AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed
100mg viagraviagra affiliateviagra informationviagra infoviagra purchasecheapest viagraviagra softviagra levitracheap viagraget viagracialis viagraviagra research50mg viagraviagra salesviagra cheapviagra overnightfree viagraviagra alternativeprice viagraviagra forumimpotence viagraviagra costflomax viagralevitra viagraviagra cheapestviagra refillviagra prescriptionsorder viagrapfizer viagraviagra naturalviagra onlineviagra pharmacyordering viagrabrand viagrawoman viagrasubstitute viagrabuying viagra

Have we lost freedom?

Facebook’ta kullanıcıların aktiviteleri diğer kullanıcılara aktarılıyor, bu sayede kullanıcı içeriği ile site devamlı meşgul tutuluyor.

Arkadaşlarının ne yaptığını ya da paylaştığını bu sayede takip eden kullanıcılar sitede daha fazla vakit geçiriyor.

Bu güçlü aracın, News feed ya da Türkçe Facebook’taki adıyla Haber Kaynağı’nın patenti, Facebook tarafından alındı. Bu özelliği Facebook’tan izin almadan kullanmak artık mümkün değil.

“Bir sosyal ağda kullanıcıya dinamik haber akışı sunan” aracın patent haklarının alınmasının, diğer sosyal ağlar tarafından kabul edilmesi zor. 2006′da Mark Zuckerberg’in başvurduğu ve ancak şimdi aldığı patente, MySpace, Flickr ve LinkedIn gibi sitelerin dava açması ya da aynı özelliği farklı bir patent ya da şekil ile sunmanın yolunu araması bekleniyor.

Yeşim Tekstil, Geri Dönüşümlü Pamuklu Kumaştan Ürettiği “Yeşim Recycle” ile Organik Pamuktan Elde Edilen İplikle Ürettiği “Yeşim Organic” Markalı Ürünlerine Patent Aldı.

Firma doğayla uyumlu üretim yaparak doğaya dost markaları ile sektörde öncü olmayı hedefliyor.

Nike, Gap ve Zara gibi dünyaca ünlü markalara üretim yapan, Türkiye’nin geri dönüşümlü pamuklu kumaş üreten ilk firmalarından biri olan Yeşim Tekstil,’e-fabric’ adı altında ürettiği doğa dostu geri dönüşümlü ve organik kumaşlarına patent aldı. Firmanın geçtiğimiz yıl yaptığı başvuru olumlu sonuçlanarak “Yeşim Recycle” ve “Yeşim Organic” markaları, 2010 yılından itibaren Yeşim Tekstil adına resmi olarak tescillendi.

Yaklaşık 10 yıldır doğa dostu kumaşların üretimini hızlandıran firma geri dönüşümlü ve organik pamuktan, bambudan yapılan kumaşların yanı sıra geçtiğimiz aylarda deri görünümlü kumaşlar da üreterek yeşil bir dünya ve sürdürülebilir bir yaşam için doğaya dost ürünler portföyünü genişletmişti.

Yeşim Tekstil CEO’su Şenol Şankaya, üretimin her aşamasında doğayı korumaya özen gösterdiklerini vurgulayarak, doğaya dost çalışmaları dünyada yeni bir akım olan “Green Factory” kapsamında yaptıklarını söyledi.

Sürdürülebilir bir yaşam için organik ürünlerin yanı sıra, geri dönüşümlü ürünlere de ağırlık verdiklerini anlatan Şankaya, bu doğrultuda “Yeşim Recycle” ve “Yeşim Organik” markalarını oluşturduklarını anlattı.

Türkiye’nin dünya organik pamuk üretiminin yüzde 40′ını karşıladığına dikkat çeken Şankaya, dünyada her yıl yüzde 30-40 büyüyen organik pazarın organik üretimin gelecek 10 yılın trendi olacağının da bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Şenol Şankaya, Yeşim Tekstil’in 2000 yılından bu yana sürdürdüğü organik üretimini 3 yıl önce aldığı uluslararası organik üretim sertifikasıyla belgelendirdiğini hatırlatarak, ellerinden geldiğince, ürettikleri ürünlerin kendi yaşam döngüsünde çevreye zararlı etkisini azaltmak istediklerini vurguladı.

