Markanıza İsim Verirken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Kasım 30, 2008

* Müşteriler ürününüzü satın aldığında aynı zamanda sizinle bir ilişki satın alır. Adınız, ambalajınız ve fiyatınızla, işinizi ve mükemmelliğinizi dokunulur kılın.

* Gerçekten büyük bir adınız olmasını garantileyin. Doğru bir adınız olmalı. Bir tarif değil.

* Sembolünüz ya da logonuz ayırt edici ve anında hatırlanır olmalı.

* Markanızın sınırları vardır. Eğer bulunduğunuz alanda yeterince iyi biliniyorsanız, başka bir alana sıçramayın.

* Sıra dışı, kafa karıştırıcı ve biraz tuhaf bir ad bulun.

* Sıra dışı bir ad bulmak için, başlangıçtaki bütün seçenekleri önü­nüze koyun ve eleme yapın.

* Adınızı sınayın. Farklı birikimlere sahip 12 zeki ve yetenekli insana listenizdeki adlar hakkında ne düşündüklerini sorun.

* Anonim bir kelime kullanmayın.

* Coğrafi bir isim seçmeniz faydalı olabilir.

* Yahoo! Son derece akılda kalıcı bir addır. Bunun gibi bir şey bulmaya çalışın.

İsim Yaratma Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler
* Telaffuzu kolay ve müzikal mi?

* Kodlamanız istenmeden anlaşılabiliyor mu?

* Kısa mı?

* Olumsuz mu?

* İlginç mi? Bir hikayesi var mı?

* Duygusal mı?

* Az sayıda insan bu addan hoşlanmıyor mu?

* Birden fazla anlam taşıyor mu?

Kaynak: Bu yazı, Kolay İletişim tarafından, KobiFinans için hazırlanmıştır.

COKEY ID NUMARASI

Kasım 28, 2008

Sanayi Bakanlığı Cokey ID Numaralarınızı sizin için Büromark Sınai Danışmanlık olarak alıyoruz.

Gereklli Evraklar:

1. İmza Sirküleri

2. Vergi Levhası

3. Ticaret Sicil Gazetesi

4. İletişim Bilgileriniz

Başvurunuz en geç 48 saat içersinde onaylanmaktadır.

Büromark Sınai Danışmanlık LTD. ŞTİ.

İletişim: 0212 211 78 88 pbx

Ufuk Terzi

Kalite Departmanı

Dahili 125

MARKA KENT BURSA’YI TÜRKİYE TANIYACAK

Kasım 26, 2008

Uluslararası Patent Birliği Konsey Başkanı Coşkun İrfan, son dönemdeki vizyon projelerle atılım sağlayan Bursa’nın katma değer üreten bir kent olduğunun tüm ülkede fark edilmesi için üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını belirtti.

Uluslararası Patent Birliği Konsey Başkanı Coşkun İrfan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin’i ziyaret etti. İrfan, Türkiye’deki ‘fikri ve sınai mülkiyet hakları’ konusunda ülkemizin gerçek anlamda kalkınmış ülkeleri yakalayabilmesi için gereken güç birliğini sağlamak amacıyla kurulan birliğin Büyükşehir Belediyesi’nin kente vizyon katan projeleri desteklediğini söyledi. Birlik Başkanı İrfan, Bursa’yı ‘marka kent’ seviyesine taşımak için çalışmalarını tüm hızıyla sürdüren Büyükşehir Belediyesi’nin kentin çehresini değiştirdiğini ifade etti. Yatırımlarla Bursa’da konforlu yaşam şartları oluşturan Başkan Şahin’e teşekkür eden İrfan, birliğin hedeflerini anlattı. Bursa’nın tarihinden çevresel şartlarına, turizminden ulaşımına uzanan zenginliklerinin tanıtılması gerektiğinin altını çizen İrfan, Bursa’nın marka bir kent olduğunu tüm Türkiye’ye göstermek amacıyla bir ‘Buluş’ fuarı düzenlemek istediklerini açıkladı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin de Bursa için çalışmaktan asla vazgeçmeyeceklerini ifade etti. Şahin, kente yapılan yatırımların değerini fark eden Uluslararası Patent Birliği’nin çalışmalarına destek vereceğini dile getirdi. (CİHAN)

