Buluş Nedir?
Temmuz 13, 2008
Buluş, teknoloji alanında bir ürüne veya yönteme ilişkin spesifik bir problemin çözümüdür.
“Buluş” kavramı, patent hukukunun temelini oluşturur. Bir probleme yeni bir teknik çözüm getirilmesi veya bir işin gerçekleştirilmesi için önerilen yeni metotlar ya da yeni ürünler de buluş olarak tanımlanabilir.
Buluşlar; buluş yapma faaliyetini özendirmek, sanayide uygulanması ile teknik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesini sağlamak için patent veya faydalı model belgesi verilerek korunur.
Faydalı Model Başvurusu için Gerekli Belgeler
Temmuz 6, 2008
Başvuru dilekçesi, (bir nüsha ekteki örneğe uygun olarak, Faydalı Model başvuruları FM1/551 A3 normunda düz antetsiz beyaz kağıda daktilo veya bilgisayar yazıcısıyla doldurulmuş olacaktır.
Buluşu açıklayan tarifname, (üç nüsha)
Faydalı Modelle korunması istenilen buluşun unsur veya unsurlarını kapsayan istem veya istemler (üç nüsha)
Tarifnamede, istem veya istemlerde atıf yapılan resimler, (üç nüsha)
Özet, üç nüsha, buluşu 50 ile 100 kelime arasında anlatan özet (üç nüsha)
Başvuru ücretinin ödendiğini gösterir belge aslı
Buluşun Faydalı Model Olarak Korunabilmesi için Gerekli Kriterler
Temmuz 6, 2008
Yenilik; Başvuru yapılmadan önce başkaları tarafından yazılı, sözlü ya da uygulanarak açıklanmamış olması.
Sanayiye uygulanabilirlik; Buluşun tümüyle pratiğe uygulanabilir olması.
Patent Koruma Süreleri
Temmuz 6, 2008
İncelemeli patentler 20 yıl süreyle, incelemesiz patentler 7 yıl süreyle ve faydalı modeller 10 yıl süreyle korunur. İncelemesiz patentlerde 7 yıl süre içinde inceleme raporu talep edilebilir ve bu raporun olumlu çıkmasından sonra koruma süresi 7 yıldan 20 yıla kadar çıkar. tescili olarak korunurlar. 10 yıl sonunda yenileme işlemi yapılarak iletme yaşadığı sürece markanın ömrü uzatılır. Patent ve faydalı modeller piyasada 3 yıl içinde kullanılmak zorundadır.
Patent; sahibinin izni olmadan kullanılamaz. Burada kamu menfaati de gözetilerek patentler ve faydalı modellerin tescil yayınından sonra 3 yıl içinde kullanılması şartı getirilmiştir. Bu süre içinde kullanılmayan bir patent veya faydalı modelin üçüncü kişilerce kullanılması hakkı doğar. Kullanım doğrudan ürünü üretme ile olabileceği gibi ürünü lisan verme, ürettirme ve ithal etme şeklinde de olabilir.
Patentin sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı patent başvurusunun bültende yayın tarihi itibarıyle hüküm ifade eder. Patentler ve faydalı modeller başvuruldukları tarihten itibaren yer yıl yenilenmelidir. Her yıl Türk Patent Enstitüsüne “yıllık patent harcı” adında harçlar yatırılmalıdır. Bu harçlar yatırılmadığı taktirde patent ve faydalı modeller geçersiz sayılar. Bu harçların yatırılmaması halinde patentteki tekel hakkı kalkar, halkın kullanımına açılır.
Ticari hayatta patentlerle ilgili yapılan tüm değişiklikler resmi olarak Türk Patent Enstitüsü kayıtlarında da değiştirilmesi gerekir. İstenmeyen hak kayıplarına sebebiyet vermemek için patent üzerindeki herhangi bir değişikliğin mutlaka resmi kayıtlarda da olması gerekir.
Patent Verilmeyecek Buluşlar
Temmuz 6, 2008
- Konusu kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar.
- Bitki veya hayvan türleri veya önemli ölçüde biyolojik esaslara dayanan bitki veya hayvan yetiştirilmesi usulleri, buluş niteliğinde olmalarına rağmen patent verilerek korunmazlar.