Şankaya, “Bunun için de kaynakları daha az tüketerek, ürünleri tekrar kullanarak, yeniden işleyip kullanışlı hale getirerek doğaya dost üretim için alternatif çalışmalar geliştirmeye çalışıyoruz.” dedi.

Samsun’da üretilen yöreye özel pekmez hem ısıtıyor hem de sağlığa çok yararlı dokunuyor.

Samsun’da üretilen yöreye özel pekmez hem ısıtıyor hem de sağlığa çok yararlı oluyor.
Samsun’un Vezirköprü ilçesindeki Kış günlerinde çokça aranan besinlerden olan pekmezi kadınlar değişik bir yolla üretiyorlar.Vezirköprü kaymakamının patent almak için çalışmalara başladığı pekmezin yapımı da çok özel

Uşak merkez İlçeye bağlı Kaşbelen Köyü muhtarı Hasan Acar, köyde üretilen ve bölgede “Mende ekmeği” olarak bilinen ekmeğin patentini almak istediklerini söyledi. Mende ekmeğinin patentini almak için başvuru yaptıklarını söyleyen muhtar Acar, ekmeğin yoğun rağbet gördüğünü söyledi.

Uşak’a 10 kilometre uzaklıkta olan ve belediye mücavir alanı içerisinde bulunan Kaşbelen Köyü’nde uzun yıllardan buyana üretilen mende ekmeği patentli hale gelecek. Köyün eski ismi “Mende” adı verilen ekmek Uşak ve çevresinde severek tüketiliyor. Semt pazarlarında dahi köylü kadınların tezgah açarak satış yaptığı ekmeğin kendine has bir üretim tekniği olduğunu ifade eden Muhtar Hasan Acar, patent için Türk Patent Enstitüsü’ne başvurduklarını söyledi. Köyde yaşayan ailelerin tamamına yakınının mende ekmeği tükettiğini ekmeğin özelliğinin kısa sürede bayatlamayıp 10-15 gün sonra tüketilebildiğini ifade eden Muhtar Acar, “Köyümüzün eski adlı Mende olduğu için ekmeğimiz de adını oradan aldı. Bu ekmek yüzyıllardan beri köyümüzde üretiliyor. Ekmeğin bu kadar rağbet görmesi üretimindeki doğallık ve kullanılan su ile maharetli ellerden kaynaklanıyor. Son zamanlarda değişik köylerden şehre getirilen ekmekler Mende ekmeği diye satılmaya çalışıyor. Taklitlerin önüne geçmek ve sağlıklı bir ortamda ekmeğimizi satmak için patente başvurduk. Patent aldıktan sonra Uşak’a sağlıklı ve lezzetli ekmek sunacağız. Patent işlemlerini tamamladıktan sonra köyde hijyenik koşullara ve yasalara uygun fırın kuracağız. Hem ekmeğimizi üreteceğiz hem de devlete vergimizi ödeyeceğiz. Uşak Fırıncılar Odası bu konuda bizi eleştiriyor. Köylülerin ekmek üretmesini engellememi istiyor. Biz ekmeğin üretimini engellemeyi değil patentli olarak üretmeyi hedefliyoruz. Köyümüzün yarısı belediye mücavir alan içerisinde yer alıyor. Patenti alıp fırını kurduğumuzda Uşak lezzetli ekmeği bizim sayemizde sürekli olarak yemeye başlayacak”dedi.

ALANYALI muz üreticilerinin, Alanya muzunu tescil ettirmek için yaptıkları başvuru Türk Patent Enstitüsü tarafından reddedildi.

