AMY&PINK

AND THEIR DANCING AND THEIR LAUGHING.

 
RSS Feed

Have we lost freedom?

Erkek giyim markası Havan’ın üreticisi Ekolteks’in Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Havan, teksil sektöründe yaşanan krize rağmen yatırımlarına devam ettiklerini açıkladı.

1982 yılından bugüne kadar büyüyerek, tekstil sektörünün tanınmış markaları arasına giren Havan Menswear istihdam,iş hacmi ve ülke ekonomisine katkı ve sorumlulukları ile hedefe emin adımlarla ilerliyor.

Artan rekabet koşullarına uygun olarak, ulusal ve küresel pazarlarda daha başarılı olmak için yoğun çalışma yaptıklarını vurgulayan  Havan Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Havan, “5500 metrekarelik alana sahip fabrikamızda modern makine parkuru ile üretim yapıyoruz. 3 showroom ile yerli ve yabancı müşteriye ulaşıyoruz. Ancak Türkiye Ekonomisinde  yaşanan sıkıntı tüm sektörleri olduğu gibi tekstili de her geçen gün olumsuz etkiliyor. Fakat karamsarlığa kapılmamak gerekiyor” dedi.

2009 Kış sezonunu geçtiğimiz aylarda açtıklarını belirten Şadan Havan “Türkiye de bir  ilki gerçekleştirdik. Havan yazılı swarovski taşlı mendiller, gündelik yaşamda giydiğiniz bir spor ceketi şık bir gece kıyafetine dönüştürüyor.  2009 kış kreasyonunda kahve, siyah, gri ve füme renkleri hakim. Yün,ipek ve kaşmir karışımlarından elde edilen özel dokuma kumaşların kullanıldığı klasik takımlar;gümüş ipliklerle işlenen nakışlar ,gümüş ve sedefli düğmelerle zenginleştirildi. Havan sportif takımlarla da özel kumaşları canlı renkleri ve aksesuarları ile günümüzün dinamik erkeğinin imajını tazeledik” diye konuştu.

HSBC Bank A.Ş., dünyanın prestijli finans dergilerinden Global Finance’in 9 yıldır düzenlediği “Dünyanın En İyi İnternet Bankaları” yarışmasında Türkiye’nin “En İyi Bireysel İnternet Bankası” seçildi.

HSBC’nin ödülü online hizmet stratejisinin gücü, müşterilerine web ortamında sunduğu fırsatlar ve bunları kullandırmadaki başarısı, internet müşterilerinin sayısındaki artış, web sitesi tasarımı ve işlevselliği gibi kriterlere göre aldığı belirtildi. HSBC Grup ise, farklı ülkelerde ve farklı alt kategorilerde toplamda 39 ödüle layık görüldü. Ödül kazananlar dünya çapında bir jüri tarafından değerlendirilen bankalar arasından seçildi ve son seçim Global Finance editörleri tarafından yapıldı.

HSBC Bireysel Direkt Bankacılık Grup Başkanı Bülent Beler, “Bu yıl ülkemizin en iyi bireysel internet bankası seçilmekten gurur duyuyoruz. Global Finance’in değerlendirmesi, bu alandaki başarımızın göstergesi. Aynı zamanda ileride yapacaklarımız için de tüm ekibimizi teşvik edeceğine inanıyorum. HSBC olarak, her zaman tüketicimize en kolay ve en güvenli platformu sunmayı hedefliyoruz. Bunun için de teknolojiye yatırım yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Çelebi Hava Servisi A.Ş.nin (ÇHS), Hindistan’daki Delhi Uluslararası Havalimanı’nın yer hizmetleri ihalesine katılma kararı aldığı bildirildi.

ÇHS’den yapılan açıklamada, şirketin, yurt dışı yatırımlara hız verdiği belirtilerek, 2006’da Macaristan’daki Budapeşte Havalimanının yer hizmetleri ihalesini kazanan ÇHS’nin, yurt dışı deneyimi nedeniyle özellikle Batı ve Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Hindistan’daki birçok ihaleye çağrıldığı ve görüşmelerini sürdürdüğü belirtildi.
Şirketin yapılan yönetim kurulu toplantısında, Hindistan’ın Delhi kentindeki Delhi Uluslararası Havalimanı işletmecisi Delhi International Airport Private Ltd. (DIAL) şirketi tarafından 10 yıl süreyle hava alanı yer hizmetlerinin yürütülmesi için açılan lisans ihalesine katılma kararı çıktığı bildirildi.
Açıklamada, söz konusu hava limanında genel havacılık faaliyetlerini yürüten Shaurya Aeronautics Private Ltd. (SAPL) şirketi ile oluşturulacak konsorsiyumun, ihaleyi kazanması durumunda yer hizmetleri işinin yürütülmesi amacıyla kurulacak ortak teşebbüs şirketinin sermayesine SAPL’nin yüzde 33, ÇHS’nin ise yüzde 67 oranında iştirak edeceği kaydedildi.
Hindistan’daki Delhi Uluslararası Havalimanının, 2007 yılında hizmet verdiği 113 bin uçak ve 23,5 milyon yolcuyla dünyanın sayılı hava limanları arasında yer aldığı belirtildi.