Patent Verilemeyecek Konular
Temmuz 6, 2008
- Keşifler, bilimsel teoriler, matematik metodları
- Zihni, ticari ve oyun faaliyetlerine ilişkin plan, usul ve kurallar.
- Edebiyat ve sanat eserleri, bilim eserleri.
- Bilginin derlenmesi, düzenlenmesi, sunulması ve iletilmesi ile ilgili teknik yönü bulunmayan usuller.
- İnsan ve hayvan vücuduna uygulanacak teşhis ve tedavi usulleri ile cerrahi usuller. (Bu usullerin herhangi birinde kullanılan terkip ve maddeler ile üretim usulleri hariç)
Buluşları Müşteri Yapar
Temmuz 5, 2008
Üretimde rekabet edebilmek, rakip kalabilmek günden güne zorlaşmaktadır. Sürekli söylenilegelen müşteri ihtiyaçlarını karşılamak ve müşteri beklentilerinin önüne geçmek tabiri işin özünü oluşturmaktadır. Bu tabiri slogan olarak kullanmayıp işletmelerinin hayat felsefesi haline getiren kuruluşlar başarıya ulaşırken, slogan şeklinde sürekli tekrarlayan kuruluşlar başarılı olamamakta, her zaman ikinci ve daha aşağı sıralarda kalmaktadırlar. Başarısızlık önce yerinde saymak daha sonra geri gitmek ve sonrasında da yok olup gitmeyi beraberinde getirmektedir.
Bugün bir çok işletme müşterinin önemini anlamış durumdadır. Fakat müşteri ile bir araya gelip müşterinin problemlerini dinleyip çözüm getirici sistemleri kurup, kurulan sistemleri canlı tutmadıklarından ciddi bir rekabet gücüyle karşılaştıklarında sıkıntılar yaşamaktadırlar.
Aslında nihai ürünü kullanan müşterilerden veri toplanarak işletme bu verilerin ışığında tekrardan düzenlense bir çok müşteri problemi kısa sürelerde düzeleceği gibi rekabet gücüde artacaktır.
Bu sebeple işletmelerin ar-ge mühendislerinin belirli sürelerle müşterilerle buluşturulması onları dinlemeleri, onlarla toplantılar düzenleyip şikayetlerini dinlemeleri bir çok buluşun temelini oluşturacaktır. Evet, bazı işletmelerde satış sonrası servis ve hizmet anlayışı çok gelişmiştir. Bu işletmeleri incelediğinizde zaten birçoğunun sektörde lider firmalar olduğunu göreceksiniz. Fakat özellikle problemlerle karşılaşan servislerin iş yoğunluklarından dolayı ar-ge mühendislerini geri beslemeleri bazen sıkıntılı olabilmektedir. Küçücük bir problemin çözümü büyük bir buluş olarak ortaya çıkabilmektedir.
Buluş özünde bir probleme getirilen teknik çözümdür. Siz mevcut ar-genizde bir çok yenilikler yapabilirsiniz ve ciddi kaynak ayırabilirsiniz işletim sisteminiz yanlış ise müşterinizin değil de kendi kafanızdaki problemleri çözmüş olursunuz. Dolayısıyla elde ettiğiniz ürün müşteri problemlerini değil sizin probleminizi çözmüş olur ve kısa sürede revaçtan düşer. Üretim bandınızdan kalkar.
Son kullanıcılar ile çok sıkı iletişim halinde olursanız, son kullanıcının yaşadığı problemleri doğru tespit eder ve doğru çözümler getirebilirsiniz. Son kullanıcı ile sıkı iletişim rekabet gücünü müthiş derecede artırır.
Bir fuar ziyareti esnasında son kullanıcıyı can kulağı ile dinlemek, müşterinin yaşadığı probleme çözüm getirmeyi sağlar. Bu çözümün yeni olması durumunda patent hakkını alarak o konu üzerinde tekel olmak sistemin canlı tutulmasını sağlayacaktır. Ar-ge bu probleme zaman, kalite ve fiyat olarak en uygun çözümü getirdiğinde rekabet gücünüz daha da fazla olacaktır.
