MİNDSHARE YENİDEN YAPILANIYOR
Eylül 29, 2008
Uluslararası pazarlama ve medya şirketi Mindshare, bugün tüm dünyada kurumsal kimliğindeki kapsamlı değişimi açıklıyor. Firma, müşterilerinin ‘birincil iş ortağı’ olma amacını taşıyan dünya çapındaki yeniden yapılanmasını yansıtacak şekilde marka kimliğini yeniliyor.
Marka ajansı Moving Brands ile sürdürülen ortak çalışma sonucunda gerçekleştirilen yeni tasarım, WPP grubuna bağlı Mindshare’in bu yılın Nisan ayında açıkladığı ve dünya çapında halen sürmekte olan yeniden yapılanması ile örtüşüyor. On yıl önceki kuruluşundan bu yana ilk kez yeniden yapılanma kararı alan ajans, müşterilerinin ‘birincil iş ortağı’ olma amacını taşıyor. 1997’de JWT ve Ogilvy & Mather’ın medya departmanlarının birleşmesi ile kurulan ajansın o dönemde seçtiği kurumsal rengi olan mor kullanılmaya devam edecek. Ancak, ajansın logosu ve görsel kimliği tamamen yenileniyor. Yeni logo, Mindshare için özel olarak tasarlanmış yazı karakterine ek olarak, Mindshare’in yeni ortaklık sembolünü de içeriyor. Bu sembol, Mindshare’in işinin yapısını ve şeklini yansıtacak şekilde tasarlandı. Sembol, Mindshare’in müşterileriyle, tedarikçileriyle ve diğer ajanslarla olan ortaklıklarını yansıtan yeni ve güçlü bir şekil oluşturacak biçimde biraraya gelen iki şekilden oluşuyor. Renk akışı işin her adımında yer alan yaratıcılığı sembolize ederken, bütünü oluşturan parçalar Mindshare’in platformdan bağımsız çalışma anlayışının ve müşterilerinin işine olan “açık kaynak” yaklaşımının bir parçası olarak biraraya getirilmiş uzmanlık birimlerini yansıtıyor.
Mindshare düzyazı olarak yazıldığında, “S” harfi bundan böyle eskiden olduğu şekilde büyük harf olarak kullanılmayacak. Yani, firma ismi bundan böyle MindShare olarak değil, Mindshare olarak yazılacak. Bu, görsel olarak, bir düzineden fazla uzmanlık biriminden oluşan yapısını, yeniden yapılanma sürecinde birbirine entegre ve işbirliği içinde çalışan dört grupta (Client Leadership, Business Planning, Invention ve Exchange) toplama kararı alan ajansın sadeleştirilmiş yeni çalışma anlayışını yansıtıyor olacak. Bu yeni logo, Mindshare’in yeni teknolojiye olan ilerici yaklaşımını ve medya ortamındaki gelişmelere açıklığını ifade ediyor. Mindshare Worldwide pazarlama direktörü Ailsa Lochrie konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Gerek Mindshare’in kendini sürekli yenileme ve müşterilerimize en iyi ve en uygun hizmeti verme becerisinin gerekse de dünya çapında halen devam etmekte olan yeniden yapılanmamızın bir sonucu olarak, kurum kimliğimizi baştan aşağı canlandırma ve güçlendirme fırsatını elde ettik. Bu yeni kimlik, ortaklığa, tüketiciyle yapılan değer takaslarına ve işbirliklerine odaklanarak, müşterilerimizin pazarlama omurgası olarak hareket eden yeni model bir ajans olarak büyümemizin bir sonraki adımını müjdeliyor.”