Milliyet

Gaziantepli Sonnendach firması, güneş enerjisi ile çalışan solar şarj cihazlarını Türkiye’de ekim ayında piyasaya sunacak.

Sonnendach Doğal Enerji Sistemleri Limited Şirketi Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Mehmet Yıldırım,yenilenebilir enerji kaynakları kullanarak enerji üretiminde çevre ve insan sağlığına zarar vermeyen bir kültür geliştirmeyi ve Türkiye’nin dışarıya bağımlılığının azaltılmayı hedeflediklerini söyledi.

Alternatif enerji kaynakları konusunda AR-GE çalışmalarına ağırlık verdiklerini vurgulayan Yıldırım, cep telefonu, lap top, fotoğraf makinesi, kamera ve MP3′ü de şarj edebilen güneş enerjisiyle çalışan şarj cihazlarının Türkiye ve Afrika distribütörlüğünü aldıklarını belirtti. Yıldırım, 2 yıl boyunca araştırma yaptıklarını ifade ederek, şunları anlattı:

“Tayvan ve Çinli iki firmanın Türkiye ve Afrika distribütörlüğünü aldık. Çin’de bununla ilgili teknoloji çok gelişmiş. Distribütörlüğünü aldığımız Çinli firma, solar şarj cihazını yapmış. Şarj aletini güneşe koyuyorsunuz, içinde cep telefonunda kullanılan piller var, piller güneşte doluyor. Cep telefonu kitlerini bağlayarak, telefonunuzu şarj ediyorsunuz. Tayvan’dan malzemeyi alıyoruz. Çinli firma, bizim markamız adı altında bu ürünlerin üretimini yapıyor. Türkiye’ye ilk bizim getirdiğimiz solar cihazı ile fotoğraf makinesini, kamera, lap top ve MP3 de şarj edilebiliyor.”

“TASARIM PATENTİNİ ALDIK”

Distribütörlük aldıktan sonra ürünleri kendilerinin geliştirmeye başladığını anlatan Yıldırım, şu anda 5 çeşit solar şarj cihazı ile bisikletçiler, öğrenciler, sporcular ve iş adamları için üstünde solar şarj cihazlarının bulunduğu özel çantalar geliştirdiklerini kaydetti.

Solar şarj cihazlarının fiyatının KDV hariç 25-260 dolar, çantaların fiyatının 45-75 dolar arasında değiştiğini, bütün ürünlerin elektrikle de şarj edilebildiğini belirten Yıldırım, şunları aktardı:

“12 volta kadar şarj edebiliyorsunuz. 4 ile 10 saat arasında güneşte şarj oluyor. 6 ay bile geçse, piller dolu kalıyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ürünlerimize 7 yıl ömür verdi, ürünlerimiz 2 yıl garantili. Çantaların ve lap top şarj cihazının endüstriyel tasarım patentini aldık. 2009 yılında lap top cihazı şarjını Türkiye’de üreteceğiz.”

“AFRİKA’DAN ÇOK CİDDİ İLGİ VAR”

Mehmet Yıldırım, solar şarj cihazlarının dünyada ABD ve Çin’in yanı sıra Avusturya, Almanya ve İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde kullanıldığını bildirdi. Sonnendach olarak solar şarj cihazı ürünlerini ve çantaları Afrika ülkelerine ihraca başladıklarını belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

“Şu anda Fildişi ve Senegal’a gönderdik, Togo, Gana ve Gine’ye de göndereceğiz. Afrika’dan ürünlerimize ciddi ilgi oldu. Bu işin milyarlarca dolarlık piyasası var. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’nun (TUSKON) işbirliği zirveleri sayesinde yeni bağlantılar kurduk. Senegal ve Gine Disera’nın ticaret bakanları ile tanıştık. Ürünlerimiz ilgilerini çok çekti. Gine ticaret bakanının resmi davetlisi olarak, 25 Ağustos’ta Gine’de toplantı yapacağız. Fildişine, Senegal’a bölge distribütörlüğü verdik ve Kenya ve Kongo’ya vereceğiz. TUSKON zirvesinde tanıştığımız Fransız firma ile Avrupa distribütörlüğü görüşmemiz de son aşamada. Çin’de bir ay içinde ofis açacağız. İhracatta, özellikle lap top şarj cihazı ihracatında hedefimiz ABD.”

Türkiye’de marka ve reklam çalışmalarına ağırlık verdiklerini anlatan Mehmet Yıldırım, “Türkiye’de de ürünlerin satışına başlıyoruz. İstanbul, Ankara ve Gaziantep’te bölge distribütörlükleri oluşturduk. Ekim ayında ürünler piyasada olacak” dedi.

