Samsung ve Sharp’ın Patent Davası

Aralık 7, 2009

Dünyaca Ünlü Teknoloji Firması Samsung, Lcd Patentleri ile İlgili Bir Anlaşmazlıkta Bir Diğer Teknoloji Devi Sharp’ı Mahkemeye Verdi.

Sharp’ın başı bu aralar mahkemelerle dertte. Zira firma, bu sefer Samsung tarafından, LCD panel patentleri konusunda ihlal yaptığı gerekçesiyle mahkemeye verildi. iki dev firmayı karşı karşıya getiren LCD teknolojisi, daha önce yine benzer bir konudan mahkemeye gitmişti. O zamanlarda Sharp davacı, Samsung davalıydı. Şimdi ise bu iki firma rolleri değişti.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Delaware eyaletinde açılan davada, Sharp’ın patent ihlali yaptığını iddia eden Samsung, bu davayı kazanacaklarından emin olduklarını belirtti. Bu dava ile birlikte, Sharp ile Samsung arasındaki rekabet kısa süre sonra yeniden mahkeme salonlarına taşınmış oldu.

Denizlili Tekstilci Kriz Buluşu ‘Uykumatik’le İhracatçı Oldu

Aralık 6, 2009

Küresel ekonomik krizin en fazla etkilediği sektörlerden biri olan tekstil sektöründe ayakta kalan küçük işletmelerin ilginç hikayeleri bulunuyor. Denizlili tekstilci Hasan Arpacık da krizde geliştirdiği ‘Uykumatık’ adını verdiği ürününü bugün ihraç etmeye başladı. Uykuda üzerini açtıkları için soğuk alarak hastalanan çocuklara yönelik geliştirilen fermuarlı yorgan uykumatitiği yorgan fiyatına sattıklarını ifade eden Arpacık, “Özellikle dar gelirli ailelerden büyük talep görüyoruz. Yurtlar, yatılı bölge okulları, Kızılay gibi kurumlarla anlaşmak için girişimlerde bulunacağız.” diyor.

İşleri durma noktasına gelen Denizlili tekstilci Hasan Arpacık krizde nasıl ayakta kalacağını kara kara düşünürken imdadına eşinin buluşu yetişti. Soğuk kış günlerinde sürekli üzerini açarak hasta olan çocuğunu doktor doktor gezdiren anne Mürşide Arpacık’ın ‘Uykumatik’ buluşu eşini patron yaptı. Anne’nin “Ne yapsak da çocuğu hasta olmaktan kurtarsak” telaşı sonucu keşfedilen Uykumatik Rusya’dan Bulgaristan’a, Almanya’dan Fransa’ya kadar çok sayıda ülkeye ihraç ediliyor.

“Çocuklarım ne yaptıysak sürekli hasta oluyordu. Doktorlar üşütmüş deyip antibiyotik veriyordu. İlaç kullanmaktan çocukların psikolojisi bozuldu” diyen Hasan Arpacık, ” Üzerini örtüyoruz 5-10 dakika sonra gene açıyor. Kombiyi sonuna kadar açıp her gece nöbetleşe uyanıp çocuğun üstünü örtüyorduk. Eşim bir gün yorganı yatağa dikmeyi önerdi. Oturduk elimize iğne iplik aldık, diktik. Eşimin icadıyla üşütme sorununu çözdük. Kendi ihtiyacımızdan dolayı bu ürünü geliştirdik. Çocuğumuzu nasıl olur da hasta etmeyiz diye arayış içindeyken bu ürünü bulduk. Uykumatik’ten sonra çocuklarım koca bir kışı hiç hasta olmadan geçirdi” şeklinde konuşuyor.