Mindshare Worldwide CEO’su Dominic Proctor ise şöyle konuştu: “Kurulduğumuzda geleceğin ajansı olmak istiyorduk. Geçen 10 yıla rağmen bu hedef ilk günkünden çok daha güçlü. Bugün, bizi o geleceğe hazırlayan ve dünya çapında devam etmekte olan yeniden yapılanmamızın da işaret ettiği bu tutkumuzu yansıtan yeni marka kimliğimizi açıklıyoruz. Bu çalışma tüm dünyadaki ofislerimizin katkılarının bir sonucudur ve en büyük varlıklarımızdan biri olan dünya çapındaki ağımızın tutarlılığının ve müşterilerimizle birlikte pazarımızın gündemini belirlemek konusundaki hiç eksilmeyen tutkumuzun bir yansımasıdır.
Mindshare cirosu 23 milyar doları aşan uluslararası bir pazarlama ve medya hizmetleri ajansı.(kaynak: RECMA). Ajansın ABD, Latin Amerika, Avrupa, Orta Doğu ve Asya Pasifik’te 67 ülkede, her biri çalıştığı firmalar ve bu firmaların markaları için rekabetçi pazarlama avantajları yaratmaya odaklı 97 ofisi bulunuyır. Mindshare, 63.5 milyar dolarlık cirosu ile (kaynak: RECMA) dünyanın en önde giden iletişim hizmetleri grubu olan WPP’nin bünyesinde. Firma aynı zamanda bir GroupM şirketi. Dünyanın en büyük tam hizmet medya yatırım yönetimi operasyonu olan GroupM, WPP Group tarafından bu alanda hizmet veren şirketlerinin yönetimi için kuruldu. Bu şirketler Mindshare, Mediaedge:cia, MediaCom ve MAXUS. GroupM, hacim ve ölçeğin medya satın almada akıllıca kullanımına, yeniliğe ve hizmet kalitesine odaklanarak, müşterilerinin ve yönetimi altındaki şirketlerin en büyük faydayı sağlamasını amaçlıyor.
Kaynak:www.haberler.com
HATAYLILAR KÜNEFENİN PATENTİNİ ALDI
Eylül 29, 2008
Havası Kadar Sıcak Tatlısıyla da Meşhur Hataylılar Künefenin Patentini Aldı. Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Tarafından Yapılan Müracaatta Künefenin Anavatanının Antakya Olduğu Tescillendi.
Geçtiğimiz Günlerde Künefenin Hataylılara Ait Olduğu Resmi Gazete’de Yayımlandı. Resmi Gazete Yayınlanmadan Önce Tescil İçin Antakya Ticaret ve Sanayi Odası(atso) Başkanlığı Yaklaşık 8 Bin YTL Civarında Bir Ödeme Yaptı.
Havası kadar sıcak tatlısıyla da meşhur Hataylılar künefenin patentini aldı. Antakya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yapılan müracaatta künefenin anavatanının Antakya olduğu tescillendi. Geçtiğimiz günlerde künefenin Hataylılara ait olduğu Resmi Gazete’de yayımlandı. Resmi Gazete yayınlanmadan önce tescil için Antakya Ticaret ve Sanayi Odası(ATSO) başkanlığı yaklaşık 8 bin YTL civarında bir ödeme yaptı.
