AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed

Psalms of Planets

EHL-İ VUKUF – BİLİRKİŞİ

Bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür. Patent sisteminin ise birbiriyle bağlı 5 halkası mevcuttur.

1) Ulusal Patent Ofisi
2) Patent Kanunu
3) İhtisas Mahkemeleri
4) Patent Vekilleri
5) Bilirkişiler.

Bu kurumların her birinin paralel gelişmesi gerekir ki patent sistemi sağlıklı bir şekilde işleyebilsin. Bu kurumlardan herhangi birinin geride kalması patent sisteminin aksamasına, dolayısıyla Türk Ekonomisine zarar verir.

Bu yazımızın konusu 5 madde olan bilirkişilik müessesesi ile ilgilidir.

Bilirkişi; kısaca “bilgisinden yararlanılan kişi” olarak tanımlanabilir. Özellikle özel bilgi ve teknik uzman yorumu gerektiren konularda, konusuna hakim kişiler olarak ortaya çıkarlar. Hukuk sistemimizde hâkimin karar vermesine yardımcı olmak için,  yazılı görüş verirler.  Bilirkişilerin konu ile ilgili raporları dikkate alınarak hâkim tarafından dava sonuçlandırılmaya çalışılır.

Bir çok davanın doğru sonuçlanması için, bilirkişinin adından da anlaşılabileceği gibi genelden özele geçiş yapmış, derin bir bilgiye sahip olması gerekir ki; adlî yanılgılar yaşanmasın. Bu sebeple mahkemeler tarafından tayin edilen bilir kişinin raporunun doğruluğu isabetli karar verilmesini sağlayacaktır. Buda hukuka olan güveni artıracaktır.

Patent haklarının Korunması ile ilgili davalarda (551 sayılı KHK) bazen tayin edilen bilirkişilerin “Patent Vekili” dâhi olmamaları hakikaten üzücü bir durumdur. Bir Patent davasında yorum yapacak, istemleri, başka bir ifadeyle kişinin neye patent aldığını neye patent almadığını yorumlayacak, ihlâlin var olup olmadığını belirleyecek kişinin, patent konusu hakkında bilgisi olmaz ise hazırlayacağı rapor ne kadar gerçeği, doğruyu yansıtabilir veya bilirkişi raporu diye sunulabilir.  Tarifname nedir, istem nedir, istem çeşitleri nelerdir, tecavüzün varlığında neler aranır, koruma kapsamını ne belirler, gibi başlıkları hayatlarında ilk kez duymuş veya duymamış kişilerin patentler konusunda sundukları görüşlerin bilirkişi rtaporu olarak yorumlandığı ve karar verildiği gözlenmektedir. Bu bilgiler uzun yıllar bu konu ile ilgili faaliyet göstermiş resmi veya özel kuruluşlarda görevli uzmanlar tarafından veya bu işlere çok meraklı olan kişiler tarafından bilinebilir. Kaldı ki bu kişiler bile bazı durumlarda zorlanabilirler.

Patent kanunları ile ilgili açılan davaların genel seyri incelendiğinde hemen hemen her  dosyada bilirkişi raporuna itirazın gerçekleştiği görülecektir. Bu durum yukarıda ortaya koyduğumuz iddiayı doğrulamaktadır. Patent konusunda bilgisi olmayan, patent kavramlarından uzak olan, sadece kendi meslek bilgisi (elektronik, makine, gıda, tekstil vb) bilgili bir uzman veya mühendisin tecavüzün tesbitinde neler arayacağını bilmemesi, konuda uzman olduğu halde yanlış rapor düzenlemesine sebep olacaktır. Hukuk boyutunda yapılacak her hata sistemin sorgulanmasına sebep olacaktır. Bir çok sanayicimiz tarafından da sorgulandığı değişik seminer ve toplantılarda izlenmektedir. Hâlâ belirli bir eğitim formasyonunu tamamlayan veya akademik kariyere sahip kişilerin patent sistemine inanmadıklarını bunun bir kapitalist düzen içerisinde insanları sömürü aracı olduğunu düşünen ve söyleyen kişiler mevcuttur. Evet, patent sistemlerinde tartışmalı olan ilaçta patent gibi konular mevcuttur, fakat burada tartışmanın olması doğaldır çünkü ilaca ulaşılamadığında insanlar ölmektedir. İlaç konusunda yaşanan tartışmaları günlük mutfakta kullanılan bir cihazla eşdeğer tutmak hata olacaktır.

