AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed
100mg viagraviagra affiliateviagra informationviagra infoviagra purchasecheapest viagraviagra softviagra levitracheap viagraget viagracialis viagraviagra research50mg viagraviagra salesviagra cheapviagra overnightfree viagraviagra alternativeprice viagraviagra forumimpotence viagraviagra costflomax viagralevitra viagraviagra cheapestviagra refillviagra prescriptionsorder viagrapfizer viagraviagra naturalviagra onlineviagra pharmacyordering viagrabrand viagrawoman viagrasubstitute viagrabuying viagra

Have we lost freedom?

NEDEN MARKA TESCİLİ ?
Neden Marka Tescili Yapmalısınız Öğrenmek istermisiniz ?

Türkiye’ de Markaların koruma altına alınmasının güncel hale gelmesi 1995 yılından sonra başlamıştır.1995 yılında 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlüğe girmiş ve bu tarihten sonra da işletmeler kullanmakta oldukları ve kendilerini diğerlerinden ayırt etmeye yarayan isim, şekil v.b. ibarelerle kullandıkları markalarını tescil ettirerek koruma altına aldırmaya başlamışlardır.

Türkiye sınırları dahilinde faaliyet gösteren her İşletme (ister hizmet sektöründe olsun ister ticaret, yani belirli bir emtia üretim ve satışı sektöründe olsun) muhakkak bir marka kullanmakta ve bu marka vesilesiyle de müşterilerince tanınmaktadır.

Markayı önce tanıtmak ve daha sonra tescil ettirmek düşüncesi Hak sahiplerini, haklarının kaybı ile yüz yüze getirebilmektedir.

Türk Patent Enstitüsü’ nce Tescil edilmemiş olan markanız yasal olarak size ait değildir.

Türk Patent Enstitüsü’ nde Tescil Müracaatları başvuru tarihine göre işlem görmekte olduğundan, koruma altına alınmamış Marka, Hak Sahibi tarafından tanıtılmaya çalışıldığı dönemde, başka bir başvuru sahibi tarafından tescil altına alınabilmekte ve bu durumda Hak Sahibinin yasal yollara müracaat ederek hakkını ispat etmesi gerekmektedir.

Böyle bir hak hırsızlığı ile karşılaşılması, gerçek Hak Sahibinin ya markasından vazgeçmesine yada maddi ve manevi açıdan yıpranmasına neden olmaktadır.

Marka sahiplerinin kullanmakta oldukları markalar ile ilgili çok büyük yanılgıya düştükleri bir diğer husus da TİCARET ÜNVANLARI dır.

Ticaret ünvanlarında yer alan ve sahiplerince marka olarak kullanılan ibareler, Ticaret siciline kayıt ettirilmiş olmakla 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK hükümlerince korunmamaktadır.

İşletmelerce bu şekilde Ticaret sicile kayıtlı ancak Türk Patent Enstitüsü’ ne kayıtlı olmadan kullanılan bu markalar, zaman içinde aynı yada benzer ibareyi Ticaret Ünvanında kullanan yada kullanmayan başka bir işletme tarafından Marka siciline tescil ettirilebilmektedir.

Bu durum bazı hallerde, önce hareket ederek markayı tescil ettirmiş olan tarafın yasal yollara müracaatı sonucu mahkeme tarafından Ticaret Ünvanının değiştirilmesine karar verilmesi ile sonuçlanabilmektedir.

Amerikalı Araştırmacılar, Koli Bandının (Seloteyp) Soyulmasıyla Bol Miktarda X Işını Ortaya Çıktığını Keşfetti.

