ini karşılayan rakı, gerek üzüm ve anason girdileri nedeniyle ülkenin tarım ekonomisindeki rolü, gerekse ülkemizin dünya pazarına özgün ve geleneksel ürün olarak sunabildiği nadir ticari değerlerden biridir.

Rakıda, ikinci kez distilasyona alınan toplam alkolün en az yüzde 65′inin suma olarak kullanılması geleneksel bir uygulamadır. Suma üretiminde sadece Türkiye’de yetiştirilen üzüm çeşitleri kullanılır. Alkollü içkiler içinde rakının en belirgin özelliği, içerdiği anason tohumundan gelen anason eteri yağıdır. Rakının diğer anasonlu distile alkollü içkilerden ayırt edici özelliği, üretiminde Türkiye’de yetiştirilen anason bitkisi tohumunun kullanılmasıdır.”

Rakının hazırlanmasında rafine beyaz şeker kullanıldığı, şeker miktarının da ürün litresinde en fazla 10 gram olması gerektiğini belirtiyor.

Rakının diğer bir ayırt edici özelliği ise üretiminde renklendirici kullanılmamasının mevzuatla belirlenmiş olması. TPE, rakının süreç içinde çıkarılan mevzuatla, gelenekselliği korunarak kaliteli, güvenli ve tekniğine uygun olarak üretilmesinin Osmanlı döneminden beri devletin kontrolü altında sürdürüldüğünü ifade ediyor.

Denetleme

Rakının denetimi, 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında GİSDER’in koordinasyonuyla kurulacak komisyon tarafından yılda 1 kez yapılacak.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri ve rakı konusunda çalışmalar yapan Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü ile Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı öğretim görevlilerinden oluşan denetim komisyonu, üretimde kullanılan hammaddelerden başlayarak uygulanan üretim teknolojisi ve son ürünün özellikleri açısından denetim yapacak.

Denetim sırasında alınan rakı numuneleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın TÜRKAK tarafından akredite edilen İl Kontrol Laboratuvar Müdürlükleri’nde analiz ettirilerek değerlendirilecek. “Rakı” coğrafi işaretini kullanmak isteyenler başvurularını GİSDER’e yapacaklar.

6 aylık itiraz süresi

TPE, GİSDER’in rakının tescil edilmesine ilişkin başvurusunu, Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme Genel Müdürlüğü’ne gönderdi. İlanın Resmi Gazete’de yayımlanmasını takip eden 6 ay içinde ilgili herkes tescil talebine itiraz edebilecek. Bu süre içinde herhangi bir itirazın gelmemesi durumunda tescil kesinleşmiş olacak.

COĞRAFİ İŞARET NEDİR?

Belirli bir bölgeden kaynaklanan bir ürünün, sadece o bölgede bulunabilecek karakteristik özellikler taşıdığını ifade eden ad ve işaretlere “coğrafi işaret” deniliyor.

Coğrafi işaretler “menşe adı” ve “mahreç işareti” olmak üzere ikiye ayrılıyor. Belirli bir bölgeden kaynaklanan ve bu bölgeye ait karakteristik özellikler taşıyan ürünün, söz konusu karakteristik özellikleri veren tüm aşamaları o bölgede gerçekleşmek zorundaysa bu durumda bulunan coğrafi işaretlere “menşe adı” deniyor. Menşe adına örnek olarak “Antep Fıstığı” verilebilir.

Ürüne karakteristik özellikler veren aşamalardan en az biri söz konusu bölgede gerçekleşmek kaydıyla, başka yerlerde üretim yapıldığında da aynı karakteristik özellikler elde edilebiliyorsa, bu durumdaki coğrafi işaretlere de “mahreç işareti” deniliyor. Mahreç işaretine örnek olarak da “Antep Baklavası” gösterilebilir.

Gaziantep Ticaret Odası (GTO) 1997′de Türk Patent Enstitüsü’nden (TPE) ”Siirt, kırmızı, uzun, halebi ve ohadi” olarak beş çeşitle, 2000 yılında da “Antep fıstığı” olarak coğrafi tescilini aldı.

Siirt bizim bir çeşidimiz

Daha sonra, Siirt Valiliği’nin başvurusu üzerine TPE’nin ”Siirt fıstığını” farklı bir ürün gibi tescil ettirmesi ise davalık oldu. GTO ve Antep Fıstığı Tanıtım Derneği, Siirt fıstığının tescilinin iptali için Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne dava açtı. Mahkeme, Siirt fıstığının tescilini iptal etti.

Siirt Valiliği ise tescil haklarını geri almak için Yargıtay’a başvuruyor. Antep Fıstığı Tanıtım Derneği Başkanı Zeki Yağcı ise fıstığın isminin tüm dünyada Antep fıstığı olduğunu savundu.

Kaynak:www.haber7.com

Genel nitelikleri itibariyle üretimi, kaynağı gibi bir takım yerel niteliklerine bağlı olarak belli bir üne kavuşmuş ürünlerin korunmasını sağlamaktır. Örneğin leblebi için Çorum ibaresi, halı için Isparta ibaresi, kaymak için Afyon ibaresi belirli bir kalitenin işareti olarak ortaya çıkmaktadır. Ülkemizin doğal ürünlerindeki çeşitlilik göz önünde bulundurulursa bu örneklerin sayısının yüzlerle ifade edilebileceği ortaya çıkacaktır. Öyle ki ülkemizde her ilin hatta her ilçenin, belli bir ürünün üretimine kaynak teşkil ettiği ve bu ürün ile ünlenmiş olduğu bir gerçektir.

Bir malın coğrafi kökenini gösteren veya kullanılan bir unsur, madde, motif, malzeme ya da usul sebebiyle bir alana, yöreye yahut ülkeye yollamada bulunarak o mala istek ve güven duyulmasını sağlayan ad veya işarettir. Bir yörenin herhangi bir ürünü, meyvesi, taşı, madeni diğer yörelerde üretilenlerden farklı olabilir veya bir yörede üretilen bir halı, kilim, kumaş, çini vb. bir ürün herhangi bir nedenle ün kazanmış olabilir. Bu ürünlerin üzerinde o yörenin adının kullanılması, tüketiciler tarafından o ürünün belli bir kaliteye sahip olduğu şeklinde de algılanabilir. Tüketiciler söz konusu yöre adıyla satılan ürünleri, o yörenin adına belli bir güven duyarak aynı nitelikteki diğer ürünlere tercih edebilirler.

Coğrafi işaretler, ikiye ayrılmıştır.

Bir ürünün; Tüm veya esas nitelik veya özellikleri bu yöre, alan veya bölgeye özgü doğa ve beşeri unsurlardan kaynaklanması. Üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tümüyle bu yöre, alan veya bölge sınırları içinde yapılması durumunda “menşe adını” belirtir. (Malatya Kayısısı)

Bir Ürünün; Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle bu yöre, alan veya bölge ile özdeşleşmiş olması. Üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az birinin belirlenmiş yöre, alan veya bölge sınırları içinde yapılması , durumunda “mahreç işareti” göstergesini belirtir. (Hereke Halısı)