AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed
100mg viagraviagra affiliateviagra informationviagra infoviagra purchasecheapest viagraviagra softviagra levitracheap viagraget viagracialis viagraviagra research50mg viagraviagra salesviagra cheapviagra overnightfree viagraviagra alternativeprice viagraviagra forumimpotence viagraviagra costflomax viagralevitra viagraviagra cheapestviagra refillviagra prescriptionsorder viagrapfizer viagraviagra naturalviagra onlineviagra pharmacyordering viagrabrand viagrawoman viagrasubstitute viagrabuying viagra

Have we lost freedom?

Yaklaşık dört ay önce Fukuşima Nükleer Santrali’nde meydana gelen patlama, Japonların bu yaz klimalı ceketle serinlemesine sebep oldu.

Yetkililerin şirketlere elektrik tüketimini yüzde 15′e kadar azaltmaları yönündeki verdiği talimat, klimalı cekete rağbeti artırdı. Kısıtlamaya giden bazı şirketler, ışık ve teçhizatta tasarruf ve çalışma saatlerinde değişiklik yaparak talimata uymaya çalışırken, bazı şirketler çözümü çalışanlarına bu ceketi giydirmekte buldu. Ceketi icat eden Hiroşi İçhigaya, “Bir yeri tamamen soğutmak gereksiz, insanların serinliği hissetmeleri önemli.” dedi.

Kamera ve sensörlerin maliyetlerinin düşmesiyle ve mühendislerin birlikte çalışabilen aletler programlamada uzmanlaşmasıyla birlikte araca özel güvenlik sistemleri inşa etme yarışı başladı. Artık arabalarda bulunacak gece görüş kameralarıyla sürücüler karanlıkta yol kenarında giden insanları hemen fark edecek.

Popular Science dergisinde yer alan habere göre, bu sonbaharda 2012 Mercedes-Benz CL sınıfıyla birlikte yeni bir gelişme yaşanacak. “Spotlight” isimli güvenlik sistemi, taşıt yolundaki insanları tespit etmek ve hem sürücüyü hem de yayayı uyarmak için gece görüş kameralarıyla video sürümlü adaptif yüksek ışınları bir araya getiriyor. Aracın içindeki bilgisayar sürekli arabanın ön camında konumlanan gece görüş kamerasından aldığı resimleri tarıyor ve insan silueti arıyor. Tarayıcılar eğer insan tespit ederse farlar insanı işaret ediyor ve birden parlıyor. Mercedes’te Aktif Güvenlik Sistemleri Müdürü Joerg Breuer, Spotlight sisteminin yayaları sürücüden 1,3 saniye kadar daha önce tespit edebildiğini söylüyor.

Lazer tarayıcılı güvenlik sistemleri daha akıllı hale getirilecek

BMW’nin bu yılın başlarında açıkladığı Left Turn Asist (Sola dönüş yardımı) isimli sistemi henüz üretime hazır hale getirilmese bile bu sistem de güvenlik için büyük önem taşıyor. Bu sistem ise, sola dönüşleri daha güvenli hale getirmek için şerit belirleyen video kameralar ve GPS ile birlikte üçlü lazer tarayıcılar kullanıyor. Sola dönüşler istatistiksel olarak en tehlikeli manevralardan biridir. Bilgisayar bir kez sürücünün sola döndüğünü hissettiğinde, lazerler riskli durumlar için 200 derecelik bir alanı tarıyor. Eğer sistem yakında bir tehlike sezerse araba 10 kilometreden daha yavaş gidecek ve otomatik olarak duracaktır. Daha yüksek hızlarda ise sistem ses ve görsel alarmları tetikliyor. Lazer tarayıcıların halen oldukça pahalı olduğunu söyleyen BMW’nin Lazer Güvenlik Sistemleri Başkanı Dirk Wisselman, maliyetlerin hızlı bir şekilde düşeceğini ifade etti.

Left Turn Asist’in sadece bir ilk adım olacağını söyleyen Wisselman, asıl değişikliğin ise araçların birbirleriyle iletişimi sırasında ortaya çıkacağını açıkladı. Araçlar, bir başka arabayı ya da hız ve rota hakkında paylaşım bilgisini tespit edebilecek. Bunun güvenlik için şahane etkileri olacağını da sözlerine ekleyen Wisselman, “Gelecek 10 yıl içinde bunu göreceğimizi düşünüyorum” dedi.

Japan Tobacco International (JTI), dünyanın ilk dumansız sigarasını ürettiğini açıkladı…

Dünya genelinde sigara yasağının artmasının ardınan Japonya’nın en büyük sigara üreticisi Japan Tobacco International (JTI), dünyanın ilk dumansız sigarasını ürettiğini açıkladı.

Zerostyle Mint adını verdiği yeni ürün ile yasağın olduğu yerlerde de kimseyi rahatsız etmeden dumansız sigara içimine imkan tanıdığını açıklayan JTI, ürünün normal bir sigara gibi göründüğünü söyledi. JTI CEO’su Hiroshi Kimura, “Sigara içmeyenler rahatsız edilmeyecek

Microsoft daha önce Almanya’da başına bela olan patent sorununu sonunda halletti. Fat dosya sistemlerinde kullanılan uzun dosya isimleri ve bu uzun isimlerin farklı dosya sistemleriyle olan uyumluluğu konusundaki patent hakkı sonunda Microsoft’a verildi.

Mahkeme 2007 yılında patentte yeni bir buluş olmadığını söylemiş Rock Ridge Interchange Protocol adlı CD-Romlarda kullanılan protokolün zaten bu sorunu hallettiğini belirtmişti.

Microsoft daha sonra bu davayı temyize götürdü ve iki sistemin farklı çalıştığını söyledi. Özellikle fotoğraf makineleri ve cep telefonları yüzünden çok daha önemli bir hal alan bu sorunu halleden Microsoft, patent haklarına da sahip olmuş oldu.