ATSO Başkanı Hikmet Çinçin, yaptığı yazılı açıklamada, künefenin tescilini yaptırarak Hatay damak tadının yanlış tanıtımının önüne geçtiklerini aktardı. Tescil sayesinde künefenin yurt içi ve dışında aynı kalite ve lezzetle satışa sunulacağını kaydeden Çinçin, dileyen işletmelere tescilli Hatay künefesi satabilmeleri için belge verebileceklerini, ayrıca işletmelerin de sürekli denetleneceğini belirtti. Çinçin, açıklamasında dünya çapında tanınan Hatay künefesinin gelecek kuşaklara daha iyi aktarılması için 14 Nisan 2006 günü Türk Patent Enstitüsüne başvuru yaptıklarını hatırlatarak, ”Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde bilinen, beğeniyle tüketilen ve aranan künefe diğer kültür ürünleri gibi maalesef taklide maruz kalıyordu. Hatay dışında birçok kentte künefe satışı yapılıyor. Ancak bu künefe hiç bir şekilde Hatay’da yapılana benzemiyor. Yöresel tatlımızı koruma altına almak, taklit edilmesinin önüne geçmek için yaptığımız girişim olumlu sonuçlandı. Künefenin Hatay’a özgü bir tatlı olduğuyla ilgili Coğrafi İşaret Tescil Belgesi aldık.” ifadelerine yer verdi
Hataylıları sevindiren bu gelişme Antakya’da künefecilik yapan esnafı da çok mutlu etti. Son yıllarda künefeyi Antakya’nın tanıtımı için festivallere taşıyan Antakya Belediyesi ile işbirliği yapan Kral Künefe işletmecisinin sahibi Mehmet Cavit Hüyük ile kardeşleri künefeyi dondurup Amerika’ya, Hollanda’ya, Almanya’ya bile gönderiyorlardı. Antakya Belediyesi’nin son festivalinde 50 metre uzunluğunda künefe yaparak kentin tanıtımına katkıda bulunan Hüyük kardeşler, künefenin patentinin alınmasından çok mutlu olduklarını belirtti.
Kaynak:www.haberler.com
Google 10. yılda 10 milyon dolar ödül verecek
Eylül 28, 2008
İnternetin bir numaralı arama motoru Google, kuruluşunun 10. yıl dönümü nedeniyle dünyayı değiştirecek en iyi fikirleri 10 milyon dolarla ödüllendirecek.
Google’ın açıklamasında, bu ödülün, akıllı teknoloji aracılığıyla olağanüstü sonuçlar sağlayacak, küçük ölçekte başlayarak uzun dönemde büyük sonuçları olacak 5 fikrin sahipleri arasında paylaştırılacağı belirtildi. Açıklamada, fikirlerin Google’a sunulacağı sürenin 20 Ekimde dolacağı kaydedildi. Tüm fikirler arasından 100 tanesinin seçilerek 27 Ocak 2009′da açıklanacağı, daha sonra Google kullanıcılarının finale kalan 20 fikri belirleyeceği, Google’un oluşturacağı kurulun da kazanan 5 fikri seçeceği belirtildi.
15 Eylül 1997’de Larry Page ve Sergey Brin adlı Stanford Üniversitesi öğrencilerinin, ”google.com” adının haklarını almalarıyla basit bir arama motoru olarak kurulan Google, kısa sürede internet üzerinden bilgiye ulaşmada en çok kullanılan arama motoru haline geldi.
Wachovia ile Citigroup birleşme için ön görüşmelere başladı
Eylül 28, 2008
ABD’nin iki büyük bankası Wachovia ile Citigroup’un birleşmek için ön görüşmelere başladığı bildirildi.
New York Times gazetesi, varlıkları bakımından ülkenin en büyük altıncı bankası Wachovia ile varlıkları bakımından ülkenin en büyük bankası Citigroup arasında birleşme konusunda ön görüşmeler yapıldığını, ancak görüşmelerden sonuç çıkmayabileceğini yazdı.
Şafak Hastaneleri’nin yeni ortağı yunanlı Hygeia
Eylül 28, 2008
Geçtiğimiz yıl hisselerinin yüzde 60′ını 60 milyon dolar bedel ile Julius Baer’e satıp, ardından da bu karardan vazgeçen Şafak Hastanaleri şimdi de hisselerinin yüzde 50’sini 48 milyon dolara Yunanlı Hygeia’ya sattı.
Şafak Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Saim Öztürk, “Eski ortaklığımızla yönetim konusunda sorunlar yaşadık. Bu nedenle hisselerimizi geri aldık. Şimdi yeni ortağımız ile yönetimde eş, söz hakkına sahip olacağız. Beraber yurtdışına açılacağız” dedi.