DOĞALGAZ YERİNE ELEKTİRİKLİ KOMBİ ÜRETTİLER

Kasım 26, 2008

Eskişehir Yunus Emre Endüstri Meslek Lisesi öğretmen ve öğrencileri elektrikli kombi geliştirdi. Altı ay süren bir çalışma sonucu üretilen elektrikli kombi, doğalgazla çalışan kombilere göre yüzde 20 tasarruf sağlıyor. 9 bin watt’lık güce sahip ve 3 ayrı ısıtıcıyla çalışan kombi, yüzde 97 verimlilik sağlayan kombide enerji ve ısı kaybı olmuyor. Doğalgazın kullanım süresinde bir kısmı çiğ olarak bacadan dışarı atılırken, elektrikli kombide ise bu tarz bir kayıp yok ve suyu direkt ısıtıyor. Doğalgazlı ürünlere alternatif olabilecek elektrikli kombide sistem seri olarak bağlı ve su hareket halinde iken çok kısa sürede ısınıyor. Gazdan zehirleme olasılığını da ortadan kaldıran kombi, lisenin atölyesinde kullanılmaya başlandı. Patent için başvuru hazırlığı yapan okul yönetimi, talep olması halinde seri üretim yapmayı planlıyor. Elektrikli kombinin artan doğalgaz fiyatlarına karşı bir alternatif olabilecği belirtiliyor.

Okulun Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme Alan Şefi Hasan Hüseyin Çanakçı, 4 öğretmen ile bir grup öğrencinin sözkonusu kombiyi 6 aylık çalışma sonrasında ürettiğini söylüyor. Cihazın çok amaçlı kullanıma sahip olduğunu kaydeden Çanakçı, şu bilgileri veriyor: “Elektrikli kombi ile her türlü ortamda 130-140 dereceye kadar su ısıtılabiliyor. Elektrikli kombideki sistem seriye bağlı olduğu için, suyun ısınmama ihtimali yok. Kombiyi evin her tarafına monte edebiliyorsunuz. Havanın durumuna göre otomatik olarak çalışan kombi okulda yalsızca bir adet üretildi.”

Okul Müdürü İsmail Satekin de cihazın patentini alacaklarını belirterek, gerekli desteğin verilmesi halinde seri üretime geçebileceklerini ifade etti. Satekin şöyle konuştu: “Sadece kent merkezinde değil, doğalgazın ulaşamadığı merkezler için de elektrikli kombi alternatif olarak düşünülmektedir. Elektrikli kombi doğalgazlı kombiden daha ucuza mal oluyor ve vatandaşa tasarruf sağlıyor. Böylelikle vatandaşı hem maddi hem de ısı anlamında büyük fayda sağlıyor.” (CİHAN)

MARKALI ÇİĞ KÖFTE” İÇİN 44 BAŞVURU

Kasım 26, 2008

Türk damak tadının vazgeçilmez lezzeti çiğ köfte, son zamanlarda çeşit ve dükkan sayısında yaşanan artışlarla kendi ekonomisini yarattı.

Türkiye genelinde çiğ köftede halen 18 tescilli marka bulunuyor ama marka tescili için Türk Patent Enstitüsüne (TPE) yapılan başvurular da her geçen gün artıyor.

Çiğ köftenin coğrafi işaret olarak tescillenmesi için Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odasının TPE’ye yaptığı başvuru üzerindeki çalışmalar da sürdürülüyor.

TPE yetkililerinden alınan bilgiye göre, “Çiğ Köfte” sektöründe marka tescil belgesine sahip 18 işletme varken, bu ürün için son 1 yılda 44 işletme de TPE’ye başvurarak markalarını tescilletmek istedi.

KUZENİ ŞİLE’DE BOĞULDU GİYENİN ‘BATMASINI ÖNLEYEN MAYO’ ÜRETTİ

Kasım 26, 2008

Tekstilci Gökhan Yılmaz, teyzesinin oğlu Şile’de denizde boğulunca, kafayı ’batmayan mayo’ üretmeye taktı ve giyenin suda batmasını önleyen mayo üretip 80 ülkede patentini aldı. Dolfinus markasıyla pazara çıkan mayolar bedene göre değil ’kiloya göre’ satılıyor. 250 gramlık mayo 100 kilogramlık bir vücudun batmasını önlüyor. Bu sezon cirosunu ikiye katlamayı hedefleyen firmaya ortaklık teklifi yağıyor.