ADNAN Menderes Üniversitesi’nde görev yapan Genel Cerrah Doç.Dr. Ali Doğan Bozdağ, ödüllü buluşlarına bir yenisini ekledi. Doç.Dr. Bozdağ, ‘Boyun cerrahisi için pozisyon veren yastık’ tasarladı, Hacettepe Teknokent A.Ş. Fen Bilimleri ve Mühendislik Proje Yarışması’nda mansiyon kazandı. Doç.Dr. Bozdağ, “Bu yastık sayesinde hasta yerinden kımıldatılmadan bir iki dakikada ameliyat pozisyonunu alıyor, hazırlık aşamasında gereksiz anestezi alması engelleniyor” dedi.

Doç.Dr. Bozdağ, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi 3′üncü Genel Cerrahi Kliniği’nde görev yaparken, hemoroid ameliyatlarında cerrahın görüş açısını genişletip daha rahat müdahale şansı veren, eklenen ışıklı kamera ile ameliyatın kaydedilmesini, ekrandan izlenmesini mümkün hale getiren videoanoskop cihazı geliştirmişti. Doç.Dr. Bozdağ, bu çalışmasıyla 2007′de Japonya’da gerçekleşen 19′uncu Uluslararası Tıbbi Buluşlar ve Teknoloji Kongresi’nde 6′ıncılık kazanmıştı. Doç.Dr. Bozdağ, aynı buluşuyla katıldığı 2′nci Ulusal Tıbbi Cihaz Proj Yarışması’nda da birinci seçilmişti.

Videoanaskop cihazına Türkiye ve Avurapa’dan patent alan, Amerika ve Japonya’ya yaptığı patent başvurusunun sonuçlanmasını bekleyen Doç.Dr. Bozdağ, aynı dönemde yeni bir poster tekniği de geliştirmişti. Doç.Dr. Bozdağ, seyahat DVD’sini posterin üzerine yerleştirerek yazılı sunumunu yaptıkları ameliyat tekniklerinin izlenmesini sağlayan ‘Videoposter’ çalışmasıyla da dikkatleri çekmişti. Doç.Dr. Bozdağ’ın dünyaya tanıttığı “videoposter”i bilim dergilerinden World Journal of Surgery’de yayınlanmıştı.

Doç.Dr. Bozdağ, bu yılın başında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’na transfer olurken, proje çalışmalarını sürdürdü. Doç.Dr. Bozdağ hemoroid ameliyatlarında cerraha ve hastaya konfor sağlayan ‘videoanoskop’ cihazından sonra, yeni bir buluşa imza attı. Boyun ameliyatı olacak hastalara risk yaratmadan kolay pozisyon sağlayacak ‘Hava ile şişen ameliyat yastağı’ tasarlayan Doç.Dr. Bozdağ, bu çalışmasıyla da ödül kazandı. Doç.Dr. Bozdağ, Hacettepe Teknokent A.Ş. tarafından düzenlenen ‘Fen Bilimleri ve Mühendislik’ proje yarışmasında mansiyon kazanan ‘Boyun cerrahisi için pozisyon veren yastık’ buluşunun cerrah ve hasta açısından önemini şöyle anlattı:

“Boyun cerrahisinde pozisyon vermek için bir personel, uyutulmuş ve entübe edilmiş hastanın omuzlarından tutup kaldırır diğer personel omuzlarının altına yastık koyar. Sonra destek olması için boyun arkasına ve başın altına ayrıca yastık konur. Tüm bu işlemler sırasında anestezi doktoru da endotrakeal tüpün çıkmamasına dikkat eder. Bu hazırlıklar hasta uyutulduktan sonra yapıldığı için hastaya bu süre içinde gereksiz yere anestezi verilir. Riskleri önlemek, personel sayısını azaltmak, hazırlık süresini hızlandırmak için hava ile şişirilen bir yastık tasarladım. Bu yastıkların ilk kısmı sırttan belin altına kadar uzanıyor. İkinci kısım omuz altına, üçüncü kısım silindir şeklinde olup boyun altına, dördüncü kesim ise top şeklinde olup başın altına yerleştiriliyor. Yastıklar birbirlerine yapışık olmalarına karşın birbirinden bağımsız olarak şişiriliyor. Yastık hasta uyumadan önce altına yerleştirilip önce omuzlardan bele kadar olan kısım şişiriliyor. Böylece hava yatağı gibi hastanın vertebra kavisini destekleniyor. Sonra omuz altındaki kısım şişirilerek sırt yükseliyor, baş geriye düşerken boyun ön tarafı açılıyor. Daha sonra boynun altındaki yastıklar şişirilip başın sabitlenmesi sağlanıyor. Prototipi yapılmış olan modelimiz sorunsuz çalışıyor. Boyun cerrahının istediği pozisyonu hasta bu yastık sayesinde 1-2 dakikada alıyor. Bu işlem için bir kişi yetiyor. Bu havayla şişen yastığın yararlı olacağına inanıyorum. Ödülle de onurlandım.”

Öte yandan Doç.Dr. Bozdağ, laparoskopik cerrahide kullanılan bir ameliyat iğnesi ile ilgili de çalışma yaptığını söyledi. Doç.Dr. Bozdağ, bu buluşuyla ilk kez bir üniversitenin tıbbi cihaz alanında patent sahibi olacağını, bu ünvanı Adnan Menderes Üniversitesi’nin alacağını belirtti. Türk Patent Enstitüsü’nünbu durumu onayladığını belirten Doç.Dr. Bozdağ, 6 Mayıs’ta üniversitelerinde yapılacak Patent Günleri’nde üniversitenin ödüllendirileceğini kaydetti.