1 milyar dolar yatırım yapacak
Birkaç yıl içinde Dubai’de başlayarak yurtdışında yayılmak için 1 milyar dolar yatırım yapacaklarını dile getiren Öztürk, “Ortağımız Hırvatistan, Kuzey Kıbrıs, Romanya gibi ülkelerde varlığını koruyor. Bizim amacımız yurt dışında onlarla birlikte büyümek. Türkiye’de de 4-5 hastane daha almayı planlıyoruz” dedi.
Anlaşma kapsamında İstanbul’da Şafak grubuna ait arazinin yarısı da Hygeia’ya satıldı. Ortaklar araziye kısa sürede modern hastane kurmayı planlıyor.
Özel Şafak Hastaneleri 1998’de kuyumculuk sektörünü bırakan Saim, Seçim ve Mehmet Öztürk kardeşler tarafından kuruldu. İlk hastanelerini aynı yıl İstanbul Gaziosmanpaşa’da açan kardeşler, 2005’e kadar Göztepe Şafak Hastanesi, Bahçelievlerde JFK hastanesi ve yine Gaziosmanpaşa’da bir hastane kurdu. 4 hastanesi olan Özel Şafak Hastaneleri Grubunun toplam yatak sayısı 500’ü aşıyor.
‘Organik Atila’ koca bir sektör yarattı
Eylül 28, 2008
Organik gıda ile beslenme, Türkiye’de de yasalar ve yönetmeliklerle korunan koca bir sektöre dönüştü. Bu başarının ilk harcını ise Rapunzel Organik Tarım şirketinin sahibi Atilla Ertem attı.
Türkiye’de 1986 yılında 11 üretici ve 1 ürünle başlayan organik gıda üretimi, bugün 12 bin üreticiyi ve 300 ürün çeşidini kapsayan dev bir sektör konumunda. Organik gıda üretiminin bir sektöre dönüşmesinin mimarı olan Atila Ertem, Rapunzel Organik Tarım Ürünleri şirketinin sahibi.
Rapunzel’in yolculuğu kuruluşundan 6 yıl öncesinden başlıyor. 1980′li yıllardaki dışa açılma politikasının getirdiği heyecanla, gerek Türk, gerekse yabancı işadamları 4 mevsimin yaşandığı bereketli Anadolu topraklarına taşıyabilecekleri yeni sektörleri araştırmaya girişiyor.
O yıllarda devlet memuru olarak görev yapan Ziraat Mühendisi Atila Ertem, tesadüfen 1975 yılından bu yana Almanya’da faaliyet gösteren Rapunzel Organik’in kurucularından Josehp Wilhelm’la tanışıyor. 1985 yılında Türkiye’ye organik ürün almaya gelen Wilhelm, ihracatçılar da dahil, organik ürün konusunda bilgisi olan kimseyi bulamıyor. İhracatçılar, 3 ayda bir enstitüye gelen dergilerle organik ürünler hakkında az da olsa bilgi sahibi olan Atilla Ertem’e müracaat ediyor. Yabancı bir dergide okuduğu ‘organik şarapçılık’tan başka bir bilgisi olmayan Ertem’in Rapunzel macerası başlıyor…
ETO’ya yeni şube
Tüm Türkiye’yi gezerek, organik üretimi herkese anlatan Ertem, 1992 yılında Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği’ni kurmuş. Derneğin kurucu üyesi olmasına karşın ancak 15 yıl sonra derneğe başkan olabilen Ertem, derneğin bugüne kadar 3 bin kişiyi eğittiğini söylüyor. Önümüzdeki aylarda derneğin İzmir dışındaki ilk şubesi Adana’ya açılacak. Ertem, 2009′da ise aralarında Ankara’nın da bulunduğu 3 ilde daha şube açacaklarını belirtti. 15 yılda sağladıkları yapılanmayla organik üründen, organik sektöre geçişi sağladıklarını Ertem, tekstiliyle, mobilyasıyla, güzellik ve temizlik ürünleriyle dünyada organik sektörün yaşadığı gelişmelerin Türkiye’de de takip edildiğini belirterek, “Bu haliyle önümüzdeki 5 yıl içerisinde bizim ortaya koyduğumuz 1 milyar dolarlık araştırmalarla ortaya koyduğumuz hedefe ulaşacağımıza inanıyoruz” diyor
KAYIT DIŞININ İLACI ORGANİK
Organik sektörün Türkiye’de yüzde 60′lere ulaşmış kayıtdışı oranlarını büyük ölçüde azaltacağını ifade eden Atila Ertem, gıdada kayıtdışı oranının yüzde 90′larda olduğunu vurguluyor ve şunları söylüyor: “Organik tarımda attığınız her adımı belgelere dayandırmak zorundasınız. Aksi takdirde kontrol mekanizmaları size ürünün organik olduğuna dair belgeyi vermez. Bu da her üreticinin kayıt altına girmesi demektir.” Organik sektörünün sağlık masraflarını da yarı yarıya azaltacağını öne süren Ertem, bağışıklık sistemi gelişmiş bir toplumun koruyucu hekimlik sistemine geçişinde, sektörün ön koşul olduğunu, sağlıklı bir toplum oluşturarak ülkeyi kalkındıracağını söylüyor.