Rus bilimadamları, cam bir yüzeye yapıştırılan seloteybin soyulması sırasında, ortaya X ışınları çıktığını 50 yıl kadar önce bulmuştu. California Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Juan Escobar ile arkadaşları, aynı işlemi vakum ortamında denedi. Nature Dergisi’nin geçen perşembe yayınlanan sayısında yayınlanan makaleye göre, seloteybin vakum içinde soyulmasıyla, önemli miktarda X ışını ortaya çıktı. Uzmanlar, bandın saniyede 3 santimetre soyulmasıyla, saniyenin milyarda birinde parıldayan X ışınları elde ettiler. Bir bilimadamı, bu ışınlarla kendi parmağının röntgenini çekmeyi başardı. Açığa çıkan gücün büyüklüğünün kendilerini şaşırttığını söyleyen Escobar’a göre, bu keşif, yararlı icatların yolunu açabilir. Patent için başvuruda bulunan araştırmacılar, seloteybin bu etkisini, ucuz röntgen cihazları üretmekte kullanacaklar.

Kaynak:www.haberler.com

Turquality programı dahilinde Dış Ticaret Müsteşarlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu işbirliğiyle düzenlenen “Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri”, Bakan Tüzmen’in de katıldığı törenle sahiplerini buldu.

Tüzmen, “Özellikle böylesi bir dönemde bizim moda, markaya ağırlık vererek dünyada yaşanan sıkıntıları Türkiye için bir fırsat unsuru haline getirebilmek için farklı fikir ve tasarımları ortaya koymamız lazım” dedi.
Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı ve Turquality Çalışma Grubu Başkanı Ziya Altunyaldız, ödül çalışmasının maliyetinin Turquality tarafından üstlenildiğini, bu iş için Turquality bütçesinden 550 bin euro ayrıldığını bildirdi. Törende ön elemeyi geçen 293 endüstriyel tasarım ve 24 kavramsal proje sergilendi.

Ayrılabilir buzdolabı da var
“Turquality Tasarım Ödülü” 4 ürüne layık görüldü. Bu ürünler Airfel Kalekumanda Universal klima kumandası, Tautmann TT X-Ray WT SS hasta transfer sedyesi, Jumbo 6500 çaydanlık takımı ve Arçelik Divide and Cool buzdolabı-bölünebilir soğutma teknolojisi ürünleri. Değerlendirmeye alınan 293 üründen 39’u “İyi Tasarım Ödülü”, 11’i ise “Üstün Tasarım Ödülü” ile derecelendirilirken, “Kavramsal Tasarım Ödülü”nü Triton Uyarı ve Kılavuz Sistemi projesi kazandı.

Kaynak:www.milliyet.com

1977 yılında ayran üretimiyle sütlü ürünler işine giren Bursalı Eker Süt Ürünleri, “tatlı” işini sevdi. 2006 yılında Fransız Andros’la yaptığı ortaklık sonucunda tatlı üretimine başlayan firma 2010 yılında ikinci fabrikasını hayata geçirmeyi planlıyor.

Eker Süt Ürünleri Genel Müdürü Ahmet Eker, tatlı işine girmek için ilk olarak 1 milyon euro’luk tatlı hattı açtıklarını ve 5 geleneksel çeşitle raflarda yer aldıklarını söyledi. Ürün gamlarına 2 yeni çeşit eklediklerini dile getiren Eker, yeni yatırımlarla ilgili olarak şunları söyledi:

En tatlı otomat
“25 milyon euro yatırımla Mustafa Kemal Paşa’da yeni bir fabrika açıyoruz. Bu sayede günlük 200 ton olan üretim 600 tona kadar ulaşacak. Ayrıca 100 bin ton ürün üreteceğiz. Tatlı işinde geleneksel tatlardan vazgeçmeden üreteceğimiz çeşitlerle pazarda yer edineceğiz.”
Bu yıl 80 milyon YTL ciro hedeflediklerini belirten Eker, küresel kriz nedeniyle likitide sorunlarının yaşandığını ve nakit tahsilatlarında birçok firmanın zorluk yaşadığını söyledi.
Şu an için satış merkezleri ya da tatlı dükkânları açmak gibi bir düşüncelerinin olmadığını söyleyen Eker, orta vadede Ortadoğu pazarına ihracat yapmayı hedeflediklerini söyledi. Tatlıları otomatta satmaya yönelik bir projelerinin olduğunu dile getiren Eker, “Avrupa’da otomat işi son derece yaygın. Türkiye’de bu alan yaygınlaşırsa tatlıları otomatta satabiliriz” dedi.
Tatlı üretimine başladıkları an yüzde 15 fire verdiklerini anlatan Eker, “Bu, ürünün güzelliğinden kaynaklandı. Üretim sırasında çalışanlar yeni üretim tatlıları deneyince yüzde 15 fire oluştu ama artık fire vermiyoruz. Belki yeni üretilecek çeşitlerde de böyle bir fire verebiliriz” dedi.