Uluslararası patent başvurularında (PCT) üç yıllık toplam artışlar dikkate alındığında yüzde 241 artışla Türkiye, Çin’i geride bırakarak en çok artış sağlayan ülke oldu. Türkiye’de 2003 yılında 38 bin olan marka başvurusu ise 2006 yılında 67 bine ulaştı.

TÜRK Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı Yusuf Balcı, Türkiye’de patent başvurularında dünya ortalamasının çok üzerinde artışlar meydana geldiğini bildirerek, “uluslararası patent başvurularında (PCT) üç yıllık toplam artışlar değerlendirildiğinde yüzde 241 artış ile Çin’i geride bırakarak en çok artış sağlayan ülkeyiz” dedi. Balcı, sınai mülkiyet hakları ile ilgili işlemleri Türkiye’de üretmekle görevli tek yetkili kuruluşun Türk Patent Enstitüsü olduğunu bildirdi. Son dönemde tescil işlemlerinin kalitesinin artırılmasının yanında Türkiye’de sınai mülkiyet bilincinin yerleşmesi ve gelişmesi için tanıtım faaliyetlerine büyük önem verdiklerini belirten Balcı, bu amaçla uygulanan strateji ve projelerin sonucunun alınmaya başlandığını kaydetti.

67 BİNE ÇIKTI: Türk ekonomisinde yaşanan gelişmelere paralel olarak sınai mülkiyet başvurularında da önemli artışlar olduğunu belirten Balcı, “2003 yılında 38 bin olan marka başvurusu 2006 yılında 67 bine ulaştı. Marka başvurusunda Fransa ve Almanya ile birlikte Avrupa’da ilk üç arasında yer alıyoruz. Geçen yıl 30 bin endüstriyel tasarım başvurusu oldu. Endüstriyel tasarımlarda da Avrupa’da ilk üç içindeyiz” dedi. Son dönemde Türkiye’de patent başvurularında da dünya ortalamasının çok üzerinde artışlar olduğuna dikkat çeken Balcı, yerli patent başvurularında bu yılın ilk yarısında önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 83 artış gerçekleştiğini kaydetti. Verilen patentlerde yerli patent sayısının ilk kez geçen yıl üç basamaklı rakamlara ulaştığını ifade eden Balcı, bu yılın ilk 6 ayında da üç basamaklı rakamların görüldüğünü anlattı. Küçük patent denilen faydalı model başvurularında da bu yılın ilk 6 ayında önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34 artış olduğunu bildiren Balcı, “Patent alanında sayısal olarak bulunulan noktanın Türkiye’nin potansiyelini yansıtmamakla birlikte geçen yıl 3500’ü yerli olmak üzere, 7700 patent ve faydalı model başvurusu yapıldı” dedi.

ÇİN’İ GERİDE BIRAKTIK: “Uluslararası patent başvurularında (PTC) üç yıllık toplam artışlar değerlendirildiğinde ise yüzde 241 artış ile Çin’i geride bırakarak en çok artış sağlayan ülkeyiz” diyen Balcı, patentte 2006 yılı verilerine göre uluslararası başvuru sayısı itibariyle Türkiye’nin dünyada 28. sırada olduğunu anlattı. Türkiye’nin yerli patent başvuru sayısında Avrupa’da 11. sırada bulunduğunu belirten Balcı, şunları söyledi: “Patent alanında yıllık artış ortalaması dünyada yüzde 5-10 oranlarında gerçekleşirken, Türkiye’deki artış oranı son yıllarda yüzde 40-50 aralığında bulunuyor. Bu trendin devamı halinde üç-dört yıl içinde dünyada öncü kabul edilen ilk 15 ülke arasına girmeyi bekliyoruz. Türkiye, bu patlamayı gerçekleştirecek potansiyele sahip. Son dönemde yapılan bilimsel araştırmalar, patent başvurularındaki yüzde 1’lik artış ülke ekonomilerinde yüzde 0,11’lik büyümeye tekabül ettiğinin ortaya çıkardı. Bu tespit son dönemde patent başvurularında yaşanan artışlara ayrı bir anlam kazandırdı. Bu yılın ilk yarısında yerli patent tescilleri iki kat arttı. Yerli patent tescil oranları da yüzde 2’lerden yüzde 6 civarına çıktı. Patent konusunda çok daha büyük bir patlama gerçekleşecek. Bu yıl 70 bin marka başvurusunu geçmeyi bekliyoruz.”

HÜRRİYET

Adana’nın Ceyhan ilçesinde bir çiftçi tarlasını güneş enerjisiyle çalıştırdığı pompalarla suluyor.

Artan mazot ve elektrik fiyatları çiftçileri, daha ekonomik enerji arayışına yöneltiyor.

Ceyhanlı çiftçi Kazım Önük, nehir kıyısındaki tarlasının sulama pompalarını çalıştırması için güneş panelleri kurdurdu.