5. SIRADAYDIK ARTIK 37′İNCİYİZ
Dünyada organik ürünler ticaretinin 46 milyar dolar civarında, Türkiye’de ise 150-200 milyon dolarlarda seyrettiğini aktaran Atila Ertem, “1990 yılında ben İspanya’daki bir organik tarım toplantısına gittiğimde dünyanın 5. büyük organik tarım üreticisi ülke olarak konuşmuştum. Bugün ise Türkiye 37. sıraya düştü. Kuzey Togo diye bir ülke bile Türkiye’nin önünde. Türkiye Organik üretiminin önemini kavrayamadı. Gelişmeyi yakalayamadı. Ama yeni gelişmelerle Türkiye’yi daha ilerilere taşıyacağız” değerlendirmesini yapıyor.
HER DOĞAL ÜRÜN ORGANİK DEĞİL
Dünyadaki ekolojik ürünlerle normal ürünler arasındaki fiyat farkı, Türkiye’de ortalamanın üzerinde. Bunun nedeni olarak iç piyasada tüketimin azlığını gösteren Atila Ertem, “Dünyada bir çok ülkede bu ürünlerde fiyat farkı yüzde 30-50. Türkiye’de ise bu yüzde 80-100 civarında. Fiyatların azalması, tüketimin çoğalmasından geçiyor.” diyor. Her doğal ürünün, organik ürün olmadığına dikkat çeken Ertem, yol kenarında kendi kendine yetişen bir bitkinin doğal ancak sağlıklı olmadığını hatırlatıyor. Ertem, katkı maddeleri konularak doğallıktan uzaklaşmasına karşın bazı ürünlerin raflarda ‘yüzde yüz naturel’ etiketiyle yer almasına da isyan ediyor.
TPE Türk Patent Enstitüsü
Eylül 26, 2008
Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı, özel bütçeli, bağımsız yasal bir kuruluştur. TPE, Türkiye’nin teknolojik gelişimine katkıda bulunmak, memleket genelinde serbest rekabet ortamını sağlamak, araştırma geliştirme hareketlerinin ilerlemisini mümkün kılmak üzre; kanunla düzenlenmiş patent, marka ve endüstriyel mülkiyet haklarının oluşması, korunması ve bu haklara ilişkin yurt içi, yurt dışı bilgi ve belgeleri kamu yararına sunmak gibi bir gayeye sahiptir.