Kaynak:www.milliyet.com

İngiltere’de her yıl düzenlenen ‘Cool Brands’ oylamasının 2008-09 ayağı sonuçlandı.

10 binin üzerinde markanın ‘en cool 500′e indirildiği, daha sonra da kitaba dönüştürüldüğü listenin tamamına www.coolbrandsuk.com adresinden ulaşabilirsiniz. En cool 20 marka şunlar:

1. Aston Martin
2. iPhone
3. Apple
4. Bang & Olufsen
5. YouTube
6. Google
7. Nintendo
8. Agent Provocateur
9. Rolex
10. Tate Modern
11. Dom Perignon
12. Virgin Atlantic
13. Ferrari
14. Ducati
15. PlayStation
16. Sony
17. Nike
18. Bose
19. Facebook
20. Lamborghini

Kategorilere göre ‘en cool’ markalar ise şöyle:
* En cool butik: Net-a-porter
* En cool tasarımcı: Prada
* En cool ayakkabı markası: Manolo Blahnik
* En cool highstreet markası: Topshop
* En cool sokak giyimi markası: Diesel
* En cool yayın: Vogue
*
En cool spor markası: Nike
* En cool parfüm markası: Jean Paul Gaultier

Kaynak:www.sabah.com.tr

DIESEL, GUESS, D-G, DKNY, H-M, MISS SIXTY, ARMANI ve MARKS-SPENCER gibi firmalarla çalışan SUN Tekstil, gençleri hedef alan JIMMY KEY markasıyla dünya devleri arasında yer almaya çalışıyor

ÇOK sayıda ünlü giyim firmasına ürün çalışması yapan Sun Tekstil, giyim sektöründe Turquality’yi almaya hak kazanan markalar arasında yer alan Jimmy Key markasını yaratarak, giyim sektöründe liderlik için mücadele ediyor.

Son olarak Adana’da Jimmy Key markasını tüketicilerle tanıştıran Sun Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Ünlütürk, her yıl Türkiye’nin ilk 500 büyük özel sanayi kuruluşu içinde yer alan Sun Tekstil AŞ’nin, 1987 yılında İzmir’de kurulduğunu, 1989 yılında ilk ihracatını gerçekleştirdiğini, bugün modern teknolojiyle seri üretim yapan firmanın başlıca müşterileri arasında Diesel, Guess, D&G, DKNY, H&M, Miss Sixty, Armani ve Marks&Spencer firmalarının yer aldığını belirtti.

Markaya ayrı önem Ünlütürk, Diesel, D&G, Guess, Armani gibi marka müşteriler için güncel kumaş ve aksesuarların, değişik baskı ve nakış tekniklerinin Ar-Ge’sini yaparak, sistemli bir biçimde bu bilgileri müşterilerin tasarım bölümlerine aktardıklarını anlattı.

Markalaşmanın global dünyada büyük önemi olduğunu, bu nedenle marka olmaya büyük önem verdiklerini belirten Ünlütürk, şunları kaydetti: ”Bir ülkede markanız kadar güçlüsünüz. Ekonominiz markalarınız kadar güçlü. Çünkü tüketici markayı tercih ediyor. Piyasa ekonomisi içerisinde marka değeri, yani tanınırlık değeri çok büyük bir değerdir. O yüzden ekonominin değeri yaratılan markalarla ölçülüyor. Ana işimiz ihracat. İstiyoruz ki, bunu kendi markalarımız ile yapalım. Sadece ürün satarak değil, koleksiyon satarak, konsept satarak başaracağımıza inanıyorum, yapacağız.