TÜRK tekstilinin, rekabet sorunlarını inovasyonla (yenilikçilikle) aşma çabası, bu sektörde dünya çapında gelişmeleri beraberinde getiriyor. Güngören’de konfeksiyona ’süs dikişleri’ yapmakla ünlenmiş Öncü Süs Dikişleri ve Tekstil San. Tic. Ltd.’in (Öncü Tekstil) sahibi Gökhan Yılmaz, teyzesinin oğlu Şile’nin azgın dalgalarında boğulduktan sonra “batmayan mayo” yapmayı kafasına taktı ve sonunda piyasaya sürdü. Onbinlerce küçük hava depocuklarından oluşan bir kumaş-dikiş yöntemi geliştiren Yılmaz, ürününün patentini aldı. Bu yıl tam kapasite ikinci sezona hazırlıklarını tamamladı. Yılmaz’ın “Dolfinus Batmayan Mayo” ismiyle markaladığı yeni ürün geçen yıl 4 milyon dolar olan ciroyu bu yıl en az ikiye katlayacak. Dubai’den 7 milyon dolarlık ’İki yıllık isim hakkını alım’ teklifi de geldi.

Alaylı tekstilci

Aslında makine mühendisi olan Gökhan Yılmaz, tekstile küçük yaşta ağabeyinin modelistlik atölyesinde çırak olarak başladığını söylüyor ve şöyle anlatıyor öyküsünü: “Şebinkarahisarlıyız ama ben doğma büyüme İstanbulluyum. Babam esnaftı. Ben ilkokul 5’inci sınıfın yazından beri hep tekstildeyim. Ağabeyim Turhan Yılmaz modelist olarak çalışıyordu. Daha sonra da kendi atölyesini kurdu ve ben de onun yanında başladım. Almanya’ya mutfak önlükleri yapıyorduk. 19-20 saat atölyede çalışıyordum. İş çoktu, kamyonun biri gidip biri gelirdi. Ağabeyim 21 yaşında bir genç olarak bu kadar parayı kaldıramadı ve bir süre sonra anlaşamaz olduk.”

Solcu arkadaş desteği

Ağabeyinden ayrıldıktan sonra bir süre işsiz kaldığını ve boştayken üniversitedeyken çok farklı görüşlere sahip oldukları bir arkadaşıyla karşılaştığını söyleyen Gökhan Yılmaz, şöyle devam ediyor: “Makine Mühendisliği’ni 9 Eylül’de bitirmiştim. Oradan bir arkadaşım İstanbul’da doğalgaz işine başlamış. Karşılaşınca ’gel kendi işin gibi çalış’ dedi. Ben de bir süre doğalgaz işinde çalıştım ve çok iyi para kazandım. Ancak bir süre sonra benim eski tekstilci çevremden yine bana teklifler gelmeye başladı ve arkadaşımla konuşup yeniden tekstile girdim. Bu defa süs dikişlerinde uzmanlaştık ve piyasanın en iyi süs dikişi yapan firmalarından biri haline geldik.”

Yeni ne yapabilirim

Süs dikişleri işine devam ederken sürekli ’yeni farklı ne yapabiliriz’ diye de arayış içinde olduğunu anlatan Gökhan Yılmaz, “Bir hafta sonu çalışma arkadaşlarımla Bandırma’ya denize gittik. Baktım arkadaşların çoğu yüzme bilmediği için denize giremiyorlar. Orada aklıma ’batmayan mayo’ fikri oturdu. Bir süre sonra da çok iyi yüzme bildiği halde Şile’de teyzemin oğlu boğuldu. O olay bizi çok üzdü ve ben bu batmayan mayo işini iyice kafaya taktım” diyor.