Önük, “Artan fiyatlar karşısında, gerek benzin, gerek mazot, gerek elektrik. ondan dolayı böyle bir yeniliği araştırdım buldum” dedi.

Tarım girdilerinde önemli avantaj sağlayan sistemin, ödenen parayı 4 yılda amorti ettiği belirtiliyor.

Türk altın ve mücevherat sektörü dünya pazarında hızlı büyüyor. Yıllık ihracatı 1,5 milyar doları bulan sektör, İtalya’nın ardından ikinci sıraya yerleşti. Yeni İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği (İDMMİB) Başkanı İmam Altınbaş, Türk altın ve mücevherat sektörünün dünya markası olacağına inanıyor. Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Altınbaş, 2010′da 5, 2015 yılında ise 10 milyar dolara ulaşmak istediklerini söylüyor.

Bir önceki yönetimde başkan yardımcısı olarak görev alan Altınbaş, göreve gelir gelmez sektörün 10 yıllık gelecek stratejik planını hazırlattı. Birlik Başkanı, fırsat ve tehditlerin farkında olduklarını ve sektörlerini küresel rekabete karşı güçlendireceklerini ifade ediyor. Stratejik plan gereğince Kamu İlişkileri ve Mevzuat, İletişim ve Fuarlar, Ar-Ge ve Eğitim, Sektörel Katılım ve İşbirliği alanlarında projeler üretilecek. Ülkemizde tüm meselelere kısa vadeli bakmak bir alışkanlıkken Başkan Altınbaş’ın konuya yaklaşımı biraz farklı: “Almanya, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerle, Çin, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde sektörel stratejiler uzun vadeli yapılıyor. Küresel rekabete karşı, güçlendirmek amacı ile uluslararası bir kuruluşla çalışacak ve 10 yıllık stratejik plan hazırlatacağız. Bu planda dünya pazarlarını ve rakiplerimizi göz önüne alacak, sektörümüzün güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koyacak ve kısa, orta, uzun vadeli çözüm önerileri getireceğiz.”

İDMMİB Başkanı Altınbaş’a göre, Türkiye’nin dünya liderliğine oynayabilecek sektörleri arasında, kuyumculuk sektörü en şanslı olanı. Bunun için gerekli deneyim ve birikim sektörde mevcut. Bugün altın işçiliğinde ulaşılan kalite ve kapasite ile İtalya pazarının büyük bölümünü Türkiye’nin ele geçirmesi de bunun delili. Üretim gücünü ve kaliteli işçiliği, teknoloji, tasarım, pazarlama ve hizmetle geliştirmek gerektiğini dile getiren Altınbaş, şunları aktarıyor: “Amacımız ülkemizi mücevher tasarımı, üretimi, dağıtımı ve hizmetinde marka ülke haline getirmektir. Başka bir deyişle saatte İsviçre’nin yaptığını mücevherde başarmaktır.” Sektörde 3 bine yakın küçük ve orta ölçekli üretici faaliyet gösteriyor. 250 bin kişiye de istihdam sağlanıyor. Küçük işletmelerin öneminin farkında olduklarını ve bu işletmelerin teknoloji, pazarlama ve finansman gibi çok önemli ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini vurgulayan Altınbaş, KOBİ’lerin kurumsallaşmasının gerekliliğine de vurgu yapıyor.

Bunların başarılması için ihracat girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini kaydeden Başkan Altınbaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sektörümüz altında da, değerli taşlarda da tamamen dışa bağımlı olduğundan fiyatlar da bunlara bağlı olarak gelişiyor. Buna bir de yüksek vergiler eklendiğinde hareket edemez noktaya geliyoruz. Rakiplerimiz Çin, Hindistan, Hong Kong, Tayland’ın, ihracatçılarını desteklemek için temel girdilerde ithal vergilerini sıfır ya da sembolik düzeylerde tutmasına karşın bizde uygulanan yüksek ÖTV oranları kabul edilebilir değil. Birlik olarak bu konudaki beklentilerimizi hükümetimiz ve bürokrasimize anlatmak için işin uzmanlarına teknik bir rapor hazırlatacağız. Görülecek ki vergiler indirildiğinde asıl kazanan yine devletimiz olacaktır.” Sektörün imaj yönetimi için de Mücevher Tanıtım Grubu oluşturulacak.

Yeni İDMMİB Başkanı, marka ülke olmak için sadece kendi sektörlerinin çabasının yetmeyeceğini, topyekün bir çabanın gerekliliğini de ifade ediyor. Başkan, ayrıca geçmiş yönetimlerin bugüne kadar getirdiği bayrağı daha yukarılara taşımak üzere görevi devraldıklarını dile getiriyor ve bir önceki yönetime eski Başkan Atasay Kamer’in nezdinde teşekkür ediyor. Geleceğe yönelik yönetim felsefesinde ise kadrocu bir anlayışla değil de çoklu katılımla, şeffaf bir yönetim biçimiyle gerçekleştireceklerini söylüyor.