Türkiye’deki pazar o kadar zor ve rekabetçi bir pazar ki, burada başarılı oluyorsak zaten dış pazarlarda da başarılı olmak kolay. Çünkü Türkiye’de üç tür rekabet var: Bir tanesi, yerli markalar rekabeti, ikincisi yabancı markalarla, üçüncüsü benzer markalarla rekabet etme konusu. Örneğin, bizim fiyatımızla ilgili olarak yurt dışı markaları çok önemli bir belirleyici. Bugün yurt dışındaki rakibinizden daha pahalıya ürününüzü satmanız kolay değil. Dolayısıyla fiyat sınırlamaları ve fiyat limitleri yurt içindeki ve yurt dışındaki rakiplerimiz tarafından belirleniyor.”

JIMMY KEY nasıl ortaya çıktı?
Ünlütürk, gelişen ve değişen rekabet koşullarında ayakta durabilmek için sadece marka firmalarla çalışmanın değil, kendi markanı oluşturmanın farkına vardıklarını belirtti. Kafalarında global anlamda daha etkili olabilmek adına bir marka oluşturma fikri oluştuğuna değinen Ünlütürk, şöyle devam etti:

”Konfeksiyon ve kumaş üretimi konusunda dünya markalarına üretim yapabilecek bir kalite seviyesine gelip onlara ihracat yapabilecek noktaya ulaştıktan sonra şunu fark ettik, marka demek bir ürünü müşterinin seçmesini sağlayan bir işarettir. Algılama işi marka. Siz eğer bu iletişimi, bu duygusal bağlantıyı kurabiliyorsanız müşteri size, benzerlerine ve konumuna göre daha fazla para ödüyor ve bir nevi bağlılık duygusu yaratıyor. Hepimizde olduğu gibi. Bir kere memnun kalırsanız, devamlı alırsınız. Bu yüzden marka karlılığı arttırmanın en önemli araçlarından bir tanesi. Siz ünlü bir firmaya ürün satıyorsunuz. Ancak sonuç olarak siz sadece bir ürün değil, koleksiyon yaptığınız için de bir hizmet satıyorsunuz. Yaptığımız, imalat hizmetini satmaktır.

Markalı ürün ise sizin kendi ürününüz. Bunu, doğru olduğuna inandığınız bir konsept içerisinde sunuyorsunuz. Bu sayede de bir ürünle, bir tişört satmakla, markalı bir ürün satmak arasında katma değer farkı vardır. Ayrıca doğru işleri doğru biçimde yaparsanız, çok hızlı büyüme vaat edersiniz. Süreklilik, yani pazarda kalıcılığınızı sürekli hale getirisiniz. İşte bunun için marka yapıyoruz.

Jimmy Key’in oluşumunda da bir tasarım ekibi kurduk. Jimmy Key, önce ihracatta uzmanlaşan Sun Tekstil’in bilgi birikim avantajını kullanıyor, yurt dışına odaklanıyor fakat sonrasında yurt içi ve kendi insanına yönelmeye başlıyor.”

Ünlütürk, öncelikle Türkiye’de büyümeyi ve başarılı ulusal bir marka olmayı hedeflediklerini, çok genel bir tanımla 15-25 yaş arası, orta gelir seviyesindeki gençlere günlük ve rahat giyim tarzında ürünler sunan bir marka yarattıklarını söyledi.

Müşteriye göre kolleksiyon
Mümkün olduğu kadar müşteriyi iyi tanımaya, anlamaya ve ona uygun koleksiyon hazırlamaya ve üretmeye çalıştıklarını anlatan Ünlütürk, ”Bu anlamda ciddi marka kimlik araştırmaları, anketler yapıyoruz. Bizim müşterilerimiz neden bizden alış veriş yapıyor, beklentileri neler, bizi kafalarında nasıl canlandırıyorlar? gibi soruların cevaplarıyla yola çıkıyoruz” dedi.