Küresel ekonomik krizin en fazla etkilediği sektörlerden biri olan tekstil sektöründe ayakta kalan küçük işletmelerin ilginç hikayeleri bulunuyor. Denizlili tekstilci Hasan Arpacık da krizde geliştirdiği ‘Uykumatık’ adını verdiği ürününü bugün ihraç etmeye başladı. Uykuda üzerini açtıkları için soğuk alarak hastalanan çocuklara yönelik geliştirilen fermuarlı yorgan uykumatitiği yorgan fiyatına sattıklarını ifade eden Arpacık, “Özellikle dar gelirli ailelerden büyük talep görüyoruz. Yurtlar, yatılı bölge okulları, Kızılay gibi kurumlarla anlaşmak için girişimlerde bulunacağız.” diyor.

İşleri durma noktasına gelen Denizlili tekstilci Hasan Arpacık krizde nasıl ayakta kalacağını kara kara düşünürken imdadına eşinin buluşu yetişti. Soğuk kış günlerinde sürekli üzerini açarak hasta olan çocuğunu doktor doktor gezdiren anne Mürşide Arpacık’ın ‘Uykumatik’ buluşu eşini patron yaptı. Anne’nin “Ne yapsak da çocuğu hasta olmaktan kurtarsak” telaşı sonucu keşfedilen Uykumatik Rusya’dan Bulgaristan’a, Almanya’dan Fransa’ya kadar çok sayıda ülkeye ihraç ediliyor.

“Çocuklarım ne yaptıysak sürekli hasta oluyordu. Doktorlar üşütmüş deyip antibiyotik veriyordu. İlaç kullanmaktan çocukların psikolojisi bozuldu” diyen Hasan Arpacık, ” Üzerini örtüyoruz 5-10 dakika sonra gene açıyor. Kombiyi sonuna kadar açıp her gece nöbetleşe uyanıp çocuğun üstünü örtüyorduk. Eşim bir gün yorganı yatağa dikmeyi önerdi. Oturduk elimize iğne iplik aldık, diktik. Eşimin icadıyla üşütme sorununu çözdük. Kendi ihtiyacımızdan dolayı bu ürünü geliştirdik. Çocuğumuzu nasıl olur da hasta etmeyiz diye arayış içindeyken bu ürünü bulduk. Uykumatik’ten sonra çocuklarım koca bir kışı hiç hasta olmadan geçirdi” şeklinde konuşuyor.

Bir yıl boyunca ürünü geliştirmeye zaman harcayan Arpacık ailesi komşular ve akrabalarına tek tük uykumatik dikip satmış. Her görenin kendisine de ürün dikmelerini istediğini anlatan Arpacık, şöyle konuşuyor: “Uykumatik Denizli yöresinde fısıltı gazetesiyle yayıldı. Farklı illerden de talepler almaya başladık. Baktık ki ilgi büyük patentini aldık. Tekstil krizde zora girince bez üretimini bırakarak bu işe yoğunlaştık. Daha sonra bazı toptancılara ürün vermeye başladık. İlk başlarda ürünü almakta tereddüt eden veya şaşıranlar oldu. Bu iş tutmaz, git havlu ya da bez üret diyen çok kişi oldu. Ama kısa sürede ünümüz her tarafa yayıldı. Siparişlere yetişemez hale geldik. Kısa sürede 15 bin sipariş aldık.”

Türkiye’nin hemen her iline mal satmaya başladıklarını anlatan Arpacık, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde çalışmalar başlattıklarını söylüyor. Ürünün gördüğü ilgi sonrası bayilik ve ortaklık teklifleri aldıklarını anlatan Arpacık, 2010 yılında Erzurum’da Doğu Anadolu bölge müdürlüğü kurmak istediklerini anlatıyor. Soğuk bölgelerin dışında Antalya, Aydın, Muğla ve Adana gibi sıcak illerden de büyük talep aldıklarını kaydeden Arpacık, “Bu illerde kış çok kısa ve hafif geçtiği için soba yakılmıyor. Fakat gecenin ilerleyen saatlerinde serin hava çocukları hasta ediyor. Uykumatik kullanıp hiç soba yakmayanlar oluyor. Uykumatiği yorgan parasına satıyoruz. Özellikle dar gelirli ailelerden büyük talep görüyoruz. Yurtlar, yatılı bölge okulları, Kızılay gibi kurumlarla anlaşmak için girişimlerde bulunacağız.” diyor.

DOĞALGAZDAN YÜZDE 50 TASARRUF SAĞLIYOR

Uykumatik kullanılan evde 13-14 derece sıcaklığın yeterli olduğunu anlatan Arpacık, “Bu ürün sayesinde doğalgazdan yüzde 50 tasarruf sağladık. Bir ayda ortalama kombiye 180-200 lira fatura öderken 60-80 lira ile kış aylarını geçirdik. Günde 4-5 kere çocuğun üstü açılmış mı diye uyanırken artık gönül rahatlığıyla uyuyabiliyoruz.” ifadelerini kullanıyor.

YATAKTAN DÜŞMEYE SON

Denizli’deki hastanelere ürünü test etmeleri için verdiklerini anlatan Arpacık, hastaneden “Çocukların uykuları sırasında üstlerinin açılmadığı ve buna bağlı olarak oluşan hastalıklara engel olduğu, yataktan düşme sonucu oluşan yaralanma ve sakatlanma risklerine karşı koruyucu özelliği tespit edilerek çocuk sağlığı ve gelişimi açısından tavsiye edilmektedir” şeklinde rapor verdiklerini anlatıyor.

(CİHAN)

Amerikalı bilim adamlarının, yüksek miktarda protein ihtiva eden pamuğu besin maddesine dönüştürmeyi başardığı bildirildi.

Alman “Die Welt” gazetesinin internet sayfasında çıkan haberde, bilim adamlarının, pamuğun çekirdeğindeki “gossypol” adı verilen zehirli maddeyi ayrıştırmayı başardığı belirtilerek, bunun açlığa karşı mücadelede çok önemli bir adım teşkil ettiği, dünyadaki pamuk tarlalarının 500 milyon insanı besleyebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade edildi.

Bu önemli başarıyı sağlayan Texas A&M Üniversitesi araştırmacılarından Keerti Rathore, dünyada çok sayıda fakir insanın yeterli protein alamadığına dikkati çekerek, bu eksiğin giderilebilmesi için pamuk gibi bir kaynaktan istifade edilmesinin iyi olacağını söyledi.