Organ ve birimler
1. Yönetim Kurulu
2. Danışma Kurulu
3. Başkanlık
4. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu
5. Ana Hizmet Birimleri
6. Yardımcı Hizmet Birimleri
7. Danışma Birimleri
Türkiye’de sınaî mülkiyet alanındaki hukuki düzenlemeler, 1870′li yıllara kadar uzanmaktadır. 1871 tarihli Eşya-i Ticariyeye Mahsus Alamet-i Farikalara Dair Nizamname ve 1879 tarihli “İhtira Beratı Kanunu marka ve patent konularında ülkemizdeki yasal korumanın temelini teşkil etmektedir. Bu düzenlemeler ile Türkiye, sınaî mülkiyet haklarında koruma sağlayan ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında da sınaî mülkiyet haklarının korunmasına önem verilmiş ve “Sınaî Mülkiyetin Korunması için Uluslararası Bir Birlik Oluşturulması Hakkındaki Paris Sözleşmesine 1925 yılında katılım sağlanmıştır.
1965 yılında 551 sayılı “Marka Kanunu”nun yürürlüğe girmesi ve 1976 yılında “Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) Kuruluş Anlaşması”na katılım, Türkiye’de sınaî mülkiyet hakları koruması alanındaki önemli adımlar arasında yer almaktadır.
24 Haziran 1994 tarihinde, 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı, idari ve mali özerkliğe sahip Türk Patent Enstitüsü’nün (TPE) kurulması, sınaî mülkiyet hakları alanında bir dönüm noktası olmuştur. 544 Sayılı KHK’nın günümüz koşullarına uyumlu hale getirilmesi ve kanunlaştırılması amacıyla 19 Kasım 2003 tarihinde �5000 Sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun� yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Bu kanunda TPE’nin temel amaçları;
-Türkiye’nin teknolojik ilerlemesine katkıda bulunulmak,
-Ülke içinde serbest rekabet ortamının oluşmasını ve araştırma-geliştirme faaliyetlerinin gelişmesini sağlamak üzere sınaî mülkiyet haklarının tesisi ile korumanın sağlanmak,
-Sınaî mülkiyet haklarına ilişkin yurt içi ve yurt dışında var olan bilgi ve dokümantasyonu kamunun istifadesine sunmak,
olarak belirlenmiştir.
Türkiye’nin, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kuruluş Anlaşması ve eki Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşmasından (TRIPS) ve Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi amacıyla, TPE öncülüğünde patent, marka, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretler alanlarında reform niteliğinde kanun hükmünde kararnameler oluşturulmuştur.
1994′ten günümüze kadar geçen dönem içinde 11 uluslararası anlaşmaya taraf olunmuştur. Ülke çapında güçlü bir sınaî mülkiyet sistemi oluşturulması amacıyla ihtisas mahkemeleri kurulmuş, sistemin kullanıcılarına yönelik verilen eğitim ve düzenlenen tanıtım faaliyetleriyle kamunun bilinçlendirilmesine yönelik önemli çalışmalar yürütülmüştür.
Ayrıca, uluslararası anlaşmalara taraf olunması nedeniyle gerekli olan ve uygulamadan doğan sorunları gidermeye yönelik mevzuat değişiklikleri de bu dönem içerisinde gerçekleştirilmiştir.
Son yıllar ise TPE’nin yurt içinde ve uluslararası ilişkilerde dışa açıldığı, tanıtım ve kurumsal gelişme alanlarında büyük ilerleme gösterdiği, bunların yanında iş hacminde de büyük artışların gerçekleştiği bir dönem olmuştur.
Kaynak:
Wikipedia ve Türk Patent Enstitüsü
Lipton Ice Tea Nar
Eylül 25, 2008
Soğuk çay pazarının lider markası Lipton Ice Tea ailesinin yeni üyesi Lipton Ice Tea Nar, sağlıklı ve ferahlatıcı etkisiyle iftar sofralarının değişmez lezzeti haline geldi.
Tüketicilerinin karşısına her zaman yeniliklerle çıkan, soğuk içecek pazarının lider markası Lipton Ice Tea, yenilikleriyle adından söz ettirmeye devam ediyor. Lipton Ice Tea Nar soğuk çay severlerin karşısına iftar sofralarında ferahlatıcı farklı bir seçenek olarak çıkıyor.