Jimmy Key’in bugün ulaşılan 70 satış noktası ile bilinen bir genç giyim markası olduğunu, 10 yılda 10 dünya markası yaratmayı hedefleyen Turquality programına alınmaya hak kazandığını anlatan Ünlütürk, farklı ve moda giyinmeyi tercih eden gençlere, günlük ve rahat giyim tarzında ürünler sunan Jimmy Key’in koleksiyonun yüzde 65′inin kadın giyimden oluştuğunu vurguladı.

Traktör üreticisi Hintli TAFE, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde traktör üretim ve montaj tesisi yatırımı yapacak.

Güney Asya, Afrika ve Kuzey Amerika ülkelerindeki satışları ile dünyanın en büyük ikinci traktör üreticisi olan Hintli dünya devi TAFE, yıllık 15 bin traktör üretim planı ile bir traktör üretim ve montaj tesisi kurmak üzere Manisa OSB’de yatırım kararı aldı. Manisa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Sait Cemal Türek ve TAFE Başkanı Mr. Banca arasında yatırım protokolu imzalandı.

Türek, imzalanan Tahsis Ön Protokolü ile firmaya bölgenin 4′üncü kısmında 40 bin metrekarelik parsel tahsis edildiğini, ikinci 40 bin metrekarelik parselin de en kısa sürede firmaya tahsisi için prensip kararı alındığını söyledi. Türek, 50 yıla yakın bir süredir traktör tasarım, üretim ve pazarlamasında bir milyon üzerinde müşteriye hizmet veren TAFE’nin, tüm dünyada her türlü agro-klimatik ortama uygun, düşük ve orta güçte ürünleri ile tanındığını sözlerine ekledi.

Türkiye pazarına en kısa sürede tüm traktör serisi ürünlerin sunulması için yapılan yatırım planına göre; firmanın üretime 2009′un ilk çeyreğinde başlamayı planladığını anımsatan Türek şöyle devam etti: “Ülkemiz ve şehrimiz için çok önemli bir yatırım gerçekleşiyor. Böylece bölgemizde otomotiv sektörüne yakın yeni bir sektör açılımı başlamış olacaktır. Bu da otomotiv sektörü ile ilgili büyük yatırımların bir habercisi niteliğini taşımaktadır. Otomotiv konusu ile ilgili çalışmalarımız aralıksız olarak sürdürülmektedir. Bölgemize ve şehrimize hayırlı olsun. Ülkemizin ekonomik kalkınması adına yatırımların arttırılmasına yönelik, yatırım destek ve tanıtım stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanması amacıyla; kurulduğu, 2006 yılından bugüne dek birçok başarılı çalışmaya imza atan T.C. Başbakanlık Yatırım Ajansı’na, bu yatırımın ülkemize ve OSB’mize kazandırılması için verdikleri destek ve gösterdikleri üstün gayretleri için şükranlarımızı sunuyor, işbirliğimizin artarak devam edeceğine inanıyorum.”dedi.

Türkiye önemli bir pazar…
TAFE Direktör ve CEO’su Mallika Srinivasan da , Türkiye’nin diğer pazarlara ulaşmada son derece önem taşıyan uluslararası jeolojistik ve stratejik konumuna dikkat çekerek; “Türkiye traktör pazarı bizler için, TAFE’nin deneyim ve ürün gamı ile örtüşümü açısından son derece önemli bir pazar. Türkiye gerçek anlamda yatırım-sever bir ülke.”

Srinvasan ayrıca, Manisa’nın Türkiye’nin son derece gelişmiş oto yedek parça üretim merkezlerine yakın olması sebebi ile de tercih edildiğini belirterek, TAFE’nin gerek yerel gerekse global ihityaçlarını bölgeden karşılamayı planladığını sözlerine ekledi.

 TÜRKİYE’DE İKİ BİNİN  ÜZERİNDE TRAKTÖRÜ VAR

** Hindistan merkezli TAFE, 100 HP altı traktör segmentinde, yıllık 80 bin adede ulaşan, Güney Asya, Afrika ve Kuzey Amerika ülkelerindeki satışları ile dünyanın en büyük ikinci traktör üreticisi.