Araştırmacıların 1950′li yıllarda, bir geni ortadan kaldırarak “gossypol”suz pamuk üretmeyi başardığı, ancak bunun pamuğu böceklere ve hastalıklara karşı savunmasız hale getirdiği, Rathore’nin ise yeni bir yöntemle bu zehri sadece pamuğun çekirdeğinde yok etmeyi başardığı, böylece pamuk bitkisinin dış etkenlere karşı savunmasız kalmadığı kaydedildi.

Pamuktan gelecek 10 yıl içinde proteinli çikolata, ekmek, kek ve diğer bazı besin maddelerinin üretilebileceği kaydedilen haberde, Rathore’nin yeni buluşunun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına uygun olduğu, ancak bunun ticari kullanımından önce çok sayıda resmi onayın alınması gerektiği bildirildi.

Pamuk çekirdeğini sadece sığırların yiyebildiği, sindirim sistemlerinin “gossypol”u zararsız hale getirebildiği belirtilen haberde, ancak bu zehrin diğer hayvanlarda ve insanlarda kalp ve karaciğer rahatsızlıklarına neden olduğu, pamuk çekirdeğiyle beslenen tavukların 1 hafta içinde öldüğü ifade edildi.

Tekstilin duayen hocalarından Prof. Dr. Işık Tarakçıoğlu, emekli olduktan sonra da devam ettiği araştırma projeleriyle aralarında alternatif enerji buluşlarının da yer aldığı 17 projesine patent ve faydalı model aldı.

Projeler arasında Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da enerji maliyetlerini önemli ölçüde düşürecek güneş kolektörü de bulunuyor.

Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği’nde 40 yıllık görevinin ardından geçen yıl emekliye ayrılan Prof. Dr. Tarakçıoğlu, üniversite kampüsünde yer alan araştırma laboratuvarında çalışmalarına devam ediyor.

Tarakçıoğlu, maliyetinin büyük kısmını kendisinin karşıladığı Ar-Ge projelerinde son dönemde enerji projelerinin ön plana çıktığını söyledi.

Önceki yıllarda fonksiyonel kumaşlar üzerinde yürüttüğü araştırma projelerinin küresel ısınma tehdidiyle birlikte yön değiştirmeye başladığını dile getiren Tarakçıoğlu, küresel ısınmanın olumsuz etkilerini gidermek için yenilikçi giysiler geliştirmeye çalıştıklarını ifade etti.

Giysilerde başarılı sonuçlar alınması üzerine küresel ısınmayı avantaja çeviren projelere yöneldiklerini dile getiren Tarakçıoğlu, ileri tekstil ürünlerini bina yalıtım sistemlerine entegre ettiklerini, akıllı perde ve çatı sistemleri geliştirdiklerini belirtti.

Toplam 17 proje için faydalı model ve patent aldıklarını belirten Tarakçıoğlu, son olarak güneş enerjisi kolektörlerinde de tekstili kullanarak bu alanda önemli bir yenilik yarattıklarına dikkati çekti.

Tarakçıoğlu, “borusuz su ısıtıcı güneş kolektörü” projesi hakkında şu bilgileri verdi:
“Evlerde kullanılan güneş kolektöründe su, boruların içinden akıyor. Pahalı ve ağır bir sistem. Biz özel bir kumaş kullanarak borusuz kolektör yaptık. Su yerine de kaynama derecesi yüksek ısı transfer sıvıları kullandık. Elde ettiğimiz sıcak yağı bir kaynatıcıya vererek suyu ısıtıyoruz. Buradan kombiye bağlantı yapılabiliyor. Sistem, güneşli günlerde kombiyi devre dışı bırakarak kolektörlerden gelen ısıyı kullanıyor. Yaptığımız deneylerde İzmir’de yüzde 25, Gaziantep, Antalya gibi daha fazla güneş alan bölgelerde yüzde 35 civarında ısıtma tasarrufu sağlanabildiğini saptadık. Konut kullanımının yanında sıcak suyun kullanıldığı tekstil gibi sanayilerde önemli tasarruf sağlayacak bir sistem oldu.”

KRİZİN ETKİSİ

Ürettikleri kolektörün klasik kolektörlere göre yarı yarıya daha ucuza mal olduğunu ifade eden Tarakçıoğlu, sistemin faz değiştirici ürünlerle de entegre edilmesiyle güneş battıktan sonra da depolanan enerjiyi kullanarak ısıtmaya devam ettiğine dikkati çekti.

Sistemin kullanıma hazır olduğunu, laboratuvar dışında ilk deneyi bir tekstil fabrikasında yapacaklarını ifade eden Tarakçıoğlu, “Sistemin uygulanması ve satışı konusunda bir şirketle anlaştık. Ancak küresel kriz nedeniyle projeyi durdurmak durumunda kaldık. Bu tip yeni sistemlerin sanayiye uygulanması belli bir maliyet gerektiriyor. Bu nedenle özellikle büyük şirketlerimizin ilgisini bekliyoruz” dedi.

Tarakçıoğlu, bu konuda yürüttükleri diğer bir projeyle de güneş enerjisiyle su kullanmadan havayı ısıtarak konutlara veren bir sistem oluşturduklarını kaydetti. Hava ısıtıcı güneş kolektörü adı verilen sistemle ilgili deneylerin devam ettiğini kaydeden Tarakçıoğlu, güneşten daha iyi yararlanmayı amaçlayan bu sistemlerle enerji maliyetlerini önemli oranda düşürmeyi planladıklarını ifade etti.

Vestel ile sistemin klima sistemine entegre edilmesi konusunda bir görüşme yaptıklarını ifade eden Tarakçıoğlu, sanayi uygulamaları konusunda firmalara daha fazla devlet desteği sağlanması gerektiğini de ifade etti.