Buna gerekçe olarak, 2002 yılında Anamurlu bir üreticinin Mersin’in Anamur ve Bozyazı ilçeleri ile Antalya’nın Alanya ve Gazipaşa ilçelerini de kapsayan bölgede yetişen muzu, ‘Anamur muzu’ olarak tescil ettirmesi gösterildi. Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney, dava açacaklarını belirterek, “Bunu mahkeme yolu ile halletme yoluna gideceğiz. Anamur muzu doğal ortamda yetişmiyor. Alanya ve Gazipaşa’da yetişen muzun birçoğu doğal ortamda yetişiyor. Alanya muzu da Anamur muzu da gerçekten sağlıklıdır ancak Alanya muzunun aromasının ve kokusunun farklı olduğunu düşünüyoruz” dedi. Alanya Kaymakamı Hulusi Doğan ise, ilçede üretilen muzun ‘Alanya muzu’ olarak tescil ettirilmesinin markalaşma ve tanıtım anlamında çok önemli olacağını söyledi.

Adapazarı’nda emekli memur Mükremin Akar, 7 aylık bir çalışmayla Türk Patent Enstitüsü’nden patentini de aldığı zincirsiz bisiklet yaptı.
Köy Hizmetleri Sakarya İl Müdürlüğü’nde çalışırken mekanik olarak kendisini geliştirdiğini söyleyen Akar “Bisiklet zincirsiz çalışır mı diye merak ediyordum. Bu merakla yola çıktım ve bu bisikleti geliştirdim” dedi.

Evinde çizimini yaptıktan sonra arkadaşlarının atölyesinde icat ettiği bisikletin 52 bin TL’ye mal olduğunu söyleyen Akar bisikletine, sponsoru olan Yılmaz Şahinalp’in adını verdiğini söyledi.

Akar sponsora ihtiyacı olduğunu belirterek, “Tamamen meraktan bu işe başladım ve kendimi geliştirdim. Pedal çevirdiği zaman mekanik sistem ürettiği gücü metro sistemi adını verdiğim parça yardımıyla tünel geçiş sistemiyle arka tekerleklere veriyor ve onları hareket ettiriyor. Bisikletin hızı da pedal olmadığı için zincirli bisikletlere göre 4 kat daha fazla” dedi.

Kaynak: Posta

Küresel ekonomik krizin en fazla etkilediği sektörlerden biri olan tekstil sektöründe ayakta kalan küçük işletmelerin ilginç hikayeleri bulunuyor. Denizlili tekstilci Hasan Arpacık da krizde geliştirdiği ‘Uykumatık’ adını verdiği ürününü bugün ihraç etmeye başladı. Uykuda üzerini açtıkları için soğuk alarak hastalanan çocuklara yönelik geliştirilen fermuarlı yorgan uykumatitiği yorgan fiyatına sattıklarını ifade eden Arpacık, “Özellikle dar gelirli ailelerden büyük talep görüyoruz. Yurtlar, yatılı bölge okulları, Kızılay gibi kurumlarla anlaşmak için girişimlerde bulunacağız.” diyor.

İşleri durma noktasına gelen Denizlili tekstilci Hasan Arpacık krizde nasıl ayakta kalacağını kara kara düşünürken imdadına eşinin buluşu yetişti. Soğuk kış günlerinde sürekli üzerini açarak hasta olan çocuğunu doktor doktor gezdiren anne Mürşide Arpacık’ın ‘Uykumatik’ buluşu eşini patron yaptı. Anne’nin “Ne yapsak da çocuğu hasta olmaktan kurtarsak” telaşı sonucu keşfedilen Uykumatik Rusya’dan Bulgaristan’a, Almanya’dan Fransa’ya kadar çok sayıda ülkeye ihraç ediliyor.