Bir yıl boyunca ürünü geliştirmeye zaman harcayan Arpacık ailesi komşular ve akrabalarına tek tük uykumatik dikip satmış. Her görenin kendisine de ürün dikmelerini istediğini anlatan Arpacık, şöyle konuşuyor: “Uykumatik Denizli yöresinde fısıltı gazetesiyle yayıldı. Farklı illerden de talepler almaya başladık. Baktık ki ilgi büyük patentini aldık. Tekstil krizde zora girince bez üretimini bırakarak bu işe yoğunlaştık. Daha sonra bazı toptancılara ürün vermeye başladık. İlk başlarda ürünü almakta tereddüt eden veya şaşıranlar oldu. Bu iş tutmaz, git havlu ya da bez üret diyen çok kişi oldu. Ama kısa sürede ünümüz her tarafa yayıldı. Siparişlere yetişemez hale geldik. Kısa sürede 15 bin sipariş aldık.”

Türkiye’nin hemen her iline mal satmaya başladıklarını anlatan Arpacık, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde çalışmalar başlattıklarını söylüyor. Ürünün gördüğü ilgi sonrası bayilik ve ortaklık teklifleri aldıklarını anlatan Arpacık, 2010 yılında Erzurum’da Doğu Anadolu bölge müdürlüğü kurmak istediklerini anlatıyor. Soğuk bölgelerin dışında Antalya, Aydın, Muğla ve Adana gibi sıcak illerden de büyük talep aldıklarını kaydeden Arpacık, “Bu illerde kış çok kısa ve hafif geçtiği için soba yakılmıyor. Fakat gecenin ilerleyen saatlerinde serin hava çocukları hasta ediyor. Uykumatik kullanıp hiç soba yakmayanlar oluyor. Uykumatiği yorgan parasına satıyoruz. Özellikle dar gelirli ailelerden büyük talep görüyoruz. Yurtlar, yatılı bölge okulları, Kızılay gibi kurumlarla anlaşmak için girişimlerde bulunacağız.” diyor.

DOĞALGAZDAN YÜZDE 50 TASARRUF SAĞLIYOR

Uykumatik kullanılan evde 13-14 derece sıcaklığın yeterli olduğunu anlatan Arpacık, “Bu ürün sayesinde doğalgazdan yüzde 50 tasarruf sağladık. Bir ayda ortalama kombiye 180-200 lira fatura öderken 60-80 lira ile kış aylarını geçirdik. Günde 4-5 kere çocuğun üstü açılmış mı diye uyanırken artık gönül rahatlığıyla uyuyabiliyoruz.” ifadelerini kullanıyor.

YATAKTAN DÜŞMEYE SON

Denizli’deki hastanelere ürünü test etmeleri için verdiklerini anlatan Arpacık, hastaneden “Çocukların uykuları sırasında üstlerinin açılmadığı ve buna bağlı olarak oluşan hastalıklara engel olduğu, yataktan düşme sonucu oluşan yaralanma ve sakatlanma risklerine karşı koruyucu özelliği tespit edilerek çocuk sağlığı ve gelişimi açısından tavsiye edilmektedir” şeklinde rapor verdiklerini anlatıyor.

(CİHAN)

Rakı resmen “milli içki” oldu

Aralık 3, 2009

“Rakı”nın coğrafi işaret olarak tescillenmesi için Geleneksel Alkollü İçki Üreticileri Derneği’nin (GİSDER) Türk Patent Enstitüsü’ne (TPE) yaptığı başvuru sonuçlandı. Üretim alanı Türkiye Cumhuriyeti olarak belirtilen rakı, “menşe adı” olarak tescillendi.

Rakı, TPE’nin tescil metninde, “karakteristik özelliğini Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan doğal unsurlardan, özellikle Türkiye’de yetişen üzüm, anason ve Türkiye’de uygulanan geleneksel üretim yöntemlerinden alan üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tamamıyla Türkiye sınırları içinde yapıldığı kendine has, renksiz bir distile (damıtılmak rafine edilmek) alkollü içki” olarak tanımlanıyor.

Rakının tadım sırasında ilk algılamada ön burunda oldukça güçlü bir anason kokusu, damakta yoğun ve dengeli anason-alkol tadının yanı sıra üzümden gelen aroma, arka damakta ise kaygan bir iz bıraktığı ifade edilerek, rakıdaki alkolün yakıcı tadının, anason aromasının şeker ve demineralize suyun etkisiyle uzaklaştırılarak dengelendiği, üzüm alkolü aromasının dengeli bir şeker oranıyla sunumunun rakıya “geleneksel bir tat” kazandırdığı vurgulanıyor.