KYOTO PROTOKOLÜ

Türkiye’nin Kyoto Protokolüne imza atmayı taahhüt ettiğini, ancak alternatif enerji konusunda halen hiçbir çalışma yapmadığını söyleyen Tarakçıoğlu, devletin bu konuda bir an önce destekleme mekanizmalarını devreye sokması gerektiğini, aksi halde yakın gelecekte Türkiye’nin köşeye sıkışacağını ileri sürdü.

Almanya’da güneş enerjisi kolektörü araştırmaları için devletin verdiği desteğin Türkiye’deki araştırmalar için harcanan toplam paraya eşit olduğuna dikkati çeken Tarakçıoğlu, “Türkiye araştırma geliştirmede de maliyetlerinin düşüklüğüyle Avrupa ülkelerine göre avantajlıdır. Bu araştırmalar desteklenirse kısa zamanda yeni bir sanayi dalı kurulabilir ve ihracat kapısı açılabilir” dedi.

GELİŞTİRİLEN ÜRÜNLER

Prof. Dr. Tarakçıoğlu yönetiminde yapılan araştırmalar sonucu akıllı şapka, baret, başörtüsü, parka, mont, kaban, battaniye, yorgan ve minder gibi giysilerle akıllı perde, panjur, jaluzi, çatı konstrüksiyonu ve seyyar güneş sobası gibi ısınma araçları da uygulamaya geçti.

Almanya’da gördüğü yüksek lisans eğitimi sonrası 1971 yılında Ege Üniversitesi Tekstil Mühendisliği’nde eğitim hayatına başlayan Tarakçıoğlu, sektörün ulusal ve uluslararası önde gelen ar-ge projelerini yönetti. TÜBİTAK Tekstil Araştırma Merkezi’nin (TAM) kuruculuğunu yapan Tarakçıoğlu, Avrupa Tekstil Üniversiteleri Birliği ve Avrupa Tekstil Araştırma Merkezleri Birliği’nde Türkiye’yi temsil etti.

Tarakçıoğlu, TAM’ın kapanması sonrası Ar-Ge çalışmalarının devam etmesi için kurulan Tekstil Araştırmaları Derneği’nin de başkanlığını yürütüyor.

Kaynak:www.hurriyet.com.tr

Geliştirdiği, “göz kamaştırmayan ve daha uzak mesafeyi aydınlatan far sistemi” ile dünya birincisi seçilen Yard. Doç. Dr. Turhan Alçelik, çok önemli bir buluşa daha imza attı. Birleşmiş Milletler’in dünyada mecburi standart olmasına karar verdiği ‘far’ çalışmasının ardından sokak lambası projesi de bitmek üzere olan Alçelik, uçak facialarını asgariye indirecek buluşu için patent başvurusu yaptı. Alçelik’in buluşu Hollanda’daki Tekirdağ uçağı kazası gibi olaylarda can kaybını minimize edecek.

Patent başvurusu sonrasında sıcağı sıcağına ilk kez Cihan’a röportaj veren Alçelik, önümüzdeki günlerde konuyla ilgili basın toplantısı yapacak. Uçak kazalarını önlemeyi, can ve mal kaybını en aza indirmeyi amaçlayan Alçelik, iki farklı konuda başvurusunu yaptı. Birincisi, tehlike anında uçağı havaalanı dışında herhangi bir bölgeye en az hasarla indirebilecek sistem. Bu sayede, uçak bir nevi helikopter gibi yere yumuşak bir iniş yapabilecek. İkincisi ise uçak düşerken parçalanmayı önleyecek sistem…

Göz hekimi olan ve aynı zamanda 20-21. dönem Giresun milletvekilliği de yapan Yard. Doç. Dr. Turhan Alçelik ile, bu üç projesini konuştuk. 2006′da İsviçre’de düzenlenen 34. Uluslararası Buluşlar Fuarı’nda “dünya birincisi” seçilen ve patent alma-üretim aşamasında sıkıntı yaşadığı “far sistemi” ile röportaja başladık…

-Bu projeye nasıl başladınız?

Yaklaşık 20 yıl öncesine dayanıyor. Daha önce hekim olarak şahit olduğum iki trafik kazası bu çalışmalara başlamama yol açtı. Adapazarı ve Tunceli’de meydana gelen iki kazaya da araç farının şoförün gözünü alması sebep olmuştu. Acaba yeterli mesafeyi gösteren; ama karşıdakinin gözünü almayan bir far yapılamaz mıydı? 1994-95′de de bunun uygulama çalışmasını başlattık. 7-8 yıl sürdü. Hem karşıdakinin gözünü almayan hem de yeterli mesafeyi aydınlatan sistemi geliştirdik. Uluslararası patent kuruluşu tarafından da patentlendi. Cenevre’deki BM aydınlatma komitesinde testleri yapıldı ve onaylandı. Bu testler bittikten sonra Tofaş-Fiat’la birlikte bu çalışmaların uygulamasını yürüttük. Orada da başarıyla sonuçlandı; lakin bunu arabaya takalım noktasına gelindiği an tıkandık. Çünkü Fiat’ın farlarını Alman Automotiv Lighting firması yapıyormuş. Automotiv Lighting’in ürünü ile kıyaslandığında da her açıdan daha başarılı olduğu test edildi ve kanıtlandı. Buna rağmen başarı raporunu hâlâ Fiat’a göndermediler. Daha üstün bir ürünü biz normal piyasadaki ürünle aynı fiyata yapabileceğiz; ama üretime geçemedik.

PROJE, TÜRKİYE ADINA TEK ÖRNEK… EKONOMİK KRİZ ENGEL OLDU

-Projenin özelliklerinden kısaca bahseder misiniz?

Standart kısa huzmeli farlar yaklaşık 35 metreyi aydınlatırken, bu sistemde kısa farlar 90 metreyi aydınlatabiliyor. Tehlikeyi daha çabuk görüyorsunuz. Bu far sayesinde virajlarda uzun far kullanmaya gerek kalmıyor. Araçların geçişi esnasında oluşan geçici kör noktalar ortadan kalkıyor. Sisli havalarda da görüntü kalitesini katlayarak artırıyor. Mevcut farlar ile yeni geliştirdiğimiz farın maliyeti aynı.