2 yılda 200 ürün denedik, hücreciklere hava hapsettik

BATMAYAN mayo üretmek için 2 yıl uğraştıklarını, bazen gece yarısı tekrar atölyeye gelerek denemeler yaptıklarını anlatan Gökhan Yılmaz, şöyle konuşuyor: “Yüzme bilen de bilmeyen de denize güvenle girebilsin istiyordum. Benimle dalga geçenler de oldu. Bu mümkün olsa ’Avrupalı Amerikalı bulurdu’ dediler. 2006’nın yazında fikir oluştu 2008’de üretim nasip oldu. 2 yılda 200 model denedik. Öyle bir şort yapalım ki insanlar o şortu giyince başka bir şeye ihtiyaç duymasınlar istiyordum. Kumaşlar denedik ve sonunda çok küçük minicik hücreciklere havayı hapsettik. Böylece sudayken mayonun bir yeri hasar görse bile sadece hasar gören yerdeki hava kayboluyor. 250 gramlık bir şort ile 100 kilogramlık vücudu su üstende tutuyoruz. Mayolar bedene göre değil, kiloya göre etiketlendi.”

Yabancılardan teklif var, dünyaya Türk markası olarak yayılacağız

ÖNCÜ Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Yılmaz, batmayan mayo için Dubai’den bir alıcının “2 yıllık isim hakkı için 7 milyon dolar teklif ettiğini, fason önerenlerin olduğunu” söylüyor ve şöyle konuşuyor: “Ürünü elimde tutmak, kendim büyümek istiyorum. Dünyaya da Türk markası olarak yayılacağız. Ağırlığımız, kazancımız fazla olsun diye bu yolu tercih ediyoruz. İhracata da başladık. Adetler bu sezon olgunlaşıyor. Venezuela’dan, Almanya’ya, Yunanistan’a, Lübnan’a kadar geniş bir coğrafyadan yoğun talep var.”

FİKRİ MÜLKİYET KORUNURSA TÜRKİYE’YE HER YIL İLAVE 19 MİLYAR DOLAR GELİR

Kasım 24, 2008

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (Yased) Patent Başta Olmak Üzere Fikri Mülkiyet Haklarının Korunmasında Sağlanacak Yüzde 10 Oranında Bir İyileştirmenin, Türkiye’nin Uluslar Arası Doğrudan Yatırım Stoğunu Yüzde 16 Oranında Artıracağına ve 19.2 Milyar Dolarlık İlave Yabancı Sermaye Girişi Yaratacağına Dikkat Çekti.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) patent başta olmak üzere fikri mülkiyet haklarının korunmasında sağlanacak yüzde 10 oranında bir iyileştirmenin, Türkiye’nin uluslar arası doğrudan yatırım stoğunu yüzde 16 oranında artıracağına ve 19.2 milyar dolarlık ilave yabancı sermaye girişi yaratacağına dikkat çekti.

YASED adına İstanbul Ekonomi Danışmanlık tarafından yapılan araştırma, patent, telif hakları, ticari markalar, mülkiyet hakkı altındaki sınai tasarımlar ve iş uygulamalarının daha etkin korunması halinde bunun Türk ekonomisine kayda değer olumlu etkiler yapabileceği görüşünü ortaya çıkardı. İstanbul Ekonomi Danışmanlık yöneticisi Sinan Ülgen’in başkanlığında hazırlanan raporda, uluslar arası yatırımlardaki yüzde 16′lık artışın imalat sanayiye yönlendirilmesi durumunda GSMH’ye katkının 4.4 milyar dolara çıkacağı ve ihracatta da 13 milyar dolarlık bir artışın sağlanacağı ve 150 bin yeni istihdama kaynaklık edeceği belirtildi.

YASED Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Uysal raporun kamuoyuna açıklanması amacıyla düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada “Küresel boyutta yaşanan bir ekonomik belirsizliğe ve durgunluğa girdik,” diyerek, şöyle dedi:

“Uluslar arası yatırımcılara, etkin fikri mülkiyet hakları koruması dahil en avantajlı yatırım ortamını sunacak olan ülkeler, uluslararası yatırımlardan daha büyük pay alacaklar. Hükümetimizin, patent, telif hakları, ticari marka ve tasarım korumasında ülkemizin dünya sıralamasındaki yerini iyileştirmek için kararlı adımlarını sürdürmesini bekliyoruz.”