“Çocuklarım ne yaptıysak sürekli hasta oluyordu. Doktorlar üşütmüş deyip antibiyotik veriyordu. İlaç kullanmaktan çocukların psikolojisi bozuldu” diyen Hasan Arpacık, ” Üzerini örtüyoruz 5-10 dakika sonra gene açıyor. Kombiyi sonuna kadar açıp her gece nöbetleşe uyanıp çocuğun üstünü örtüyorduk. Eşim bir gün yorganı yatağa dikmeyi önerdi. Oturduk elimize iğne iplik aldık, diktik. Eşimin icadıyla üşütme sorununu çözdük. Kendi ihtiyacımızdan dolayı bu ürünü geliştirdik. Çocuğumuzu nasıl olur da hasta etmeyiz diye arayış içindeyken bu ürünü bulduk. Uykumatik’ten sonra çocuklarım koca bir kışı hiç hasta olmadan geçirdi” şeklinde konuşuyor.

Bir yıl boyunca ürünü geliştirmeye zaman harcayan Arpacık ailesi komşular ve akrabalarına tek tük uykumatik dikip satmış. Her görenin kendisine de ürün dikmelerini istediğini anlatan Arpacık, şöyle konuşuyor: “Uykumatik Denizli yöresinde fısıltı gazetesiyle yayıldı. Farklı illerden de talepler almaya başladık. Baktık ki ilgi büyük patentini aldık. Tekstil krizde zora girince bez üretimini bırakarak bu işe yoğunlaştık. Daha sonra bazı toptancılara ürün vermeye başladık. İlk başlarda ürünü almakta tereddüt eden veya şaşıranlar oldu. Bu iş tutmaz, git havlu ya da bez üret diyen çok kişi oldu. Ama kısa sürede ünümüz her tarafa yayıldı. Siparişlere yetişemez hale geldik. Kısa sürede 15 bin sipariş aldık.”

Türkiye’nin hemen her iline mal satmaya başladıklarını anlatan Arpacık, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde çalışmalar başlattıklarını söylüyor. Ürünün gördüğü ilgi sonrası bayilik ve ortaklık teklifleri aldıklarını anlatan Arpacık, 2010 yılında Erzurum’da Doğu Anadolu bölge müdürlüğü kurmak istediklerini anlatıyor. Soğuk bölgelerin dışında Antalya, Aydın, Muğla ve Adana gibi sıcak illerden de büyük talep aldıklarını kaydeden Arpacık, “Bu illerde kış çok kısa ve hafif geçtiği için soba yakılmıyor. Fakat gecenin ilerleyen saatlerinde serin hava çocukları hasta ediyor. Uykumatik kullanıp hiç soba yakmayanlar oluyor. Uykumatiği yorgan parasına satıyoruz. Özellikle dar gelirli ailelerden büyük talep görüyoruz. Yurtlar, yatılı bölge okulları, Kızılay gibi kurumlarla anlaşmak için girişimlerde bulunacağız.” diyor.

DOĞALGAZDAN YÜZDE 50 TASARRUF SAĞLIYOR

Uykumatik kullanılan evde 13-14 derece sıcaklığın yeterli olduğunu anlatan Arpacık, “Bu ürün sayesinde doğalgazdan yüzde 50 tasarruf sağladık. Bir ayda ortalama kombiye 180-200 lira fatura öderken 60-80 lira ile kış aylarını geçirdik. Günde 4-5 kere çocuğun üstü açılmış mı diye uyanırken artık gönül rahatlığıyla uyuyabiliyoruz.” ifadelerini kullanıyor.

YATAKTAN DÜŞMEYE SON

Denizli’deki hastanelere ürünü test etmeleri için verdiklerini anlatan Arpacık, hastaneden “Çocukların uykuları sırasında üstlerinin açılmadığı ve buna bağlı olarak oluşan hastalıklara engel olduğu, yataktan düşme sonucu oluşan yaralanma ve sakatlanma risklerine karşı koruyucu özelliği tespit edilerek çocuk sağlığı ve gelişimi açısından tavsiye edilmektedir” şeklinde rapor verdiklerini anlatıyor.