-Proje Türkiye açısından BM gündeminde yer alan ilk buluş. Prestij açısından büyük önem arz etmesine rağmen ilgili şirketler niçin gereken hassasiyeti göstermedi?

Bu çalışma Türkiye adına BM’ye gitti ve onay aldı. Ülkemiz adına yapılmış tek örnek. Milli otomotiv sektörümüz olmadığı için, Türkiye içinde karar veremediğimiz bir durum söz konusu. Yapılması gerekenlerin hepsini yaptık; eksiksiz sonuç aldık. Bundan sonrasını kestirmek zor. Şu anda ekonomik krizin de araya girmesiyle ilgilenen önemli firmalar da görüşmeleri askıya aldı.

ÜRETİM İÇİN EN AZ 6,5 MİLYON EURO GEREKİYOR

-Devletle irtibata geçtiniz mi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de görüştünüz mü bu konuyu?

Sayın Erdoğan’la birkaç kere görüştük; en son beş altı ay önce görüşmüştük. Bakanlıkta bir üniversite ile işbirliği, halince devlet desteği çıktı. Ama karar çıksa bile bunu üreteceğiniz tesis yok; asıl sıkıntıyı burada yaşıyoruz. Bu tesisi kurmak çok maliyetli. Elimizde 10 milyon euro olmadan far verebilmemiz mümkün değil. Yaptığımız fizibilite çalışmalarına göre asgari 6,5 milyon Euro’ya ihtiyaç var. Bu imkânımız olur da bunu üretebilirsek, sanayiye verip piyasaya sürmek çok rahat olacaktır.

GAYRİMENKULLERİMİ SATTIM

-Patent sürecinde çok zorlanmışsınız. Maddi desteği nasıl sağladınız?

Tamamen kendi imkânlarımla karşıladım. Üç önemli gayrimenkulümü sattım; Ankara merkezde çok kıymetli bir gayrimenkulümü sattım. Bu bir idealdi bizim için. Dolayısıyla bunları harcadık; ama emeğimizi aldık, alacağız inşallah. Bu süreç içerisinde Tofaş-Fiat’ın kapsamlı AR-GE katkısını unutamayız. Dolayısıyla proje çok sağlam bir teknik alt yapı ile buralara geldi. Yaklaşık 1 milyon liralık bir bütçeyle buraya geldik, eski para ile 1 trilyonluk masrafımız oldu diyebiliriz.

ÖDÜLE DOYMAYAN PROJE

-Projenizin aldığı ödüllerden de bahseder misiniz?

İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen 34. Uluslararası Buluşlar Fuarı’na sunulan 1000′e yakın icat arasından teknik jürinin birincilik ödülünü aldık. Romanya’da başarı ödülü aldık. Daha sonra aynı yıl Türk Patent Enstitüsü, büyük patent ödülünü verdi projeye. Almanya’da bir başka icat fuarında gümüş madalya aldı. Proje dünya çapında büyük beğeni topladı. Ama beğenilmesi yetmiyor. Eskilerin bir tabiri var marifet iltifata tabidir. Bütün marifetleri sergiledik ama iltifat noktasında aynı başarı gelmedi.

PROJENİN TÜRKİYE’DEN ÇIKMASI ŞANSSIZLIK

-Böyle bir aşamaya gelmiş projenin akim kalmasının sebepleri neler? Bu proje Batılı bir bilim adamının olsaydı aynı zorlukları yaşar mıydı yoksa bu farları dünyanın dört bir yanında görür müydük?

Şöyle söyleyebiliriz… Bunu ben tek başıma söylemiyorum, birçok kişinin kanaati, eğer bu proje otomotiv üreticisi herhangi bir ülkede başarılmış olsaydı şu anda bütün dünyada kullanılıyor olurdu. Bu sadece benim değil bu konuda beraber çalıştığımız herkesin ortak kanaati. Ama biz maalesef bu adımları atamadık.

-Otomotiv sektörü gelişmiş olan ülkelerle temasınız oldu mu?

Başbakanlık’ta sayın Erdoğan’la beraber Kore cumhurbaşkanı ile görüştüm. Kore sanayi bakanı ve Kia Hyundai CEO’suyla görüşmelerimiz oldu. Somut bir netice çıkmadı. İlginçtir, attığımız bütün adımlardan somut bir sonuç çıkmadı. Gerekçesini bilmek zor.

-Sizce niçin somut bir sonuç elde edilemiyor?

Zannediyorum bizim böyle bir çalışma yapmış olmamız nedeniyle Türkiye’nin ismini öne çıkaracak bir çalışmayı kabullenemedi başat ülkeler.

-Yani Türkofobi mi bunun sebebi?

Öyle demeyelim; “Türkiye otomotivde yok, onun için” diyelim. Türkiye’de Ford’un, Renault’nun, Fiat’ın, Mercedes’in fabrikası var; ancak yerli üretimimiz yok…

-İran’daki firmayla görüştünüz mü?

Önümüzdeki günlerde görüşeceğim. Daha önce başka bir vesile ile İran büyükelçisi ve ticaret ataşesiyle görüşmemiz oldu. Geldiğim noktada artık İran ve Malezya başta olmak üzere Çin bölgesine yöneleceğim; buna karar verdim.

-Projenizle ilgili sizinle bizzat görüşen firma var mı?

Birçok görüşmemiz oldu. Firma ismi vermek istemiyorum, Türkiye’de Tofaş ve Fiat’la resmi bir çalışmamız oldu. Marka olarak değil de ülke olarak söyleyebilirim; Çin ile, ABD ile, Almanya ve Hollanda’daki bazı temsilcilerle görüşmeler yaptık. Bu görüşmelerden somut sonuç çıkmadı henüz.