İçeriği sebebiyle mucize meyve olarak tanımlanan antioksidan ve C vitamini deposu nar, serinleten ve susuzluğu gideren Lipton Ice Tea ile birleşiyor ve doğal enerjiyi açığa çıkartan lezzeti ile fark yaratan Lipton Ice Tea Nar’ı oluşturuyor.
Lipton Ice Tea Nar, tatlandırıcı, renklendirici ve koruyucu içermiyor ve aromadan üretiliyor, içerdiği tehanin maddesi ile iftarlarda da lezzetiyle ferahlatıyor.
Lipton Ice Tea, Limon, Şeftali, Green ve Mango çeşitlerinde 1 ve 1,5 litrelik ambalaj seçenekleriyle iftar sofralarındaki yerini alıyor. Lipton Ice Tea ailesi, trendleri takip eden, damak zevkine ve sağlığına önem veren herkes tarafından tercih ediliyor.
Samsunlu işadamları Avrupa’ya açılıyor
Eylül 25, 2008
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), 18-19 Kasım da Türkiye-Ortadoğu-Doğu Avrupa Dış Ticaret Köprüsü kapsamında iş dünyasını İstanbul’da buluşturuyor. Türkiye’den bin, Orta ve Doğu Avrupa’nın 16 ülkesinden 255 işadamı programa katılacak.
İş dünyası yeni bir çıkış arıyor
Karadeniz Sanayici ve İşadamları Derneği (KASİAD) Başkanı Ömür Öziç, iş dünyasının çıkış aradığını ifade etti. Öziç, derneklerinin bağlı olduğu TUSKON’un 18-19 Kasım’da Türkiye-Ortadoğu-Doğu Avrupa Dış Ticaret Köprüsü kapsamında iş dünyasını İstanbul’da buluşturacağını söyledi. KASİAD, üyeleriyle iftar yemeğinde biraraya geldi. KASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömür Öziç, konuşmasında, bağlı oldukları TUSKON ile bir taraftan ihracatçıları uluslararası pazarlara yönlendirirken, içeride işadamlarının ihtiyaçları doğrultusunda konferans, panel ve seminerler düzenlediklerini söyledi. Genel işletmecilik konularındaki eğitim seminerlerine önümüzdeki dönemde de devam edeceklerini belirten Öziç, “Özellikle üyelerimizin ihtiyaç duyduğu dallarda meslek kursları açarak hem piyasaya kalifiye eleman yetiştireceğiz, hem de işsiz geçleri meslek sahibi yapacağız. Yine, bilgilendirme toplantıları ve seminerlerle sektör sorunlarını ve çözüm yollarını tartışacağımız toplantılarımıza devam edeceğiz” dedi.
16 ülkeden 255 işadamı katılacak
TUSKON tarafından 18-19 Kasım’da İstanbul Şişli Cevahir Kongre Merkezi’nde Türkiye-Orta ve Doğu Avrupa Dış Ticaret Köprüsü programı düzenleyeceklerini kaydeden Öziç, “Biz de Samsun adına heyet olarak katılacağız. Türkiye’den bin, Orta ve Doğu Avrupa’dan 16 ülkeden 255 işadamının katılacağı programdan Samsunlu işadamları olarak yeni iş fırsatları yakalayacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.
Dev markalar isimlerini nereden alıyor?
Eylül 24, 2008
Toshiba
Tüketici elektroniği pazarındaki bilinen en eski şirket olan Toshiba, hayatına 1875 yılında Tanaka Seizo-Sho ismi altında telefon mühendisliği firması olarak başladı. 1899 yılında Tokyo Denki ismini alan şirket, 1939 yılından itibaren ise Tokyo Shibaura Electric şirketi olarak hayatına devam etti.