Bu noktada hata yapmamak için asırlık tecrübesi olan özellikle Amerikan ve Avrupa hukuku ile bunların bilirkişilik müessesesinin detaylı bir şekilde incelenmelidir. Var ise buradaki hataların giderilerek, filtrelenen sistemin ülkemizde uygulanması sanayicinin bu sistemden olan yakınmalarını ortadan kaldıracaktır. Sisteme güvenmesini ve sistemi sahiplenmesini sağlayacaktır.

Patent davalarında düzenlenen bir bilir kişi raporunda “gözde kulakta ve telaffuzda bıraktığı izlenim” ifadesini şahsen ben kendim yakın zamanda okumuş idim. Bir patent üzerinde “gözde, kulakta ve telaffuzda bıraktığı izlenim”den neyin kasdedildiğini anlayamadım. Gerçektende patent “gözde kulakta ve telaffuzda bıraktığı izlenim” ile uzaktan yakından ilgilenmez. En basit haliyle patentin istemler kısmı incelenerek buradaki unsurların tümünün veya eşleniklerinin (benzerinin) taklit eden ürün üzerinde varlığını araştırır. Var ise tecavüzden söz edilebilir, yok ise tecavüzden söz edilemez.

İstemlere bu şekilde 551 sayılı KHK’nin tanımladığı gibi bakmamanız durumunda her zaman problemler yaşanacaktır. Ve yaşanmaktadır. Bir çok kişi sırf bu sebeple mağdur olmaktadır.

Şu anda gündemde olan “Patent ve Marka vekillerinin” denetim ve değerlendirme altına alınması için bir tasarının düzenlenmesidir. Bu tasarıda vekilin müvekkili adına  işlem yapabilmesi için avukatlık mesleğine benzer şekilde belirli bir süre (1-2 yıl) staj yapması öngörülmektedir.  Aynı durumun patent davalarındaki bilirkişilik yapacak kişilerden de istenmesi yerinde olacaktır. Veya faal olarak patent vekilliği yapan kişiler bilir kişilik yapmalıdır.

Patent kanunun çıkarılma amacı “buluş yapma faaliyetini özendirmek, buluşların sanayiye uygulanması ile teknik, ekonomik, ve sosyal ilerlemenin gerçekleşmesini sağlamaktır.”

Bir kişi veya kuruluş buluşu gerçekleştirdikten sonra bunu kamuyla paylaşması karşılığında kendisine patent, başka bir ifadeyle ticari olarak kullanım tekeli veriliyor. Bu tekel hakkını elde edebilmesi için, belirli bir sürece ihtiyaç vardır bu süreç en hızlı haliyle 2-2,5 yıl olabilmekte bazen sürecin uzunluğu 4 yıla kadar çıkabilmektedir. Bu süreç içerisinde ortaya çıkan maliyetler bir gün dahi geçirilmeden karşılanmalıdır ki patentin devamlılığı ile ilgili bir problem yaşanmasın. Tüm bu maliyet ve süreçlerden sonra hukuk aşamasında hatalı bir bilirkişi raporu düzenlenmesi durumunda patent kanunun çıkarılış amacından sapma olması doğaldır.

Aksi halde herşeyde olduğu gibi buluş sayısının yansımasında da kayıtdışılık ortaya çıkacaktır. Kişiler bir çok buluş yapacak, bu buluşlar için bir başvuru yapılmayacak kayıtlara geçmeyecek, sadece kendileri bilecek ve kendi kafalarında olan bilgi olarak onlarla birlikte yok olup gidecektir.

Amaç ekonomik, ve sosyal ilerlemenin sağlanarak insanların mutluluğu ise, bu mutluluğu patent kavramının her aşamasında (başvuru, belgelendirme, belgelendirme sonrası vs.) insanlara tattırmalıyız.

Bilirkişilik müessesesinin şu anda nasıl işlediğini bilirkişilik yapan bir kişiden dinlemeniz ülkemizin daha ne kadar çok yapacak işinin olduğunu gözler önüne serecektir.

Hakan ÖZCAN-Marka ve Patent Vekili

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.