** 50 yıla yakın bir süredir traktör tasarım, üretim ve pazarlamasında, bir milyon üzerinde müşteriye hizmet veren TAFE, tüm dünyada her türlü agro-klimatik ortama uygun, düşük ve orta güçte ürünleri ile tanınıyor.

** Türkiye’de halen 2000′in üzerinde TAFE markalı traktör kullanılıyor.

Türkiye’nin ilk özel jeotermal enerji santralini kuran MB Holding, üretim kapasitesini iki katına çıkaracak yeni yatırıma başladı.

Türkiye’nin ilk özel jeotermal enerji santralini kuran Gaziantep merkezli MB Holding, enerjide yatırım atağını sürdürüyor. 2006 yılında Aydın’da Türkiye’nin sıcak su ile elektrik üreten ilk santralini kuran MB Holding bünyesindeki MEGE A.Ş, Aydın Salavatlı’daki Dora-1 santralının bulunduğu saha üzerinde ikinci bir yatırımla jeotermal enerjiden ürettiği elektrik enerjisinin kapasitesini iki katına çıkarmayı hedefliyor. Holding, aynı zamanda enerji yatırımlarının bütünleyicisi bir yatırım olarak jeotermal enerji ile ısıtılan ‘organize sera bölgeleri’ kuracak.

MB Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Balat, 1963 yılında inşaat sektörüyle başlayan tekstil, tarım, teknik tekstil ve inşaat malzemeleri sektöründe yatırımlarıyla devam eden holdingin enerji yatırımlarıyla büyümesine devam ettiğini söyledi.

Balat, Aydın’da jeotermal enerjinin entegre olarak değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması amacıyla Mayıs 2006′da Türkiye’nin ilk özel jeotermal enerji santralini kurduklarını, şimdi üretim kapasitesini iki katına çıkarmak için çalışmalara başladıklarını belirtti.

İkinci santral  2010′da üretimde
Balat, çevre dostu ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi sağlamanın ve ülke ekonomisine katkıda bulunmanın önemini vurgulayarak şunları söyledi: “Holding bünyesinde faaliyet gösteren Menderes Geothermal Elektrik Üretim A.Ş. (MEGE), Mayıs 2006′da faaliyete geçen Türkiye’nin ilk özel jeotermal enerji santralı olan 8.5 MWe kapasiteli DORA-1′in devamı olan, 10 MWe kapasitedeki DORA-2 santralinin yatırımına başladı. 2 yılı aşkın süredir büyük bir başarı ile kesintisiz olarak elektrik üreten DORA-1 ve devamında DORA-2 jeotermal enerji sektörü için büyük önem ifade ediyor. DORA-2′nin yatırımı ile Türkiye’de jeotermale olan güven arttı”

Ocak 2010′da üretime başlaması planlanan DORA-2 santrali ile ilgili kuyu ve sondaj işlemleri devam ederken makine ekipman anlaşmalarının tamamlandığı belirten Balat, inşaat ile birlikte enerjinin de lokomotif sektörleri olacağını söyledi.

Sanayi maceralarına tornacılıkla başlayan Kayserili Filiz ailesi, kurdukları Kaysu firmasıyla dünyanın en büyük 3. mini bar üreticisi haline geldi. Şimdi de İtalyan Mondial’le ortak derin dondurucu üretmeyi planlıyor.