Rakının ayırt edici özelliği olarak ise yalnızca suma (üzüm ve incir mayeşesinin damıtılmasıyla elde edilen bir içki alkolü) veya tarım kökenli etil alkolle karıştırılmış sumanın, 5 bin litre veya daha küçük hacimli geleneksel bakır imbiklerde, anason tohumuyla ikinci kez distile edilmesiyle sadece Türkiye’de üretilen, alkol miktarı hacmen en az yüzde 40 olan distile alkollü bir içki olması gösteriliyor.

Tescil metninde “İkinci distilasyondan alınan toplam alkolün en az yüzde 65′inin suma olarak kullanılması geleneksel bir uygulamadır. Rakı üretiminde ikinci kez distilasyona alınan toplam alkolün en fazla yüzde 35′i tarım kökenli etil alkol olmalıdır. Rakı dışındaki herhangi bir distile alkollü içki üretiminde, tamamen veya en az yüzde 65 oranında suma kullanılmamaktadır” deniliyor.

Rakının ülke topraklarında yaşayan çeşitli uygarlıkların kültürel mirasının bir sentezi olduğu ve özgün karakterini Türkiye’de yetişen üzüm ve anasondan aldığı vurgulanıyor.

“Nadir ticari değerlerden…”

Rakının, ana hammaddesinin kuru üzüm, yaş üzüm veya her iki üzümün birlikte kullanılmasıyla üretilen ve baskın aromasını anason tohumundan distilasyon esnasında alan geleneksel bir içki olduğu ifade edilen tescil metninde şöyle deniliyor:

“İç tüketime sunulan distile alkollü içkinin yaklaşık yüzde 85′i, ihraç edilen distile alkollü içkinin ise yüzde 95′i rakıdır. Ülkemizdeki toplam distile alkollü içki tüketiminin yaklaşık yüzde 85′ini karşılayan rakı, gerek üzüm ve anason girdileri nedeniyle ülkenin tarım ekonomisindeki rolü, gerekse ülkemizin dünya pazarına özgün ve geleneksel ürün olarak sunabildiği nadir ticari değerlerden biridir.

Rakıda, ikinci kez distilasyona alınan toplam alkolün en az yüzde 65′inin suma olarak kullanılması geleneksel bir uygulamadır. Suma üretiminde sadece Türkiye’de yetiştirilen üzüm çeşitleri kullanılır. Alkollü içkiler içinde rakının en belirgin özelliği, içerdiği anason tohumundan gelen anason eteri yağıdır. Rakının diğer anasonlu distile alkollü içkilerden ayırt edici özelliği, üretiminde Türkiye’de yetiştirilen anason bitkisi tohumunun kullanılmasıdır.”

Rakının hazırlanmasında rafine beyaz şeker kullanıldığı, şeker miktarının da ürün litresinde en fazla 10 gram olması gerektiğini belirtiyor.

Rakının diğer bir ayırt edici özelliği ise üretiminde renklendirici kullanılmamasının mevzuatla belirlenmiş olması. TPE, rakının süreç içinde çıkarılan mevzuatla, gelenekselliği korunarak kaliteli, güvenli ve tekniğine uygun olarak üretilmesinin Osmanlı döneminden beri devletin kontrolü altında sürdürüldüğünü ifade ediyor.

Denetleme

Rakının denetimi, 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında GİSDER’in koordinasyonuyla kurulacak komisyon tarafından yılda 1 kez yapılacak.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri ve rakı konusunda çalışmalar yapan Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü ile Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı öğretim görevlilerinden oluşan denetim komisyonu, üretimde kullanılan hammaddelerden başlayarak uygulanan üretim teknolojisi ve son ürünün özellikleri açısından denetim yapacak.