Yeni birlik yönetiminin hedefleri

İhracatını artırmak için; pazar araştırmalarından eğitime, fuar katılımlarından alım heyetlerine kadar birçok alanda destek verilmesine devam edilecek. Böylece kaynak kullanımında verimlilik artırılacak.

Amerika gibi geleneksel pazarlara alternatif olarak Çin ve Hindistan gibi gelişen yeni pazarlara da ağırlık verilecek.

Türkiye’nin ihracatında, birliğin payı yüzde 1,5 düzeyinden yüzde 5 seviyesine çıkarılacak.

Sektör için ucuz işçilik avantaj olmaktan çıktı. Yerine yenilikçilik, tasarım, lojistik, pazarlama ve kaliteli müşteri hizmeti konulacak. Getirisi yüksek olan bu alanda düşük fiyatla değil kaliteli, sofistike, özgün ürünlerle rekabetçi olunacak.

TÜBİTAK Bilim Ödülü, bu yıl Prof. Dr. Mehmet Şengün Özsöz’e verilecek. Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Analitik Kimya Anabilim Dalı Başkanı olan Özsöz, ödüle biyolojik madde algılayıcı sensörler (biyosensörler) alanında, “Elektrokimyasal Enzim ve DNA Biyosensörleri Geliştirme” konulu çalışmalarıyla hak kazandı.

Temel bilimler alanındaki çalışmalarla uluslararası başarı sağlayan Prof. Dr. Özsöz, “Bana çalışmalarımı yürütmem için 20 öğrenci verilsin, Türkiye’ye 20 yıl sonra bir Nobel kazandırayım. Burada önemli olan, Nobel’in kazanılıp kazanılmaması değildir. Sizi başarıya götürecek bir hedefiniz olmalıdır. Nobel, benim hedefim” dedi.

Özsöz, sözkonusu çalışmasının, yeni gelişen bir bilim alanı olup sağlık ve çevre konularında önemli yer tuttuğunu ve tıpta teşhis amaçlı kullanılan cihazların temelini oluşturduğunu belirtti. Özsöz, “Biyolojik maddeleri kullanarak kimyevi madde tahlili yapıyoruz. Sağlık ve çevre alanlarında, genetik ve bulaşıcı hastalıkların saptanmasında, ayrıca kanser teşhisinde kullanılan bir yöntemdir. Bugün hastanelerde kullanılan bütün yöntemlerin yüzde 95′i optiktir. Bizimkilerse elektrokimyevi algılamaya dayanır” şeklinde konuştu.

Doktora sonrası 1989 yılında ABD’ye gittiğini anlatan Mehmet Şengün Özsöz, “Daha önce yayınlarını takip ettiğim Dr. Joseph Wang’la görüştüm. Beni destekleyebileceğini söyledi ve orada iki yıl kadar kalma imkanı buldum. Yaklaşık 15 makalemiz oldu ve bir de patent aldık” dedi.

Yurtdışından bu konuyu öğrenmek ve araştırma yapmak için birçok kişinin geldiğini kaydeden Prof. Dr. Özsöz, “Üniversiteyi bitirdiğim 1970 yılından beri akademik ortamda yaptıklarımın bir sonucu olarak bu ödülü almam beni çok duygulandırdı. Üniversitelerimizin özellikleri sebebiyle 1980 yılına kadar bilimsel olarak pek bir şey yapamadım fakat yapmayı düşündüklerimi şekillendirdim” diye konuştu.

Almanya’da, Avrupa’da ilk defa elektrokimyevi DNA biyosensörleri (lab on chip) tasarımıyla ilgili araştırma yapan November Ag firmasının kendileriyle bilimsel araştırma anlaşması yaptığını ifade eden Prof. Dr. Özsöz, şunları söyledi: “Kendilerine araştırmalarında bilimsel destek sağladık. Öğrencilerimden Burcu Meriç’i oraya gönderdim ve proje, tamamen bizim desteğimizle yürütüldü. Bir Alman araştırma firmasının bilimsel olarak Türkiye’yi tercih etmesi çok büyük bir bilimsel katkıdır.”

Türkiye’nin, eğitilmiş insan gücüyle kalkınabileceğini ve bilime dayalı ekonomik kalkınmanın bu şekilde olabileceğine inandığını vurgulayan Özsöz, Avrupa Birliği’nin bilimsel öncelikleri arasında bilgiye dayalı biyoekonominin yer aldığını dile getirdi. Özsöz, “Biyoalgılayıcılar da bu kapsam içindedir. Bütün bunların altında yetişmiş insan gücü çok büyük önem taşır. Elimden geldiği ölçüde bütün bildiklerimi Türkiye genelinde gençlerle paylaşmaya, biyoalgılayıcılar konusunda yetişmelerini sağlamaya çalıştım” dedi.