SOKAK LAMBASI PROJESİ DE TAMAMLANDI; ÜRETİME BAŞLANACAK

-Sokak lambası çalışmanız da var. Bundan da bahseder misiniz?

Üç önemli özelliği var. Şu anda dünyadaki en verimli sokak lambası. Yani aynı enerjiyle aynı ampulü kullanarak en fazla ışığı veren lamba. İkincisi, en düzgün ışık veren lamba; yani direkler arasındaki karanlık noktaları kaldırıyor. Üçüncü özelliği, gözü çok az rahatsız ettiği için veya hiç etmediği için görüşünüz daha iyi. Projemiz şu anda bitme aşamasında, TSE’den onayını aldığımız an piyasaya vereceğiz. Birçok yerle görüşmemiz oldu, teklifleri aldık.

‘UÇAK’ PATENTİ İÇİN DOĞUM GÜNÜNÜ SEÇTİ

-Uçak kazalarını önlemeyle ilgi bazı projeleriniz var ve bugün (5 Mart) itibarıyla patent başvurusunu yaptınız, bu projenizden de bahseder misiniz?

Uçaklarla ilgili dünyadaki en önemli problem, kalkıştan sonraki arızalar ve kaza sonucu yaşanan büyük can ve mal kayıplarıdır. Ben bu konuyla ilgili iki farklı patent başvurusu yaptım. Uçak düşmelerinin en önemli sonucu, can kayıplarının çok olmasıdır. Ben yıllardır bu optik çalışmalarımı yürütürken aynı zamanda, uçaklardaki tehlikeli durumu da acaba en aza indirecek bir çalışma olamaz mı veya uçak düşmesi kaçınılmaz olduğunda en az zararla uçak yere indirilebilir mi, can kaybı en aza indirilebilir mi diye iki farklı çalışma yaptım. Bugün yani 5 Mart 2009 tarihi itibarıyla patent başvurusunda bulundum. Doğum günüm 5 Mart olduğu için bu tarihi seçtim.

Birincisi; tehlike anında havaalanı olmasa bile uçağın güvenli olarak tarlaya, bahçeye, yola veya bir helikopterin inebileceği alana emniyetle inebilmesini sağlayacak bir sistem… Teknik detayı şimdi vermeyeceğim. Havaalanına yetişemiyorsun, uçak düşecek, bu şartlar altında uçağı en az hasarla herhangi bir yere inmesini sağlayacak bir çalışma… Dolayısıyla çok daha uygun bir hızla inişi sağlamaktır amacımız.

İkinci proje ise, “her şeye rağmen uçak düşüyorsa”, o çarpmanın etkisini en aza indirecek bir çalışma… Bu iki çalışma da tamamen birbirinden farklı. Birisi güvenli inişi amaçlıyor, diğeri ise uçağın düşmesi kesinleşmiş ise güvenli indirmeyi sağlayamadığınız anda uçağın çarpma anındaki parçalanma sürecini ortadan kaldırmaya dönük bir araştırma. Uçağın aldığı darbeyi en aza indirecek bir çalışma.

- Birinci proje ile ikinci proje birbiriyle bağlantılı mı?

Tamamen birbirinden bağımsız iki çalışmadır. Birbiriyle hiçbir bağlantısı yoktur. Aynı uçakta iki sitem de kullanılabilir, sadece biri de kullanılabilir. İkisi sistem aynı uçakta kullanılırsa çok daha güvenli bir sistem ortaya çıkıyor.

BULUŞUM, FİZİK KURALLARINA AYKIRI DEĞİL

-Projeleriniz için daha önceden maket olarak hiç denemede bulundunuz mu? Fiziki şartlara uygunluğu test edildi mi?

Fiziksel olarak termodinamiğin bütün kurallarını içinde barındırıyor. Bu kelimeyi, termodinamik kelimesini kullandığım zaman işin uzmanı ne demek istediğimi anlar. Yani bilimin bütün katı kurallarını bu proje içinde barındırıyor. Kaldı ki ben uluslararası onaylanmış buluşu olan bir insan olarak bunu söylüyorsam bunun bir anlamı var.

Test yapma konusuna gelince, Türkiye’nin bu alanda test yapması kendi imkanlarıyla hele hele buluş sahibinin kendi imkanlarıyla test yapması kolay değil. Ama biz bu çalışma ile bunu kamuoyuna mal ediyoruz ki insanlığın ihtiyacı olan bir şey. İlgi duyan uçak firmaları, buna askeri uçaklar, yolcu uçakları, kargo uçakları dahil, eğer bu konuda bir ihtiyaç hissediyorlarsa, biz bu bilgilerimizi paylaşmak ve insanlığın hizmetine sunmak için bu açıklamayı yapıyoruz. Ama bunun bir bedeli var, bu bedeli ödemekten kaçmamaları gerekiyor.

MALİYETİ DE YÜKSEK DEĞİL

-Bu sistemi uçaklarda uygulamanın maliyeti ne kadar olur?

Şu anda rakam telaffuz etmek istemiyorum, ama bir uçağın fiyatından çok daha küçük rakamlara biz bütün test çalışmalarını yapma imkânına sahibiz. Bir uçağa ödenecek paranın belki yarısı kadar bir kaynak ile belki daha azıyla, projemizin kullanılabilirliğini, ispat edebiliriz. İspat ettikten sonra kullanılabilir, uygundur etiketini aldığımız zaman bütün uçaklara açıktır projemiz.

YAKINDA AÇIKLAMA YAPACAK

-Far projesi için İran’a görüşmeye gidecektiniz. Uçak projesi hakkında da İranlı yetkililerle bir görüşmeniz olacak mı?