Denetim sırasında alınan rakı numuneleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın TÜRKAK tarafından akredite edilen İl Kontrol Laboratuvar Müdürlükleri’nde analiz ettirilerek değerlendirilecek. “Rakı” coğrafi işaretini kullanmak isteyenler başvurularını GİSDER’e yapacaklar.

6 aylık itiraz süresi

TPE, GİSDER’in rakının tescil edilmesine ilişkin başvurusunu, Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme Genel Müdürlüğü’ne gönderdi. İlanın Resmi Gazete’de yayımlanmasını takip eden 6 ay içinde ilgili herkes tescil talebine itiraz edebilecek. Bu süre içinde herhangi bir itirazın gelmemesi durumunda tescil kesinleşmiş olacak.

COĞRAFİ İŞARET NEDİR?

Belirli bir bölgeden kaynaklanan bir ürünün, sadece o bölgede bulunabilecek karakteristik özellikler taşıdığını ifade eden ad ve işaretlere “coğrafi işaret” deniliyor.

Coğrafi işaretler “menşe adı” ve “mahreç işareti” olmak üzere ikiye ayrılıyor. Belirli bir bölgeden kaynaklanan ve bu bölgeye ait karakteristik özellikler taşıyan ürünün, söz konusu karakteristik özellikleri veren tüm aşamaları o bölgede gerçekleşmek zorundaysa bu durumda bulunan coğrafi işaretlere “menşe adı” deniyor. Menşe adına örnek olarak “Antep Fıstığı” verilebilir.

Ürüne karakteristik özellikler veren aşamalardan en az biri söz konusu bölgede gerçekleşmek kaydıyla, başka yerlerde üretim yapıldığında da aynı karakteristik özellikler elde edilebiliyorsa, bu durumdaki coğrafi işaretlere de “mahreç işareti” deniliyor. Mahreç işaretine örnek olarak da “Antep Baklavası” gösterilebilir.

Müthiş buluş: Yenilebilen pamuk

Aralık 3, 2009

Amerikalı bilim adamlarının, yüksek miktarda protein ihtiva eden pamuğu besin maddesine dönüştürmeyi başardığı bildirildi.

Alman “Die Welt” gazetesinin internet sayfasında çıkan haberde, bilim adamlarının, pamuğun çekirdeğindeki “gossypol” adı verilen zehirli maddeyi ayrıştırmayı başardığı belirtilerek, bunun açlığa karşı mücadelede çok önemli bir adım teşkil ettiği, dünyadaki pamuk tarlalarının 500 milyon insanı besleyebilecek kapasiteye sahip olduğu ifade edildi.

Bu önemli başarıyı sağlayan Texas A&M Üniversitesi araştırmacılarından Keerti Rathore, dünyada çok sayıda fakir insanın yeterli protein alamadığına dikkati çekerek, bu eksiğin giderilebilmesi için pamuk gibi bir kaynaktan istifade edilmesinin iyi olacağını söyledi.

Araştırmacıların 1950′li yıllarda, bir geni ortadan kaldırarak “gossypol”suz pamuk üretmeyi başardığı, ancak bunun pamuğu böceklere ve hastalıklara karşı savunmasız hale getirdiği, Rathore’nin ise yeni bir yöntemle bu zehri sadece pamuğun çekirdeğinde yok etmeyi başardığı, böylece pamuk bitkisinin dış etkenlere karşı savunmasız kalmadığı kaydedildi.

Pamuktan gelecek 10 yıl içinde proteinli çikolata, ekmek, kek ve diğer bazı besin maddelerinin üretilebileceği kaydedilen haberde, Rathore’nin yeni buluşunun Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına uygun olduğu, ancak bunun ticari kullanımından önce çok sayıda resmi onayın alınması gerektiği bildirildi.

Pamuk çekirdeğini sadece sığırların yiyebildiği, sindirim sistemlerinin “gossypol”u zararsız hale getirebildiği belirtilen haberde, ancak bu zehrin diğer hayvanlarda ve insanlarda kalp ve karaciğer rahatsızlıklarına neden olduğu, pamuk çekirdeğiyle beslenen tavukların 1 hafta içinde öldüğü ifade edildi.