(CİHAN)

“Rakı”nın coğrafi işaret olarak tescillenmesi için Geleneksel Alkollü İçki Üreticileri Derneği’nin (GİSDER) Türk Patent Enstitüsü’ne (TPE) yaptığı başvuru sonuçlandı. Üretim alanı Türkiye Cumhuriyeti olarak belirtilen rakı, “menşe adı” olarak tescillendi.

Rakı, TPE’nin tescil metninde, “karakteristik özelliğini Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan doğal unsurlardan, özellikle Türkiye’de yetişen üzüm, anason ve Türkiye’de uygulanan geleneksel üretim yöntemlerinden alan üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tamamıyla Türkiye sınırları içinde yapıldığı kendine has, renksiz bir distile (damıtılmak rafine edilmek) alkollü içki” olarak tanımlanıyor.

Rakının tadım sırasında ilk algılamada ön burunda oldukça güçlü bir anason kokusu, damakta yoğun ve dengeli anason-alkol tadının yanı sıra üzümden gelen aroma, arka damakta ise kaygan bir iz bıraktığı ifade edilerek, rakıdaki alkolün yakıcı tadının, anason aromasının şeker ve demineralize suyun etkisiyle uzaklaştırılarak dengelendiği, üzüm alkolü aromasının dengeli bir şeker oranıyla sunumunun rakıya “geleneksel bir tat” kazandırdığı vurgulanıyor.

Rakının ayırt edici özelliği olarak ise yalnızca suma (üzüm ve incir mayeşesinin damıtılmasıyla elde edilen bir içki alkolü) veya tarım kökenli etil alkolle karıştırılmış sumanın, 5 bin litre veya daha küçük hacimli geleneksel bakır imbiklerde, anason tohumuyla ikinci kez distile edilmesiyle sadece Türkiye’de üretilen, alkol miktarı hacmen en az yüzde 40 olan distile alkollü bir içki olması gösteriliyor.

Tescil metninde “İkinci distilasyondan alınan toplam alkolün en az yüzde 65′inin suma olarak kullanılması geleneksel bir uygulamadır. Rakı üretiminde ikinci kez distilasyona alınan toplam alkolün en fazla yüzde 35′i tarım kökenli etil alkol olmalıdır. Rakı dışındaki herhangi bir distile alkollü içki üretiminde, tamamen veya en az yüzde 65 oranında suma kullanılmamaktadır” deniliyor.

Rakının ülke topraklarında yaşayan çeşitli uygarlıkların kültürel mirasının bir sentezi olduğu ve özgün karakterini Türkiye’de yetişen üzüm ve anasondan aldığı vurgulanıyor.

“Nadir ticari değerlerden…”

Rakının, ana hammaddesinin kuru üzüm, yaş üzüm veya her iki üzümün birlikte kullanılmasıyla üretilen ve baskın aromasını anason tohumundan distilasyon esnasında alan geleneksel bir içki olduğu ifade edilen tescil metninde şöyle deniliyor:

“İç tüketime sunulan distile alkollü içkinin yaklaşık yüzde 85′i, ihraç edilen distile alkollü içkinin ise yüzde 95′i rakıdır. Ülkemizdeki toplam distile alkollü içki tüketiminin yaklaşık yüzde 85′ini karşılayan rakı, gerek üzüm ve anason girdileri nedeniyle ülkenin tarım ekonomisindeki rolü, gerekse ülkemizin dünya pazarına özgün ve geleneksel ürün olarak sunabildiği nadir ticari değerlerden biridir.

Rakıda, ikinci kez distilasyona alınan toplam alkolün en az yüzde 65′inin suma olarak kullanılması geleneksel bir uygulamadır. Suma üretiminde sadece Türkiye’de yetiştirilen üzüm çeşitleri kullanılır. Alkollü içkiler içinde rakının en belirgin özelliği, içerdiği anason tohumundan gelen anason eteri yağıdır. Rakının diğer anasonlu distile alkollü içkilerden ayırt edici özelliği, üretiminde Türkiye’de yetiştirilen anason bitkisi tohumunun kullanılmasıdır.”