Tabii ki, kesinlikle… Sonuç alabileceğimiz her yere gideriz ve gideceğiz de… Önümüzdeki günlerde bütün Türkiye ve dünya kamuoyuna açıklayacağız. O zaman kimin bu konuda bir isteği varsa; kim ciddiye alıyorsa projemizi, onlarla masaya oturacağız. Dünyanın neresinde olursa olsun insan hayatına katkı sağlayan bir çalışmayı önemsiyoruz. Herkese başta uçak üreticisi firmalar olmak üzere bu fikrin kapısı açık. Ama çok ciddi firmalara kapımız açık olacak. Bütün bilgilerimizi paylaşmaya hazırız; ama bunu yaparken gerçekten insanlığın hizmetine sunabilme arzusuyla bu adımı atmak istiyoruz; olay budur. Önümüzdeki dönemde bu konunun kamuoyunu daha fazla meşgul edeceğini düşünüyorum.

Kaynak:www.haberler.com

Geçtiğimiz aralık ayında Forbes dergisi son 85 yıl içinde yaşamımızı değiştiren en önemli 85 buluşu (arada buluş olmayıp önemli olan olaylarda var) açıkladı. Bu listeyi incelediğimizde 85 yıl öncesinde insanlar nasıl yaşıyorlarmış acaba demekten insan kendini alamıyor. Oysa günlük yaşamı olağanüstü değiştiren bu buluşlar neredeyse bir insan ömrüne sığmış durumda.  Üstelik insanlık tarihi gözönüne alındığında 85 yıl hiçbirşey değil. Birçoğumuzun dedeleri, babaları bu zamanları görmüş durumdalar. Listeyi vermeden son bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Dikkat edilirse bu buluşların hepsi şu an gelişmiş ülkeler diye tanımladığımız ülkelerden gelmiş. Bu buluşları yaptıkları içinmi gelişmişler, yoksa gelişmiş oldukları içinmi bu buluşları yapmışlar siz değerlendirin. Yani yumurta tavuk misali…İşte buluşlar:

1)Lastik ayakkabı-1917 2)İzotopların ölçümü-1918 3)Benzine konan tetraetil karışımı-1921 4)İş idaresi-1924 5)Multiplane kamera-1923 (Animasyon sinemasının başlangıcı)
6)Donmuş gıda-1924 7)Ortak yatırım fonu-1924 8)Bell Laboratuvarları’nın kuruluşu-1925
9)Roket motoru-1926 10)Televizyon-1927 11)Penisilin-1928 12)Sentetik lastik-1929 13)Jet motoru-193015)Duvar kaplaması-1933 16)Gerçekçi hisse senedi hesaplaması-1934 17)Naylon-1934 18)Otomobil işçileri sendikası-1935 (ABD’de) 19)Kan bankası-1937 20)Ses sinyallerini, gönderilebilir dijital formata dönüştürme-1937 (Dijital çağın başlangıcı) 21)Fotokopi-1938 22)Otomatik vites-1939 23)Helikopter-1939 24)Radar-1940 25)Elektronik dijital bilgisayar-1942 26)Nükleer enerji-1945 27)Cep telefonu-1947
28)Mikrodalga fırın-1947 29)Polaroid fotoğraf makinesi-1947 30)Transistör-1947 31)Plastik kapalı yiyecek kapları-1947 32)Uzunçalar plak-1948 33)Bilgisayarda manyetik çekirdek bellek-1949 34)Diners Club kartı-1950 35)Levittown-1951 (Long Island’da yapılan 17 bin toplu konut) 36)Doğum kontrol hapı-1951 37)Thorazine-1952 (Akıl hastalıklarında kullanılan bir ilaç) 38)Holding yapılanması-1952 39)Holiday Inn oteller zinciri-1952 40)Fortran bilgisayar dili-1954 41)Çocuk felci aşısı-1954 42)Telstar-1954 (İlk ticari iletişim uydusu) 43)Fast food-1955 (İlk McDonalds’ın açılışı) 44)Konteyner taşımacılığı-1956 45)Disk sürücü-1956 46)Fiber optik teknolojisi-1956 47)Ampex 2×1000-1956 (Görüntüleme sistemi) 48)Kalp atışlarını düzenleyen cihaz-1958 49)Lazer-1958
50)Üçgen emniyet kemeri-1959 51)Entegre devre-1959 52)Hazır çocuk bezi Pampers-1961
53)Modem-1962 54)Kasalardandan elde edilen satış noktası bilgileri-1962 55)Bilgisayarda mainframe-1964 56)Tüketiciyi koruma hareketi-1965 57)Bilgisayar faresi-1968 58)Bankamatik-1969 59)Şarj-1969 (Video kamera için) 60)İnternet-1969 61)Kompakt disk(CD)-1970 62)İlişkilendirilmiş veritabanı-1970 63)Telesekreter-1971 64)Mikroişlemci-1971 65)Bilgisayarlı tomografi-197267)Unix/C programlama-1972
68)E-eğlence-1973 (Bilgisayar oyunları) 69)Borsa işlem ücretinde indirim-1973 70)Katalitik konverter-1974 71)Borsa fiyat endeksini takip eden fon modeli-1976
72)Kişisel bilgisayar-1976 73)Birleştirilmiş DNA-1976 (Biyoteknoloji endüstrisinin başlangıcı) 74)Ticari ve bireysel banka hesaplarının tek bir hesapta toplanması-1977
75)Kısa vadeli, yüksek kazançlı fonlar-1977 76)Finansal bilgi yönetim programı-1979
77)LCD ekran-1984 78)Kişiselleştirilmiş bilgisayar seri üretimi ve perakende satışı-1984
79)Mevacor-1987 (Kolestrol düşürücü ilaç) 80)Prozac-1987(Antidepresan ilaç)
81)World Wide Web-1991 82)AIDS hastaları için inhibitor-1995 83)E-ticaret-1995 (Amazon ve eBay’ın kurulması) 84)Viagra-1998 85)Genetik kod için otomatik dizilim cihazı-2000  14)FM radyo-1933 66)Ethernet-1972

Kaynak: Av.Birant Esinoğlu

« Previous Entries

Parse error: syntax error, unexpected '}' in /home/markvcom/public_html/wp-content/themes/textback/footer.php on line 7