Panasonic
Matsushita Electric Industrial şirketi tarafından imal edilen elektrikli aletlerin bir markası olan Panasonic, ilk olarak 1918 yılında ortaya çıktı. Amerika pazarında o yıllar National markasının çok kullanılmasından dolayı Panasonic ismini tercih eden şirket, Japonya’da halen National markası altında faaliyet gösteriyor
JVC
1927 yılında Yokohama’da kurulan JVC(Japanese Victory Company)’nin kökleri Victor Talking Machine Company’e kadar uzanıyor. İlk yıllar fonograf üretimiyle ilgilenen şirket, daha sonra VHS video kaydedici ve TV pazarına el attı.
Canon
Bir şirket olmaktan öte, Precision Optical Unstruments Laboratory şirketinin bir markası olan Canon, hayatına 1993 yılında kamera üretimiyle başladı. Kwanon adı altında üretilen bu ilk kameralar 1995 yılından sonra yerini ticari marka olarak ‘Canon’a bıraktı. Benzer anlamlara gelen Kwanon ve Canon, İngilizce’de ‘criterion’ olarak geçen ‘kriter’ kelimesinden anlamına geliyor.
LG
Touchphone’ları ve TV’leriyle tanınan LG, iki şirketin birleşmesi sonucu LG ismini aldı. Ev ürünleri üreten Lucky firmasıyla ucuz elektronik cihazlar üreten GoldStar’ın birleşmesiyle ortaya çıkan LG, 1995 yılından sonra GoldStar’ın ortadan kaldırılmasıyla yerini LG Electronics’e bıraktı.
Sharp
Dünyanın ünlü Japon markalarından biri olan ünlü LCD TV devi Sharp, ismini “Ever-Sharp” isimli kalemden alıyor. 1925 yılında tüketici elektroniği pazarına giren Sharp, o yıllarda Japonya’nın ilk kristal radyo üreticilerinden biriydi.
Apple
1976 yılında Steve Jobs ve Steve Wozniak tarafından kurulan Apple Computer’ın ismi ise, o yıllarda Jobs’un fanı olduğu Beatles grubunun Apple Records plak şirketinden geliyor. Ancak o yıllarda Jobs’un bu girişimi Beatles cephesinde de geniş yankı buldu ve Beatles işi Apple’ı mahkemeye vermeye kadar götürdü. 30 yıl kadar süren mahkeme ise Apple Computer’ın Apple ismini gruptan satın almasıyla nihayet 2007 yılında sonuca bağlandı.
Sony
Koreli rakibi Samsung’a göre nispeten daha genç olan Sony, ilk kez 1946 yılında Tokyo Tshushin Kokyo ismiyle ortaya çıktı. İlk yıllarda pirinç ocağı üretimiyle satışlarını gerçekleştiren Sony, 1955 yılından itibaren Latincede ‘genç delikanlı’ anlamına gelen Sonny’den esinlenerek Sony ismini aldı ve yoluna devam etti. Portatif TV’lerden Walkman’e, PS serisinden CD/DVD çalara kadar geniş yelpazede ürünleri bulunan şirket, bugün dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alıyor.
Samsung
Tüketici elektroniği pazarına aslında oldukça yeni olan Koreli şirket, hayatına 1969 yılında Samsung-Sanyo Electric Company ismi altında başladı. Aslında kökleri 1939 yılına kadar uzanan ve Byung-Chull tarafından kurulan Samsung-Sanyo Electric Company, o yıllarda sebze, meyve ve balık ihracatıyla uğraşıyordu. 1970′li yılların sonuna doğru tekstil ve inşaat endüstrisiyle daha yakından ilgilenen şirket, bunun yanında tüketicilerine renkli TV’ler de sunuyordu. Sonraki 10 yılında uçak yapımına odaklanan Samsung-Sanyo Electronic Company, o yıllarda dünyanın en küçük video kaydedicilerini üretiyordu. Bugün ise Sony gibi dev markalarla rekabet içinde olan Samsung, milyar dolarlık satış rakamıyla dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden biri. İsmini Kore dilinden alan Samsung’un kelime anlamı “üç yıldız”.









Son Yorumlar