Rakının hazırlanmasında rafine beyaz şeker kullanıldığı, şeker miktarının da ürün litresinde en fazla 10 gram olması gerektiğini belirtiyor.

Rakının diğer bir ayırt edici özelliği ise üretiminde renklendirici kullanılmamasının mevzuatla belirlenmiş olması. TPE, rakının süreç içinde çıkarılan mevzuatla, gelenekselliği korunarak kaliteli, güvenli ve tekniğine uygun olarak üretilmesinin Osmanlı döneminden beri devletin kontrolü altında sürdürüldüğünü ifade ediyor.

Denetleme

Rakının denetimi, 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında GİSDER’in koordinasyonuyla kurulacak komisyon tarafından yılda 1 kez yapılacak.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri ve rakı konusunda çalışmalar yapan Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü ile Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı öğretim görevlilerinden oluşan denetim komisyonu, üretimde kullanılan hammaddelerden başlayarak uygulanan üretim teknolojisi ve son ürünün özellikleri açısından denetim yapacak.

Denetim sırasında alınan rakı numuneleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın TÜRKAK tarafından akredite edilen İl Kontrol Laboratuvar Müdürlükleri’nde analiz ettirilerek değerlendirilecek. “Rakı” coğrafi işaretini kullanmak isteyenler başvurularını GİSDER’e yapacaklar.

6 aylık itiraz süresi

TPE, GİSDER’in rakının tescil edilmesine ilişkin başvurusunu, Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme Genel Müdürlüğü’ne gönderdi. İlanın Resmi Gazete’de yayımlanmasını takip eden 6 ay içinde ilgili herkes tescil talebine itiraz edebilecek. Bu süre içinde herhangi bir itirazın gelmemesi durumunda tescil kesinleşmiş olacak.

COĞRAFİ İŞARET NEDİR?

Belirli bir bölgeden kaynaklanan bir ürünün, sadece o bölgede bulunabilecek karakteristik özellikler taşıdığını ifade eden ad ve işaretlere “coğrafi işaret” deniliyor.

Coğrafi işaretler “menşe adı” ve “mahreç işareti” olmak üzere ikiye ayrılıyor. Belirli bir bölgeden kaynaklanan ve bu bölgeye ait karakteristik özellikler taşıyan ürünün, söz konusu karakteristik özellikleri veren tüm aşamaları o bölgede gerçekleşmek zorundaysa bu durumda bulunan coğrafi işaretlere “menşe adı” deniyor. Menşe adına örnek olarak “Antep Fıstığı” verilebilir.

Ürüne karakteristik özellikler veren aşamalardan en az biri söz konusu bölgede gerçekleşmek kaydıyla, başka yerlerde üretim yapıldığında da aynı karakteristik özellikler elde edilebiliyorsa, bu durumdaki coğrafi işaretlere de “mahreç işareti” deniliyor. Mahreç işaretine örnek olarak da “Antep Baklavası” gösterilebilir.

Amerikalı bilim adamlarının, yüksek miktarda protein ihtiva eden pamuğu besin maddesine dönüştürmeyi başardığı bildirildi.

Alman “Die Welt” gazetesinin internet sayfasında çıkan haberde, bilim adamlarının, pamuğun çekirdeğindeki “gossypol” adı verilen zehirli maddeyi ayrıştırmayı başardığı belirtilerek, bunun açlığa karşı mücadelede çok önemli bir adım teşkil ettiği, dünyadaki pamuk tarlalarının 500 milyon insanı besleyebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade edildi.

Bu önemli başarıyı sağlayan Texas A&M Üniversitesi araştırmacılarından Keerti Rathore, dünyada çok sayıda fakir insanın yeterli protein alamadığına dikkati çekerek, bu eksiğin giderilebilmesi için pamuk gibi bir kaynaktan istifade edilmesinin iyi olacağını söyledi.