Rekabet gücünün muhafazası ise sahada var olmak demektir. Rekabet gücünün muhafaza edilememesi sahadan silinmek veya işletmenin el değiştirmesi anlamını taşımaktadır.
Bu sebeple müşterilerinizi can kulağıyla dinleyiniz. Gücünüze güç katarsınız… Aksini düşünmek bile istemiyoruz.
Hakan ÖZCAN (Patent Vekili)
Yerelden Globala
Temmuz 3, 2008
Marka olmak için ne yapmalı? Global bir marka olmak çok mu zor? Bölgesel bir marka olmak daha mı avantajlı? Günümüz Pazarlama çağında işletmeler bu sorulara daha fazla zaman ayırmaya başladı. Yerel ve global pazarlarda rekabet artmakta ve pazarlar gittikçe tek tipleşmektedir. Bu durumda “farklılaşmak” ve avantaj sağlamak için marka gündeme gelmektedir. Markalaşma yoğunlaşan rekabet ortamında bir ihtiyaç olarak doğmuştur. Giderek mal üretiminin bütününe bakıldığında çok önemli olmadığı, asıl önemli konunun ürünün imajı olduğu anlaşıldı. Aynı kalite ve standartlara sahip bir ürünün diğer ürünlerden daha fazla bir fiyata satılması markayı artan bir değer haline getiriyordu.
Eskiden üreticiler “ne üretirsek satarız” düşüncesindeydiler. Üretici az olduğu için arz talebi karşılamaya anca yetiyordu. Zamanla ürünlerini satmakta zorlanan işletmeler satışları arttırmak için “pazarlamaya” önem vermeye başladılar. Daha sonra tüketici ihtiyaçlarını dikkate alan, ve tüketicilere kalite, standart, fiyat gibi unsurlarda tutarlı davranılan, bunların yanı sıra duygulara hitap edilen bir döneme girildi. Bu döneme “marka” dönemi de diyebiliriz. Firmalar imaj oluşturarak, katma değer yaratıp daha fazla kar sağlanacağını gördü. Günümüz pazarlarında artık markanın sözü geçmektedir.
Global bir marka olmak uzun ve pahalı bir süreçtir. Bunun için yerelden/ülkeden ülkelere doğru bir eksen üzerinden yola koyulmak gereklidir. Kendi pazarında gücünü pekiştirmemiş bir marka dış pazarlarda çeşitli sıkıntılarla karşılaşabilir. Yerel ölçekte marka gücünü kanıtladıktan sonra stratejik bir açılımla global adımlara yönelmelidir. Markanın ait olduğu kültürel özellikler, aynı zamanda o markayı dünyaya taşıyacak bir imkandır. Bunun için yerel pazarda tutunmuş ve kendini geliştirip global bir vizyona sahip olmuş markalar, dünya markası olma yolunda emin adımlarla yürürler.
Global marka vizyonu pek çok ürüne farklılaştırma avantajı sağlamaktadır. Henüz bir marka, global olmamışsa bile vizyonunu bu şekilde belirlediğiniz zaman yerel ölçekte Pazar pozisyonunu ve rekabet avantajını yükseltme imkanının yakalanması olasıdır. “Global düşün, yerel hareket et” deyimi bile bir vizyonu ifade etmektedir. Global markalar yeni pazarlara açılacağı zaman yerel tüm unsurları dikkate almaktadır. O bölgenin kültürü, demografik ve sosyo-ekonomik yapısına göre yerel bir strateji izlemektedirler. Zaten global bir oyuncu olmanın gereği de, bölgesinde güçlü, dışarıda esnek ve uyarlanabilir olmaktır.
Global bir marka olma sürecinde ürünle birlikte ait olunan kültür ve ülke imajı da markanın peşinden gelmektedir. Markalar ülkelerin ekonomik gücünün de simgesidir. İstediğiniz kadar çok değerli marka özelliklerine sahip olun, ait olduğunuz ülke olumsuz algılamalara sahipse global bir oyuncu olmanız pek mümkün olmaz. Bu nedenle markanın doğduğu ülke, o markanın geleceği için en önemli unsurlardan biri olmaktadır.
Engin ATEŞ (Yurt Dışı Marka Uzmanı)










Son Yorumlar