Kaynak:Haberler

Asya Card DIT adıyla yeni bir kart çıkaran Bank Asya , katılım bankaları arasında temassız kart uygulamasına geçen ilk kuruluş oldu.

Master Card Güneydoğu Avrupa Genel Müdürü Özlem Erçelen İmece Asya Card DIT ‘ın taşıdığı özellikler itibariyle dünyada sayılı, Avrupa ‘da ise ilk uygulama olduğunu belirterek ‘Tüketiciler hız istiyor, kolaylık ve güvenlik istiyor. Vakit herkes için çok değerli ve zamanı tasarruf etmek de mümkün değil. Tüketiciler kart teknolojileri konusunda artık daha fazla talepkar. Bu nedenle temassız kartlar geleceğin teknolojisi olacak’ dedi.

-Bank Asya Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Koordinatörü Ünsal Sözbir , ‘Temassız kartta Türkiye ‘de yeni bir pazar oluşuyor. Kart pazarında kartlar yeniden karılacak düşüncesindeyiz. Biz de giderek artan bu rekabete artık ciddi bankalarla aynı düzeyde başlıyoruz’ diye konuştu.

-Sözbir , ‘Toplu taşımacılıkta önemli bir potansiyel var. Kayseri Belediyesi yakın bir zaman önce temassız kart için ihale yaptı. Ankara ‘da EGO yine ihaleye hazırlanıyor. Bursa , antalya gibi diğer illerde de bu yönde bir çalışma var. Bizim de yoğun görüşmelerimiz sürüyor. Piyasa hızlı gelişecek. Ancak bu ihalelerin nasıl yapılacağı konusu da önemli. Belki bankalar aralarında konsorsiyum oluşturarak da girebilirler’ değerlendirmesini yaptı.

MasterCard ödeme sistemlerinde ileri teknoloji olarak görülen ‘temassız kart’ uygulamasını bankaların ardından katılım bankacılığı sektörüne de taşıdı. Asya Card DIT adıyla yeni bir kart çıkaran Bank Asya , katılım bankaları arasında temassız kart uygulamasına geçen ilk kuruluş oldu.

Asya card DIT isimli temassız kart özelliği de taşıyan yeni kredi kartının tanıtımı dolayısıyla düzenlenen basın toplantısına katılan Bank Asya Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Koordinatörü Ünsal Sözbir ‘ Temassız kart uygulamasına geçmek için ciddi arayışlarımız vardı. Öncelikle ulaşımda odaklanmıştık. Ancak belediyeleri bu konuda ikna etmekte zorlandık .Ulaşımda ilk uygulamamız kahraman Maraş ‘ta başlatıldı. Maraşlılar artık otobüslere temassız kart kullanarak binebilecekleri gibi, aynı kartla New York Metrosu ‘nda da seyahat edebilecekler. Biz Master Card ‘dan hem dans eden hem şarkı söyleyen hem de alkış tutan bir kart geliştirmesini istedik. Asya Card DIT tam böyle bir kart oldu’ dedi.

Ünsal Sözbir , ‘Temassız kartta Türkiye ‘de yeni bir pazar oluşuyor. Kart pazarında kartlar yeniden karılacak düşüncesindeyiz. Biz de giderek artan bu rekabete artık ciddi bankalarla aynı düzeyde başlıyoruz’ diye konuştu.

AVRUPA ‘DA İLK UYGULAMA

Master Card Güneydoğu Avrupa Genel Müdürü Özlem Erçelen İmece de yaptığı konuşmada Asya Card DIT ‘ın taşıdığı özellikler itibariyle dünyada sayılı, Avrupa ‘da ise ilk uygulama olduğunu belirterek, ‘Modern dünyada hayat gittikçe hızlanıyor. Tüketicilerin de bu hıza ayak uydurması zorunluluk haline geldi. Biz, MasterCard olarak kredi kartı kullanıcılarının hayatını kolaylaştırmayı ve günlük hayatlarına hız katmayı hedefliyoruz. Bu anlamda hem dünyada hem de Türkiye ‘de öncü durumdayız. Bank Asya ile gerçekleştirdiğimiz işbirliği de MasterCard PayPass ‘ın, Avrupa ‘da ilk olarak kullanıldığı ülke olan Türkiye ‘de yaygınlığının artması açısından çok büyük bir adım’ diye konuştu.