-TÜRKİYE 70 ÜLKE İÇİNDE 44. SIRADA-

Raporun detaylarını açıklayan Sinan Ülgen, genel olarak fikri mülkiyet hakları rejiminin zayıf olmasının, o ülkeye transfer edilecek teknolojinin çalınması veya kopyalanması riskini artırdığından, dış yatırımlar bakımından bir engel oluşturduğunu ve o ülkenin uluslararası bakımdan cazibesini düşürdüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sektörlerin özellikleri itibariyle dış yatırım kararlarında fikri mülkiyet haklarının korunmasına atfettikleri önem ve hassasiyet farklılık gösterebilmektedir. En azından, çokuluslu firmaların kuvvetli bir koruma rejimine sahip olmayan ülkelere, ARGE veya yüksek teknolojiye dayalı fikri mülkiyet koruması altındaki süreçleri taşımaktan imtina ettikleri açıktır”

Ülgen “Türkiye’nin Property Rights Alliance’ın (Mülkiyet Hakları İttifakı - PRA) 2007 yılı fikri mülkiyet hakları koruma endeksinde 70 ülke arasında 44. sırada olduğunu hatırlatılmalıyız. Türkiye bu rakamla Mısır ve Rusya’nın önünde olmasına karşın, uluslararası yatırım çekmekte yarıştığı bölge ülkelerinden Macaristan’ın bu endekste 27, Çek Cumhuriyeti’nin 29, Yunanistan’ın 33, Polonya’nın 34. sırada olduğunu belirtmeliyiz” dedi.

-”TÜRKİYE’NİN 110 YILDA ALDIĞI PATENTİ ABD 3 HAFTADA ALIYOR”-

Toplantıda görüşlerini açıklayan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan da, kayıt dışılığın ve kaçak kullanımın en yoğun sektörlerin başında yüzde 66′lık oranla bilişimin geldiğini belirterek, ” Bilişim sektöründe kayıt dışılık ve korsan yazılımda yapılacak her yüzde 10′luk azalmanın ekonomik büyümeye 1 milyar dolar ve ihracata da 600 milyon dolarlık bir katkı yapacağı ve 36 bin yeni istihdam yaratacağı hesaplanıyor” dedi.

Çağlayan Arkan fikri mülkiyet hakları konusunda Ar-Ge’nin önemine değinerek, şöyle dedi:

“Türkiye geçen 110 yılda toplam 30 bin civarında patent üretmiş. Bunların çoğunluğunu yurtdışında icat edilen ve Türkiye’de üretim izni alınan ürünler oluşturuyor. Türkiye’de geliştirilen patent sayısı gerçekte 10 bin civarında. ABD’de her üç haftada 30 bin patent alınıyor.Türkiye’de yapılan Ar-Ge yatırımı yıllık 40 milyon dolar civarında. Türkiye’nin rekabetçi gücünün mutlaka arttırılması lazım. Bu konuya devletin de sahip çıkması gerekiyor”

Arkan, bilişimde teknoloji üreten ülkeler arasında yer alan Hindistan’da yazılım sektörünün büyüklüğünün 2002′de 9 milyar dolar olduğunu aktararak, “Bu rakam 2007′de 37 milyar dolara çıktı. 2010 için Hindistan’ın hedefi ise 52 milyar dolar”dedi.

Kaynak:www.haberler.com

TÜRK MUCİDE İKİ ALTIN MADALYA

Kasım 24, 2008

ULUSLARARASI Buluşçular Federasyonu’nun Almanya’da düzenlediği uluslararası ticaret fuarında TÜBİTAK’ta geliştirdiği doğaya atıldığından yok olabilen plastikle Dr. Mehlika Bokcaklı iki altın madalya kazandı.

60 yıldır Nürnberg’de düzenlenen fuarda Türk Patent Enstitüsü standında sergilenen doğada bozulabilen plastik, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Gıda Enstitüsü araştırmacılarından Dr. Mehlika Borcaklı tarafından üç yıl önce bulundu. 2005’te patenti alınan plastik, fuarda, buluş ve bilimsel yönleriyle altın madalyayla ödüllendirildi.

