AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed

Have we lost freedom?

Coca-Cola an Ramazan a özel Rengarenk Sofralar

Büyük marka olup olmadığınızı anlamanın en kolay yolu, sizin ürününüz ile aynı fiyat seviyesine sahip rakip ürünler arasından, tüketicinin sizi tercih etme oranının ne olduğuna bakmaktır. Tüketici, bu durumda çoğunlukla sizin markanızı tercih ediyorsa, büyük marka olma yolunda önemli bir adım atmışsınız demektir. Bunun bir üst seviyesi ise, tüketicinin, sizin ürününüzü, aynı fonksiyonel özellik ve faydaları sunan başka bir ürün daha ucuz olmasına rağmen daha çok tercih etmesidir. Yani, siz aynı özellikteki ürünü, daha pahalı satmanıza rağmen, tüketici hala sizi daha çok tercih ediyorsa, işte o zaman, büyük marka olma yolunda çok daha önemli bir aşamayı geçmişsiniz demektir. Bu şunu ifade etmektedir: tüketici, sizin ürününüze o kadar fazla güvenmektedir ve farklı değerler algılamaktadır ki, siz daha yüksek bir fiyat talep etseniz bile, sizden vazgeçmeyecektir. İşte burada, çok önemli bir kavramdan da bahsetmekte fayda var, o da “algılanan değer”.

Günümüzde iz bırakan kişi ve şirketler haline gelebilmenin ana şartı, güçlü bir marka oluşturmak olarak şekillenmiş durumda. Herkes marka olmak ister. Marka olmak ne ister? Para mı? Kalite yönetimi mi?

Marka oluşturmada, ilk adım çok önemlidir. Bu adım markanıza iyi bir isim bulmak olacaktır. Ev sahibinin kolay anımsayabileceği bir isim, seveceği bir isim… Benzerlerinizden farklı bir isim…

Logonuz ya da ambleminiz nasıl olursa olsun mutlaka marka isminiz okunaklı olmalıdır. Sadece amblemle iletişim kurma hatasına düşmeyin, tüketicilerin Nike amblemini saniyenin onda birinde algılamalarının sebebi Nike’ın 20 yıl boyunca başarıyla uyguladığı marka iletişimidir.

Batıda markanın fonetik yapısı kadar “müzikalitesi” de önemlidir. Markayı seslendirdiğinizde uyumlu notalar ve tatlı ritmik titreşimlerin oluşması beklenir. Psikoloji açısından bu özellikler markanın insanın alt bilincine filtre olmasını sağlar. Marka saptanırken biraz tecrübe biraz da estetik duyarlılık işe karışır. “U,ö,ç,t,ğ,ü,g,y,z” gibi harfler genellikle marka fonetiğini ve müzikalitesini bozar. Sonu sesli harflerle biten markalar şanslıdır. Özellikle “a,o gibi açık tonaliteli sesliler” bir marka için ideal ses kompozisyonları oluşturur. Örneğin “Arko” yukarıdaki kıstaslara birebir uyan harika bir marka adıdır. Hem akılda kolayca yer eder, hem de Türk ağzına yakışan kendine özgü tok bir titreşimi vardır. Dahası başka dillerde güzel çağrışımlara neden olan bir yapıya sahiptir. Arko’da sürpriz yaratan bir anlam karışması ya da dolaylı ima yoktur.