TÜRKİYE ‘DE 5 BİN NOKTADA GEÇERLİ

Bugün tüm dünyada 28 milyonun üzerinde MasterCard PayPass kartı ve cihazı bulunduğunu ve dünya çapında 109 bin satış noktasında kabul gördüğünü, Türkiye ‘de ise 5 bin noktada temassız kartın geçtiğini kaydeden Özlem Erçelen İmece , ‘Bozuk para taşımak istemeyen, kendilerine düşük tutarlı alışverişlerinde hızlı ve güvenli bir ödeme yöntemi arayan herkes fastfood restoranlarından gazete bayilerine, stadyumlardan taksilere, otobüslere, metrolara hatta sinemalara kadar bir çok noktada geçerli olan MasterCard PayPass ‘i tercih ediyor’ dedi. Özlem Erçelen İmece , kredi kartlarının da ilk çıktığında çok sınırlı alanda geçerli olduğunu ve şimdi hayatın bütününe yayıldığını hatırlatarak, ‘Temassız kart sonuçta yeni bir teknoloji. Bir yere sadece makine koymakla yetmiyor.İnsanların da buna inanması lazım. Temassız kart teknolojisi geliştikçe yaygınlığı da hızlı bir artış gösterecek’ değerlendirmesinde bulundu.

NAKİTE GÖRE YÜZDE 64 DAHA HIZLI

Temassız kartın giderek hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ve daha da yaygınlık kazanacağını söyleyen İmece , ‘Tüketiciler hız istiyor, kolaylık ve güvenlik istiyor. Vakit herkes için çok değerli ve zamanı tasarruf etmek de mümkün değil. Tüketiciler kart teknolojileri konusunda artık daha fazla talepkar. Bu nedenle temassız kartlar geleceğin teknolojisi olacak’ diye konuştu. İmece ,temassız kart sayesinde ödemelerin nakite kıyasla yüzde 64 daha hızlı gerçekleştiğini ve bu sürenin 1 saniyeden bile az olduğunu dile getirerek, 35 YTL ‘nin altındaki harcamalar için temassız kartın ideal bir ödeme aracı olduğunu söyledi.

OTOYOLLARDA VE KÖPRÜLERDE GEÇERLİ

Bank Asya Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Koordinatörü Ünsal Sözbir , Asya Card DIT ‘ın aynı zamanda bir kredi kartı olduğunu kaydederek, ‘Asya Card DIT kullanıcıların bugüne kadar farklı kartlar aracılığı ile gerçekleştirebildikleri tüm işlemleri ilk kez tek bir kartta topluyor . AsyaCard DIT , kullanıcıların hem temaslı hem temassız ödeme yapmalarına, internetten güvenle alışveriş yapmalarına, internetten ödeme kartlarına kontör (para) yüklemelerine, kartlarını köprü, otoyol geçişlerinde ve ulaşımda kullanmalarına olanak tanıyor. Asya Card DIT aynı zamanda KGS özelliklerini de taşıyor. Kart sahipleri 35 YTL ‘nin altındaki tüm harcamaları provizyon gerektirmeden rahatlıkla yapabilecekler. Kaybolması halinde sonuçta bir risk taşıdığı için günlük limit tümüyle kullanıcıların isteğine bağlı olarak belirlenebiliyor’ dedi. Ünsal Sözbir , Bank Asya olarak yıllık kart ücreti almadıklarını, finansman gideri yansıtırken dehesap kesim tarihini değil, son ödeme tarihini temel alarak kullanıcılara ilave 10 günlük süre kazandırdıklarını hatırlattı.

YEREL YÖNETİMLERLE GÖRÜŞÜYORUZ

Sözbir , kayıt dışı işlemlerden kayıtlı işlemlere geçiş açısından temassız kartların önemli bir işlevi olacağını belirterek, ‘Herkes örnek bir uygulama görmek istiyor. Maraş bizim için bir ilk ve örnek uygulama olacak. Birçok ilde yerel yönetimlerle görüşmelerimiz sürüyor. Toplu taşımacılıkta önemli bir potansiyel var. Kayseri Belediyesi yakın bir zaman önce temassız kart için ihale yaptı. Ankara ‘da EGO yine ihaleye hazırlanıyor. Bursa , antalya gibi diğer illerde de bu yönde bir çalışma var. Bizim de yoğun görüşmelerimiz sürüyor. Piyasa hızlı gelişecek. Ancak bu ihalelerin nasıl yapılacağı konusu da önemli. Belki bankalar aralarında konsorsiyum oluşturarak da girebilirler’ değerlendirmesini yaptı.

POS KİRLİLİĞİNİ TEMASSIZ KART AŞAR

Sözbir , sadece ulaşım alanında odaklanmak istemediklerini, hayatın birçok alanında temassız kartların büyük rahatlıklar getireceğini ve Türkiye ‘de fast food sektöründe de hızla yaygınlaşacağını dile getirerek, ‘Üye işyerlerinde bakıldığında büyük bir POS makinesı kirliliği görülüyor. İşyerlerini yeni bir makine daha koymak için ikna etmek kolay değil. Temassız kart bu yöneyle işyerleri için de büyük bir yenilik olacak’ dedi.