Kaynak:www.hurriyet.com.tr

İMALATÇI ESNAF VE SANATKARLAR ile KOBİLERE SIFIR FAİZLİ CANSUYU KREDİSİ DESTEĞİ

Kasım 20, 2008

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda düzenlendiği basın toplantısında, Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın (KOSGEB), imalatçı esnaf ve sanatkarlarla KOBİ’lere yönelik başlattığı destek kredi paketini açıkladı.

50 milyon YTL’lik kaynakla 350 milyon YTL’lik kredi hacminin yaratıldığını belirten Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan şunları söyledi;

KOSGEB’in 2008 yılı bütçesindeki kalemlerden yapılan aktarmalar ve kredi programlarının bakiyeleriyle oluşturulan 50 milyon YTL’lik kaynakla, “imalatçı esnaf ve sanatkarımızla KOBİ’lerimize yine “0″ faizli, İstihdam Endeksli Cansuyu Kredisi Desteği” programı başlatıyoruz. 50 milyon YTL’lik kaynakla ulaşılacak kredi hacmi 350 milyon YTL’dir.

Bu programda, İmalatçı Esnaf ve Sanatkar ile 2008 yılı Ekim ayı itibariyle çalışan sayısı 9′a kadar olan Mikro Ölçekli KOBİ’lere 25.000 YTL kredi kullandırılacaktır.

İmalatçı Kadın Esnaf ve Sanatkarlarımıza 30.000 YTL kredi kullandıracaktır.

KOBİ’lerde ise 2008 yılı Ekim ayı itibariyle 9′un üzerinde çalışanı olanlara, bu sayının üzerindeki çalışan başına 2.000 YTL artı kredi sağlanacaktır.

Çalışan başına artı 2.000 YTL, 25.000 YTL’lik limitin üzerine eklenecektir.

Böylelikle, örneğin 35 çalışanı olan bir KOBİ, 9′a kadar ki çalışanı için 25.000 YTL alacak, artı 26 çalışanı için de 52.000 YTL olmak üzere toplam 77.000 YTL kullanabilecektir.

KOBİ’lere sağlanacak can suyu desteğinin üst limiti ise 100.000 YTL olacaktır.

Bu programda kredi kullanacak olan esnaf ve sanatkarlar ile KOBİ’lerimiz, krediyi, ilk 3 ayı ödemesiz kalanı aylık eşit taksitler halinde üzere toplam 12 ayda ödeyecektir. Yani kredinin vadesi bir yıldır.

Program kredisinin %20’si Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde, %20’si Diğer Kalkınmada Öncelikli Yörelerde ve %60′ı da Normal Yöre ve Gelişmiş Yörelerde bulunan esnaf ve sanatkârlar ile KOBİ’lere kullandırılacaktır.

Başvurulara göre, bölgeler arasında limit kaydırmaları yapılabilecektir.

10.000′e yakın İmalatçı Esnaf ve Sanatkar ile KOBİ?nin yararlandırılması planlanan programda, kredi kullanımı 350 milyon YTL’lik kaynakla sınırlı olacak olacaktır.

Bu programdan yararlanmak isteyen İmalatçı Esnaf ve Sanatkar ile KOBİ?lerimizin kredi talepleri, başvuru sırasına göre değerlendirileceği için iletişim bilgileri www.kosgeb.gov.tr adresinde yer alan KOSGEB Merkez Müdürlükleri ile irtibata geçilmesi ve başvuruların ivedilikle yapılması faydalı olacaktır.

Kredi destek başvuruları, 26 Kasım 2008 Çarşamba günü mesai saati başlangıcı itibariyle, Ziraat Bankası, Garanti Bankası, Yapı Kredi Bankası, Vakıfbank, Şekerbank, TEB ve Fortisbank şubelerinden birine yapılabilecektir.