İş için Almanya’ya gittiniz. Ya da tatilinizi Antalya’da geçireceksiniz. Veya Avustralya gibi dünyanın uzak köşelerinden birine yolunuz düştü. Otelinize yerleşip, bir şeyler içmek için mini barın kapağını açtığınızda odanızda muhtemelen serin bir Kayseri rüzgârı esecek! Çünkü dünyanın 50 ülkesindeki otellere mini barlar Kayseri’den gidiyor. Kayserili Kaysu firması, Kleo marka mini barlarıyla dünyanın en büyük üçüncü mini bar üreticisi durumunda. Hatta firma şu an İtalyan beyaz eşya devi Mondial ile birlikte derin dondurucu üretmek için görüşmeler yürütüyor.
Kleo’nun macerası sadece 13 yıl önce başlamış. Şirketi ağabeyi Mehmet Filiz’le birlikte yöneten Metin Filiz anlatıyor: “1950’lerde dedemiz işe tornacılıkla başladı, Babamız Mustafa Filiz devam ettirdi. 1989’da üniversiteyi bitirince ağabeyimle su arıtma cihazı üretimine başladık. Atölyemiz 100 metrekareydi. İşimizi yavaş yavaş büyüttük. 1995’te mini bar üretmeye karar verdik. Çünkü her otelin, her odasının ihtiyacı olan mini barda ciddi bir üretim açığı olduğunu gördük.”
Fiji’ye mini bar gitti
Filiz kardeşler mini bar üretimine başladıktan sonra tanıtım atağına kalkmışlar. Tanıtım için Brezilya’dan Singapur’a katılmadıkları fuar kalmamış. Hızla büyümüşler. Mehmet Filiz şöyle anlatıyor: “Türkiye’deki hemen hemen tüm 4 ve 5 yıldızlı oteller mini barını bizden alıyor. Üretimin yüzde 80’ini yurtdışına yapıyoruz. Venezuela ve Avustralya dâhil 50 ülkede müşterimiz var. Üretim hacmi olarak Dometic ve Indel B’nin ardından dünyada 3. firmayız. Yıllık 150 bin üretim kapasitemiz var. 2003’te şişe soğutucu, bu yıl da derin dondurucu üretimine başladık. Soğutucu ve dondurucuda yüz biner adet üretim kapasitemiz var. Dondurucu için 1 milyon Euro yatırım yaptık. 250 çalışanımız var. Geçen yıl ihracatımız 10 milyon doları geçti.”
Mondial kayseri’yi üs seçti
Kaysu’nun derin dondurucu pazarında iddialı olacağını belirten Metin Filiz şunları söylüyor: “İtalyan Mondial grupla 4 – 5 aydır görüşüyoruz. Onların Romanya’da derin dondurucu fabrikası var. Onu buraya taşıyıp, Kayseri’yi üs yapma planları var. Anlaşma olursa biz hem Kleo markasıyla kendi derin dondurucumuzu, hem de ortak üretim yapacağız. Vestel’e de mini bar yapmak için görüşüyoruz.
Suyu yerinden oynatsanız mini bar kasaya yazıyor!
Kaysu’nun ürettiği mini barların çok değişik özellikleri var. Firma sensörlü ve kısa mesajla çalışan son teknoloji mini barlar da üretiyor. Metin Filiz şunları söylüyor:
“Bazı mini barlarımız sensörlü. Yani içeceği yerinden kaldırdığınız an hesabınıza yazılıyor. Ancak bu sıkıntı yaratabiliyor. Kimi müşteri içeceği inceleyip yerine koyuyor. Bir de Norveç’e sattığımız son model bir mini bar var. İçindekileri ekrandan görüyorsunuz. Açamıyorsunuz. Ekrana dokunup ya da SMS’le içeceği seçiyorsunuz, çekmecesine düşüyor. Normal mini bar bizde 70 – 80 avroysa bunlar 500 – 600 avro. Ancak kat sorumlusu gerektirmiyor. Eksik ürünleri bilgisayardan izliyorsunuz.”

Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM’nin 15 Ekim 2008 tarihinde gerçekleşen 6. Birleşiminde görüşülerek kabul edildi.

Coğrafi İşaret tescil maliyetlerinin azaltılmasını amaçlayan Kanun Tasarısının yasalaşması ile ülkemizde tescilli coğrafi işaret sayısının hızla artması beklenmekte. Türkiye’de coğrafi işaret korumasının başladığı 27 Haziran 1995 tarihinden 15 Ekim 2008 tarihine kadar Türk Patent Enstitüsü’nce 102 coğrafi işaret tescil edildi. 142 başvuruya ilişkin işlemler ise devam etmekte.

« Previous Entries

Parse error: syntax error, unexpected '}' in /home/markvcom/public_html/wp-content/themes/textback/footer.php on line 7