ANKA

Kaynak: Rota Haber

Doğuş grubu ve Orjin grup ortaklığıyla İstanbul İstinye’de inşa edilen İstinyePark Alışveriş Merkezi ziyarete açıldı. Merkezin resmi açılışnın ise ekim ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapılacağı açıklandı. İstinyePark Alışveriş Merkezi’nin arsa payı hariç 270 milyon dolara mâl olduğunu söyleyen İstinyePark Genel Müdürü Hakan Kurt, bölgenin ulaşımını rahatlatacak kavşak inşaatlarının devam ettiğini belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne İstinyePark’ın bulunduğu yol güzergâhları üzerinde 3 kavşak inşaatı yapmayı taahhüt ettiklerini belirten Hakan Kurt şunları söyledi: “Belediye’ye ‘Siz yeter ki bize kavşak yapacak imkânı verin, biz trafiği rahatlatmak için üzerimize düşeni yaparız’ dedik. Bu çerçevede 3 adet kavşak yapmayı taahhüt ettik. 25 milyon dolarlık bir ek yatırımla hayata geçecek olan 3 kavşaktan ikisi ekim sonunda çalışır hale gelecek. Bunların biri İstinye metro istasyonu civarında, diğeri de İstanbul Menkul Kıymetler Borsası yakınlarında bulunuyor.”

Yılda 20 milyon ziyaretçi

İstinyePark’ın Amerikalı mimar grubu tarafından yapıldığını ifade eden Kurt, “Burası mimarisiyle, alışveriş caddesi ve nostaljik klasik pazar yeriyle diğer alışveriş merkezlerinden çok farklı” dedi.
Toplam 270 bin metrekare inşaat alanı bulunan İstinyePark’ta 91 bin metrekare kiralanabilir alan ve yaklaşık 300 mağazanın yer aldığını anlatan Hakan Kurt, haftaiçi 40 bin, haftasonu 75 bin kişinin ziyaret etmesi beklenen merkeze yılda 20 milyon kişinin gelmesini tahmin ettiklerini söyledi. Kurt, “İstinyepark’a Körfez ülkelerinden, Orta Asya Cumhuriyetleri’nden ve Rusya’dan da ziyaretçilerin gelmesini bekliyoruz” dedi.

Araba müzesi de olacak

Kurt, 3 bin araçlık otoparkı bulunan merkezde bir kültür sanat müzesi ile araba müzesinin de oluşturulacağını anlattı. Merkezde, Hillside City Club İstinye’nin çeşitli spor tesisleri, açık-kapalı havuz, spa merkezi ve 12 sinema salonuyla AFM de yer alıyor.
Son 20 daire satışa çıkıyor

İstinyePark’ın 420 daireden oluşan konut bölümü de tamamlanmak üzere. Konutların 400′ünü satan ve ilk etap konutları kasımda teslim etmeye hazırlanan Doğuş ve Orjin grup ortaklığı kalan son 20 daireyi de 2007 yılının sonuna kadar satışa çıkarmayı planlıyor.

40′a yakın kafe ve restoran bulunuyor

İstinyePark’ta 300′e yakın mağaza, 40′a yakın kafe ve restoran bulunuyor. Armani Jeans, DKNY Jeans, Dolce&Gabbana, Ferre, Gucci ve Paul Smith, Vakko, Mavi Jeans, Gilan, Machka, Derishow gibi markaların yer aldığı alışveriş merkezinin 91 bin metrekarelik kiralanabilir alanının 15 bin metrekaresinde Beymen ve Boyner ile Beymen’in temsil ettiği yabancı markalar faaliyet gösteriyor.

Alışveriş meydanı ve nostaljik pazaryeri
İstinyePark’ın en dikkat çekici mekânları kapalı pazar yeri ve park bölümü. Geleneksel Türk mimarisinden esinlenerek oluşturulan nostaljik pazaryerinde her biri ayrı bir işletme olarak hizmet veren kasap, manav, balıkçı, baharatçı, bakkal, fırın, kuru kahveci, şekerlemeci, tütün ve içki dükkânlarının yanı sıra Osmanlı mutfağının hâkim olduğu bir lokanta bulunuyor. Hakan Kurt, nostaljik pazarın Beşiktaş Pazarı, Kadıköy Çarşısı ve Beyoğlu Balık Pazarı konseptinde tasarlandığını söyledi. Kurt, “Nostaljik alışverişi hayata geçirmeyi hedefledik” dedi.

Alışveriş caddesi

Açık alandaki park bölümünde ise bir alışveriş caddesi havası hâkim. Bu bölümde yeşil park alanı, su ve lazer oyunlarının yapılacağı süs havuzuyla Burberry, Chloe, Coach, Etro, Gucci, Hugo Boss, Louis Vuitton, Paul Smith gibi markaların mağazaları yer alıyor.
Ayrıca alışveriş merkezinin diğer bloklarını alışveriş caddesiyle birbirine bağlayan bulvar bölümünde GAP, Park Bravo, Mango, Paul&Shark, La Perla gibi giyim markalarının yanı sıra, Esse, Darty, Teknosa gibi elektronik eşya, Zara Home ve Chakra gibi ev ve dekorasyon mağazaları hizmet veriyor.

« Previous Entries Next Entries »