Araştırmacıların 1950′li yıllarda, bir geni ortadan kaldırarak “gossypol”suz pamuk üretmeyi başardığı, ancak bunun pamuğu böceklere ve hastalıklara karşı savunmasız hale getirdiği, Rathore’nin ise yeni bir yöntemle bu zehri sadece pamuğun çekirdeğinde yok etmeyi başardığı, böylece pamuk bitkisinin dış etkenlere karşı savunmasız kalmadığı kaydedildi.

Pamuktan gelecek 10 yıl içinde proteinli çikolata, ekmek, kek ve diğer bazı besin maddelerinin üretilebileceği kaydedilen haberde, Rathore’nin yeni buluşunun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına uygun olduğu, ancak bunun ticari kullanımından önce çok sayıda resmi onayın alınması gerektiği bildirildi.

Pamuk çekirdeğini sadece sığırların yiyebildiği, sindirim sistemlerinin “gossypol”u zararsız hale getirebildiği belirtilen haberde, ancak bu zehrin diğer hayvanlarda ve insanlarda kalp ve karaciğer rahatsızlıklarına neden olduğu, pamuk çekirdeğiyle beslenen tavukların 1 hafta içinde öldüğü ifade edildi.

En Değerli 100 Marka Uluslararası marka danışmanlığı şirketi Interbrand, 2009 yılının en değerli 100 markasını sıraladı. Geçmiş yılların şampiyon markaları yine bu yıl da ilk 100′e girmeyi başardı.

Listenin ilk sırasında CEO’luğunu Muhtar Kent’in yaptığı ABD’li içecek devi Coca-Cola yer aldı. İkinci sırada bilgisayar teknolojileri şirketi IBM, üçüncü sırada yazılım şirketi Microsoft yer alıyor. Listenin ilk 10 sırasında General Electric (4), McDonald’s (6) ve Google da (7) bulunuyor. 2009′un en değerli markaları listesinin tamamı şöyle:
1. Coca-Cola
2. IBM
3. Microsoft
4. GE
5. Nokia
6. McDonald’s
7. Google
8. Toyota
9. Intel
10. Disney
11. Hewlett-Packard
12. Mercedes-Benz
13. Gillette
14. Cisco
15. BMW
16. Louis Vuitton
17. Marlboro
18. Honda
19. Samsung
20. Apple
21. H&M
22. American Express
23. Pepsi
24. Oracle
25. Nescafe
26. Nike
27. sap
28. Ikea
29. Sony
30. Budweiser
31. UPS
32. HSBC
33. Canon
34. Kellogg’s
35. Dell
36. Citi
37. JP Morgan
38. Goldman Sachs
39. Nintendo
40. Thomson Reuters
41. Gucci
42. Philips
43. Amazon.com
44. L’Oreal
45. Accenture
46. eBay
47. Siemens
48. Heinz
49. Ford
50. Zara
51. Wrigley
52. Colgate
53. AXA
54. MTV
55. Volkswagen
56. Xerox
57. morgan stanley
58. Nestle
59. Chanel
60. Danone
61. KFC
62. adidas
63. BlackBerry
64. Yahoo!
65. Audi
66. Caterpillar
67. Avon
68. Rolex
69. Hyundai
70. Hermes
71. Kleenex
72. UBS
73. Harley-Davidson
74. Porsche
75. Panasonic
76. Tiffany & Co
77. Cartier
78. Gap
79. Pizza Hut
80. Johnson & Johnson
81. Allianz
82. Moet & Chandon
83. BP
84. Smirnoff
85. Duracell
86. Nivea
87. Prada
88. Ferrari
89. Armani
90. Starbucks
91. Lancome
92. Shell
93. Burger King
94. Visa
95. Adobe
96. Lexus
97. Puma
98. Burberry
99. Polo Ralph Lauren
100. Campbell’s
Kaynak: www.haber50.com
« Previous Entries Next Entries »

Parse error: syntax error, unexpected '}' in /home/markvcom/public_html/wp-content/themes/textback/footer.php on line 7