Ayrıntılı Bilgi İçin: http://iekdk.kosgeb.gov.tr/

ISO 13485 (MEDİKAL CİHAZLAR Kalite Yönetim Sistemi)

Kasım 12, 2008

FSA ISO13485:2003 Medikal Sektörü Kalite Yönetimi Standardı, ISO 9001:2000 standardı temel alınarak oluşturulmuş, Tıbbi cihazlar için özel şartlar içeren uluslar arası bir standarddır. Bu standard, tıbbi cihazlar saglama ve tutarlı olarak müşteri ihtiyaçlarını ve tıbbi cihazlar ile ilgili hizmetlere uygulanabilir mevzuat şartlarını karşılama kabiliyetini kanıtlaması gereken bir kuruluş için kalite yönetim sistemi şartlarını kapsar. Bu standardın temel amacı, kalite yönetim sistemleri için uyumlaştırılmış tıbbi cihaz mevzuatı şartlarını kolaylaştırmaktır.

(Bir kuruluşun başarılı bir şekilde büyümesi ve ayakta kalması için sistematik, şeffaf ve iş süreçlerinin izlenebilir hale getirilebimesi ve kontrol edilmesi gerekir.)

Tıbbi Cihaz Üreticileri için Kalite Sistemi hizmetleri

* Genel Check-Up (Mevcut durumun analizi)
* Süreçlerin belirlenmesi
* Kritik Kontrol Noktalarının Belirlenmesi
* Proje Yöneticisi ve Ekibini belirlenmesi
* ISO 13485 Standart eğitimi
* İç kalite denetçiliği eğitimi
* Doküman gözden geçirme
* Denetim öncesi hazırlıkların gözden geçirilmesi

13485 Kalite Yönetim Sisteminin kurulmasında izlenecek yol;

1. standart Eğitiminin Alınması
2. Çalışma Ekibinin ve Stratejilerinin belirlenmesi
3. Kalite El Kitabının Oluşturulması
4. Destek Prosedürlerinin Oluşturulması
5. Sistemin Uygulanması
6. Belgelendirme için Başvuru
7. Belgelendirme Denetimi

TS-EN-ISO 13485:2003 standardı TS-EN-ISO 9001:2000 standardı temel alınarak oluşturulmuş, Tıbbi cihazlar için özel şartlar içeren uluslar arası bir standardadır.

Yasal gerekleri yerine getirmenin yanı sıra rekabette avantaj elde etmek isteyen tıbbi cihaz üreticileri kalite yönetim sistemi gereklerine uymakta olduklarını da kanıtlamak durumundadır.

Tıbbi cihaz üreticileri mevcut yasal zorunlulukları karşılamak, müşteri memnuniyetini sağlamak, iç verimliliği arttırmak ve açılabilecek davalara karşı yasal bir güvence oluşturmak için kalite sistemi kurma ve belgelendirme ihtiyacı hissettirmektedir.

EN 46001 / ISO 13485 Yönetim Sistemi ISO 9000 Kalite Yönetim istemi gereklilikleri de dahil olmak üzere tıbbi cihaz üreticileri için ek özel şartları içermektedir.

Bu Standard, tıbbi cihazlar sağlama ve tutarlı olarak müşteri ihtiyaçlarını ve tıbbi cihazlar ile ilgili hizmetlere uygulanabilir mevzuat şartlarını karşılama kabiliyetini kanıtlaması gereken bir kuruluş için kalite yönetim sistemi şartlarını kapsar. Bu standardın temel amacı, kalite yönetim sistemleri için uyumlaştırılmış tıbbi cihaz mevzuatı şartlarını kolaylaştırmaktır.

Tıbbi cihaz üreticilerinin Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika pazarında faaliyet gösterebilmeleri birçok yasal engeli aşmalarına bağlıdır. Başta Kanada olmak üzere birçok ülkede bazı tip tibbi cihaz üreticilerininISO 13485 standardına uygun bir kalite yönetim sistemi kurmaları yasalarca zorunlu hale getirilmiştir.

TS-EN-ISO 13485:2003 standardı 13485’in son versiyonudur. ISO 9001:2000 proses yaklaşımı modelini esas almaktadır. ISO 13485:1996 ve 13488:1996 bu standardın proses yaklaşımını esas almayan eski modelleridir.

(ISO 13485:1996 : ISO 9001:1994’ ü, ISO 13488:1996 : ISO 9002:1994’ ü esas alınmaktadır.)

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »